1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Parayı alan şikeciler KKTC’ye gelmiş!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Parayı alan şikeciler KKTC’ye gelmiş!

A+A-

 

Fenerbahçeli değilim ama içine düştükleri duruma üzüldüm.

Kulüp adına değil, taraftar adına üzüldüm.

Kulüp bu işten para kazanır, futbolcular köşe olur, taraftar ise sadece yüreğine koyar takımının yoluna…

Türkiye’ye sarsan şike olayı KKTC’ye sıçramasa şaşardım doğrusu…

Geçen akşam TRT 3 spor kanalında izliyorum yapılan açıklamaları, izledikçe de gözlerim fal taşı gibi açılıyor.

Şike yapan futbolcular parayı kaptıkları gibi bir bir KKTC’ye gelmişler, parayı aklamak için…

Hele bir tanesi Girne’de bir gazinoya girmiş ve 300 Euroluk kumar oynamış.

Sonra dönmüş Türkiye’ye ve polis hesabındaki yüklü parayı tespit edip de sorunca nereden bulduğunu o da cevap vermiş;

KKTC’ye gittim ve kumarda kazandım!

Şimdi Türkiye polis teşkilatı, KKTC polis teşkilatı ile işbirliği yapıp parayı kapıp KKTC’ye koşan futbolcuların gazino kayıtlarını inceliyor, hummalı bir şekilde!    

 

Dünyaya kazık çakacaklarını zannedenlere…

 

Ölümün eşiğinde, Büyük İskender komutanlarını çağırıp son üç arzusunu iletmiş.
-Tabutu dönemin en iyi doktorlarınca taşınmalı.
-Elde ettiği tüm zenginliğinin [altın, gümüş ve değerli taşlar] yol boyunca tabutu mezara gelene kadar serpiştirilmeli.
-Elleri, herkesin görebileceği şekilde tabutun dışına sarkmalı.  

Komutanlardan biri, şaşkın, nedenini sormuş.  

 Büyük İskender, açıklamış:  

-En ünlü doktorların taşımasını şu nedenle istiyorum: Herkes bilsin ki,  Doktorlar ne kadar iyi olursa olsun, onlar bile ölümün karşısında çaresizdir.

-Yerlere serpeceğiniz değerlerim de gösterecektir ki:  Bu dünyada elde ettiğimiz zenginlik, bu dünyada kalır.

-Ellerim tabutun dışında kalsın ki, herkes bilsin: Bizim için en değerli şey olan zamanımız tükenince, boş ellerle doğduğumuz gibi, boş ellerle de gideriz.

 

Denktaş’ı yalnız bıraktılar!

 

Bir süre önce rahatsızlanarak YDÜ Hastanesi’ne kaldırılan burada ki başarılı tedavisi tamamlanıp önceki gün taburcu olan Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş, hastane çıkışında sadece ailesi ve basın mensupları tarafından uğurlandı.

Ne hükümetten ne de muhalefetten kimsenin katılmadığı gözlenirken, kendisine yakın bazı dernek ve kuruluşların temsilcilerinin de bulunmaması yadırgandı.

Bir okurumuz bunu ‘vefasızlık örneği’ olarak dile getirirken, bir başka okur da, şimdiye kadar yanında görülüp siyasi rant elde edenlerin nerede olduğunu sordu…

Bizce de birazcık vefasızlık oldu doğrusu…

 

Okur Görüşü

“Uğural görevden alınmalı!”

 

“Sayın Özadam,

Bu kamu hizmetlerinin ilk icraatı değil ki!

4 sene öncede eşimle ilgili bir yanlış karar aldılar. 3 kişi için açılan münhal için 2 kişi başvurdu. Sınavı geçmesine rağmen işe başlatılmadı. 4 yıl süren hukuk mücadelesi sonucu ataması yapıldı. O kurulda bulunanların hiç birinin yetkisi yok sadece ve sadece tek yetkili Çetin beydir. Kimsenin o varken konuşmaya hakkı olamaz o kurulda!

İsterseniz onlarla tek tek görüşün, aynı cevabı alacaksınız. O yüzden şimdi yapılacak tek iş bir an önce o adamın o görevden alınmasıdır…”

(İbrahim BAKICI)

 

Okur Görüşü

“Bazı şeyler yürek ister…”

 

“Kamu Hizmeti Komisyonu üyelerine baktığımda UBP'nin komisyonu alabandasına alamayacağı bir yapı görüyorum. Şimdi konu mahkemeye gidince anlaşılır herhalde. Karara itiraz şerhi düşülerek altına kaydedilmiş olmalıdır. Konu açıklamasıyla birlikte yargıçların önüne gider. Karar için bakalım ne gerekçe uydurdular. Yok eğer hiçbiri yoksa, o zaman yargı herkese bir şeyler söyler. Anlarlar mı? Bunca yıl ya söylenmedi; ya da söylenen anlaşılamadı!
Yaratıcı düşüncenin esir edildiği yerde hiç bir şey olmaz!

Yaratıcı düşünce; Matematik ister, bilim ister, hukuk ister, adalet ister, ahlak ister ve de yürek ister. O bizim buralarda ölüp gömüleli çok oldu…”

(Mehmet BARIŞSEVER)

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Hüdaverdi İYİKAL, tamam anladık yakında yaş haddinden dolayı emekli olacaksınız ama Tapu Dairesi gibi önemli bir kuruluş artık işlemez hale geldi. Şikayetler sadece vatandaştan değil artık bakanlıktan da yapılmaya başladı. Masanızın üstündeki yüzlerce dosya ilginizi bekliyor.

Sayın Suat GÜNSEL, İlahiyat Fakültesi hayırlı ve uğurlu olsun. Siz akıllı ve yatırımı seven bir iş adamısınız tek isteğiniz bu devlet yeteri kadar arkanızda değil. Devlet ortalıklarda olmayınca da boşluk oluyor ve boşluğu doldurmak isteyenler değil mi?

Sayın Serdar DENKTAŞ, Denktaş bey dün taburcu edilirken mutluğunuz yorgun da olsa gözlerinizden okunuyordu. Ortalıkta tek bir siyasetçinin bile olmaması sizin de garibinize gitmiştir muhakkak…

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, sigarayı bırakamazsınız dedik diye inat edip içmemekte direniyormuşsunuz. Helal olsun doğrusu. Bu arada diyet ve spora başlamazsanız, yakında en az 20 kilo alır, ayna karşısında ağlarsınız, bilesiniz…

Sayın Mustafa DEMİRCİOĞLU, Lefkoşa-Mağusa yolunda gündüz yanan lambaların sorumluluğu sizin üstünüzdeymiş. Tamiratları bir an önce bitirin, vatandaş bu sıralar kızacak bahane arıyor…

Sayın Feridun ÖNSAV, sizin dairenin önündeki bayraklar da böyle ne çabuk eskiyor? Biraz paraya kıyın da iyisinden alın bari, neredeyse korsan gemilerindeki bayraklara dönmüşler…

Sayın Lütfi ÖZTER, hükümetin sigortalar yasa taslağını geri çekmesinde sizin yazılarınız önemli katkı sağladı. Emeğinize sağlık diyoruz. Yanlış hesap bakalım Bağdat’tan dönecek mi?

Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, Türkiye’de bir milyon Fenerbahçeli TC vatandaşlığından çıkacakmış. Siz de TC vatandaşı olduğunuza göre, fanatikliğinizi de göz önünde tutarsak taraftara uyacak mısınız? Yoksa şimdi sırası değil mi?

Sayın Perihan AZİZ, TAK Yasası Meclis’ten geçtiği için artık gönül rahatlığıyla emeklilik işlemlerini başlatacağınızı duyduk. Ama siz emekli olduktan sonra da boş durmaz ve ucundan köşesinden mesleğe devam edersiniz değil mi?

Sayın Turgay AVCI, Egemen Bağış Kıbrıs işlerinden sorumlu bakan olmayınca uzun bir süre hayal kırıklığı yaşamışsınız. Ama yine siz bir yolunu bulur ve Ankara ile köprü olacak birilerini bulursunuz, kuşkumuz yok…

Sayın Cafer GÜRCAFER, biraz geç kalsanız da memleketin bazı değerlerine sahip çıkmanız kamuoyunda memnuniyet yarattı. Bu arada haftaya yapacağınız eylemin şimdiden katılım büyükmüş. Hadi bakalım hayırlısı…

Sayın Koral BOZKURT, haftanın yorgunluğunu tekne ile balığa açılarak çıkarıyormuşsunuz. Ancak tuttuğunuz balıkları dostlarla paylaşmakta yarar var. İnsan sadece kendine Müslüman olmamalı…

Sayın Candan AVUNDUK, Koop-Süt’e talip olmanız bu ülke insanı olarak yapılacak en doğru işti. Ancak önünüzde şimdi iki büyük engel var; Bir tanesi Ülker Grubu, diğeri de sendika yönetimi…Yolunuz açık olsun…

Sayın Şener ELCİL, Başbakan Erdoğan’ın KKTC ziyaretini provokasyon olarak değerlendirirseniz, Rum papazlardan farkınız kalmaz. Onun için yıkıcı değil yapıcı bir şeyler düşünmek lazım değil mi?

Sayın Güven ARIKLI, iyisiniz hoşsunuz ama sizi sevenleri çileden çıkarıyorsunuz ve verdiğiniz sözleri yerine getirmiyorsunuz. Bilirsiniz söz vermek başka bir şeye benzemez.

Sayın Talip ATALAY, İmam Veli Özsorun belki mesleği ile ilgili büyük bir suç işledi ama büyük bir cesaret örneği göstererek en azından aşkına sahip çıktı. Müslümanlıkta affetmek vardır, bir de bu yönden düşünün lütfen.

Sayın Şehmuz BARUT, yılların8 hayat arkadaşı eşinizin vefatını üzüntü ile öğrendik. Merhumeye Tanrı’dan rahmet size ve yaslı aileye sabır ve başsağlığı dileriz. Allah geride kalanlara sağlıklı uzun ömürler versin…

Sayın Derviş EKMEKÇİ, bir gazetenin yanlış yayını sonucu başınıza gelenlere üzüldük. Birileri kuyuya bir taş attı ve şimdi o taşı çıkarmak size kaldı. Geçmiş olsun diyoruz…

LL 887 plakalı aracın sürücüsü; dün saat 14.30’da Başbakanlık kavşağında sadece kırmızı ışık ihlali yapmadınız, aynı zamanda u dönüşü olmayan kavşaktan dönerek herkesi tehlikeye soktunuz. İyi de halt ettiniz!          

 

Günün Fıkrası

 

Kredi kartı

 

Uluslar arası bir toplantı için bir Alman, bir Fransız, bir İngiliz, bir İtalyan ve bir Türk Atina'da tavernaya giderler.
Biraz sonra bir dansöz sahne alır. Alman'ın önüne gelip bel kıvırmaya başlar.
Alman ne yapacağını bilmez. Türk Alman'a para basmasını söyler.
Alman cüzdanını çıkarır ve 100 Euro'yu dansözün sağ sutyeninin içine sokar.
Dansöz Fransız’ın önüne gelir. O da 100 Euro'yu dansözün sol sutyeninin içine sokar.
Sıra İngiliz’e geldiğinde o da 100 Euro'yu dansözün göbeğine yapıştırır.
İtalyan'da 100 Euro'yu dansözün alnına yapıştırır.
Sıra Türk'e gelir. Türk cüzdanını açar bakar ki beş para yok.
Dansöze arkasını dönmesini ve eğilmesini söyler.
Dansöz eğilince külotunu aşağıya indirir ve cüzdanından çıkardığı kredi kartını dansözün poposunun  arasından geçirir ve şöyle der;
-"Çek istediğin kadar!."

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.