1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Paramız yok, geberin!..
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Paramız yok, geberin!..

A+A-

Kıbrıs Türkünün son yıllarda ortak paydalarda buluştuğu tek konu, Teknecik ve Kalecik santrallerinin zehir tüten bacaları.

Güney Kıbrıs’a elektrik vermeye başlayınca bacadan çıkan duman daha fazla görülmeye başladı ve panik arttı…

Özellikle bu bölgelerde yaşayanlar koruk içinde yaşıyorlar ama ellerinden gelen de bir şey yok!

Bu ortak paydaya hükümette dahil…

Onlar da durumun ciddiyetini kavramışlar ama ellerinden bir şey gelmiyor.

İlgili bakan da açık açık söylüyor, ‘paramız yok’ diye!

Bu ne demektir?

Paramız olmadığından dolayı gözünüz arkada kalmadan ölebilirsiniz…

Yani geberin!

Siz ister ağlayın isterse gülün.

Benim son günlerde öyle bir sinirlerim bozuk ki, ne gülebiliyorum ne de ağlayabiliyorum.

Bayram tatili bir an önce gelsin diye de gün sayıyorum.

Aslında evden hiç çıkmasam, hiç gazete okumasam, televizyon seyretmesem bütün rahatsızlıklarım geçecek ama o da mümkün değil.

Eğer bu ülkenin 10 milyon TL’lik bir filtre alacak parası yoksa ve halkını bile bile zehirliyorsa, insanın sinir sisteminin devre dışı kalması anormal midir ki?...


Sevgili okurlar elimde kendi adıma düzenlenmiş Kıb-Tek faturası var.

Faturaya  123.24 TL’lik bir elektrik tüketmişim.

Aslında rakam 100.29 TL ama 11.29 TL maktu ücret var, 11.20 TL de KDV ücreti.

Yani toplamda 123.24 TL ediyor.

Şimdi ben ne muhasebe uzmanıyım ne de başka bir şey.

Tamamen düz mantık yapıyorum.

Bu ülkede 140 bin tane elektrik sayacı var.

Ve herkes hiç elektrik tüketmese ayda devlete 11.29 TL maktu ücret ödemek zorunda.

Yani, biz vatandaşlar toplamda devlete 1.5 trilyon lira hiç elektrik tüketmeden ödüyoruz.

Bir o kadar daha KDV olduğunu düşünürsek eder mi ayda size 3 trilyon lira.

Bu da demek ki üç ay bu paralar bir havuza konsa ve üç ay sonunda Teknecik’e filtre takacak para kendiliğinden birikir.

Sonuçta da bu büyük sorun ortadan kalkar…

Ben bile yarım aklımla bunları düşünebilirken bir ülke bakanının, para yok diye zırlamasının ne anlamı var Allah aşkına?

Bir yönetim bu kadar mı ülkeyi yönetmekten aciz olur, söyler misiniz?

İyilik yap, ama gizli yap!

Kur’an-ı Kerim’de insanların iyilik yapması için onlarca ayet var.

Bunların bir çoğunda da yapılan iyiliklerin gizli olması kaydıyla değer kazanacağı belirtiliyor.

Bizim Müslimler ise bunun tam tersini yapıyor!

Yıllardır sinir olmuşumdur, bayramda seyranda kapı kapı gezerek hastalara ve yaşlılara yardım edenlerin resimlerinin boy boy fotoğraflarına…

Yine aynı terane gidiyor…

Gazetelerde çarşaf çarşaf resimler yayınlanıyor.

Vatandaşa gıda yardımı yapıyorlarmış sözde!

Yardımlar da çöp poşetlerinin içinde…

Bunlar sevap işlediklerini zannediyorlar ama, büyük günaha giriyorlar…

Hele de iftar sofralarında yüzlerinde iki okka makyaj olan bayanlar!


Okur Görüşleri
 
“Allaha havale ediyorum”

“Sevgili Levent Özadam,

Mağaza sahibi memur oldu isimli yazınızı üzüntü ile okudum. Nasıl oluyor da insanlar haksız yere elde ettikleri kazançları içlerine sindirebiliyorlar. Ama ülke çalışmadan para alan müşavirler, çalışmadan para alan memurlar ve müdürlerle dolu. Artık insanların değil hükümete “devlete” bile güvenleri kalmadı. Devlet sözcüğü ne acı ki ülkemiz için içi boş bir kavramdan öteye gidemiyor. Tüm bu haksız kazanç elde edenleri ve kendin kurtarmak için KKTC’nin varlığını değersi kılanları bu mübarek günlerde sadece Allaha havale ediyorum…”

(Eski KTHY çalışanı)   


“Nerede bu devlet?”       

“Sayın Levent Özadam,  

Düşünüyorum da iyi ki bu yıl Çevre Yılı İlan edildi.  Yoksa korkarım hepimiz pislikten ölebilirdik. Sadece lafla devlet olmamız gibi Çevre Yılı ilanımız da laftan öteye gidemiyor. Gidin bir Mağusa sahillerini görün lütfe. Bunlar mübalağa değil sahiller çöpten, poşetten geçilmiyor. İnsanlar da o kadar cahil ki kendi kullandıkları denizi gözlerini bile kırpmadan kirletiyorlar. Bu yıl sadece kaplumbağalar pislikten nasibini aldı. Ancak zaman içinde balıklarımızı kaybetmekle kalmayıp denize akan kanalizasyon suları ile birlikte insanların da pek çok hastalığa yakalanacağı gün gibi ortada. Ormanlarımızı zaten kaybettik. Devletin bu konuda hiçbir çabası yok. Dikkat edin lütfen neden yangınlar hep deniz kenarlarında ya da ülkenin en güzel bölgelerinde çıkıyor. Girne Boğazı, Kayalar Köyü yada Bellapais gibi.. . Çünkü son kalan ormanları da imara açmaya çalışıyorlar. Sanki önceden ağaçları kesip de yaptıkları evleri çok satmışlar gibi. Kimse farkında değil belki ama bu insanlar hepimin geleceği ile oynuyorlar. Ülkeyi her geçen gün yaşanmaz hale sokuyorlar. Bende soruyorum size, nerede bu devlet diye?..”

(Seher AKTAŞ-Girne)

levenet.20110823085627.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Sümer AYGIN, dün basında da adı geçen Rıse Construction adlı şirketle yakın ilişkiniz olduğu yönünde sizin bölgeden  ihbarlar alıyoruz. Bazıları bu ilişkinin peşine düştü haberiniz olsun.

Sayın Hasan TAÇOY, son günlerde zamanınızın çoğunu Saray’da geçirdiğiniz gözlemleniyor. Bundan ne mana çıkaracaklarını da bilemiyorlar. Bu sıralar mesnetsiz dedikodulara aman dikkat!

Sayın Ersan SANER, önceki gün akşam Yeniboğaziçi festivalinde oğlan sizi epey yormuşa benziyor. Hele de bütün oyuncaklara binmek isteyince peşinden koşturmaktan illallah etmişsiniz. Erkek babası olmaz kolay olmasa gerek değil mi?

Sayın Kamil KAYRAL, emiklilik işlemleri artık başlamış ve gün sayıyormuşsunuz. Oğlan da askerden geldiğine göre artık güzel bir iş yeri kurarsınız değil mi? Yoksa sizde mi oğlanı devlete aldırmak için çalışacaksınız?

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, belinizdeki rahatsızlık nedeniyle Ankara’ya uçmaya hazırlanıyormuşsunuz. Büyük geçmiş olsun diyoruz, bakanlık koltuğunda otururken Ankara’nın kıymetini iyi bilmek lazım değil mi?

Sayın Ekrem TOKLUCU, sizin de veda zamanınız gelmiş ve valizleri toplamaya başlamışsınız. Umarız yerine gelecek olanlar en az sizin kadar Kıbrıs Türküne değer veren kimselerdir. Artık tatil için geldiğinizde belki külliye de bitmiş olur.

Sayın Ramazan ÖZÇELİK, ABD’den hem oğlan hem de torun gelmiş tatilin keyfini çıkarıyormuşsunuz. Ancak beleşçi basın mensuplarından hayli muzdarip olduğunuz söyleniyor. İdare edeceksiniz artık. Bundan böyle ÖRP’nin toplantıları havuz başında olur değil mi?

Sayın Hasan SUNGUR, çalışan her kişiye vatandaşlık verilmesi konusundaki fikirlerinizde ciddi misiniz yoksa birilerine yaranmak mı için mi böyle saçma sapan bir açıklama yaptınız? Valla cin gibisiniz maşallah!

Sayın Tekin KÖSE, partiye küsmüşsünüz ve görevden alındıktan sonra bir kez dahi uğramamışsınız. Siz yatın kalkın dua edin de geçmişteki kiralanan arazilerin peşine kimse düşmedi.

Sayın Ahmet KAPTAN,  hafta sonu aşırı sıcaklardan öyle bir bunalmışsınız ki Koca Reis plajında balinalar gibi yüzdüğünüz görülmüş. Doğrusunu söylemek gerekirse değme yarışmacılara taş çıkartmışsınız.

Sayın Mehmet DARBAZ, maaş almadan devlette çalışmak angarya sayılır ama birkaç kişinin işini  tek başınıza yaptığınızdan dolayı sizi tebrik ederiz. Ne varsa eskilerde var umarız gençler sizi örnek alırlar…

Sayın Oğuz KÖSE,  mesai saatleri içerisinde sık sık televizyon ve radyo programlarına katıldığınızdan dolayı işinizin başında durmadığınız ve Yataklı Tedaviler müdürü tarafından uyarıldığınız öğrenildi. Bir de şu eylem günlerindeki izinsiz daireyi terk etme meselesi bu sıralar çok konuşuluyor, bilesiniz.

Sayın Afet ÖZCAFER,  bu günlerde hayli yoğun bir tempoda oğlunuz Raşit’in düğün davetiyelerini dağıtmakla meşgul olduğunuz görülüyor. İyi ki meclis tatilde yoksa nisap için çok aranacaktınız, kolay gelsin.

Sayın Göktürk ÖTÜKEN, yakın çevrenizden milletvekili adaylığı için yoğun baskılar geldiği ve büyük ihtimalle de teklifleri kabul edeceğiniz söyleniyor. Meclis’te bir meslektaşın sektörü temsil etmesinde bizce bir mahsur yok. Siz yeter ki parti içinde biraz göz doldurun.

Sayın Şerife ÜNVERDİ, Mağusa’da bir partilinizin iş yerine yapılan baskında çalışma izinsiz çok sayıda kişi çalıştırdığı tespit edilmiş ve kestirdiğiniz para cezası herkesi memnun etmiş. Dua edin de seçim bölgeniz orası değil, yoksa işiniz epey zordu.

Sayın Mustafa ERSOY, Metropol artık vatandaşı sığmıyor, genişletme zamanı gelmedi mi? Yük arabaları günün bazı günlerinde çarpışan otomobilleri andırıyor. Bizden iletmesi…

Sayın Nazmi PINAR, yeterlilik sınavını geçerek yüzde 20’nin içine girmeyi başarmışsınız tebrik ederiz. Bir de kadrolu işe geçebilirseniz ne mutlu size.

Sayın Mustafa UĞURLU, top sakal ve kot pantolonla şimdi tam bir emekli oldunuz ama yakında kapınız çalınır ve havacılıkta sizin gibi tecrübeli birisini boşta bırakmazlar. Onun için boş zamanlarınızı doya doya yaşayın, yoğun bir tempo sizi bekliyor olabilir.

Sayın Sami OSMANLI, şu sıralar parti içinde paylaşılamıyorsunuz bunun değerini iyi bilin. Hele de yakında bir seçim olursa dileyin ne dilerseniz. Siyasette gelecek vaat eden gençlerimiz arasındasınız, bunun kıymetini bilin.

Sayın Coşkun BUNDAK, sizin de çaktırmadan milletvekilliğine hazırlık yaptığınız söyleniyor. Ancak gençler olarak işbirliği yapmazsanız eski kurtlar sofrasında sadece çerez olursunuz. Şimdiden örgütlenmeye bakın.

 

Günün Fıkrası : Panjur

Dursun: Evinin panjurlarını indirmelisin. Dün gece seni karını öperken gördüm. 
Temel: Hadi ya? Çok komik. Dün gece evde bile değildim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum