1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Parayı kim yönetir?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Parayı kim yönetir?

A+A-

Şu sıralar tatilde olan Muhteşem Yüzyıl dizisini bayılarak izleyenlerdenim. Popüler harem şamatasının entrikalarının hikâyeleri değil, ilgimi çeken, dizide yer yer tarihsel gerçeklerin ipuçlarının ortaya konulması! Örneğin, Haseki Sultan’ın Yahudi bir sarraftan borçlana borçlana, sonunda borcunu ödeyemeyecek hale gelip, rütbeyi ve makamı en önemli düşmanı Hürrem’e kaptırması! İzleyiciler hiç düşündü mü bilmem! “Bre bu ne iştir? Koskoca kanuni Sultan Süleyman’ın haremi, veliaht Mustafa’nın anası borç mu alır? Hadi aldı diyelim! Bir de üstüne üstlük öder mi? Hadi ödeyemedi diyelim! Sarrafın kellesini vurursun, olur biter… Bir de bağırttırırlar mı?”

Yaa… Sultan Süleyman bile olsa, sarraftan borçlandı mı; geriye öder… Bizim ezbere konuşma meraklıları, “Osmanlı zaten ondan battı” demekte duraksamazlar şimdi ama size iki örnek daha vereceğim:

1750’de, İngiltere ve Fransa, Amerika’daki topraklar yüzünden, savaşa girerler. Ama İngiltere’nin savaşı sürdürecek parası, yoktur. Hükümet, piyasa’daki bir bankerden, 35 ton altın borçlanır! Savaş yedi yıl sürer! Sonunda İngilizler “kazanır” ama hükümetin borcu geri ödeyecek parası kalmamıştır. Hükümet, borcuna karşılık, Bank of England’ı  söz konusu bankere verir! Para basma yetkisini de… 1760’larda İngilizler daha Fransız savaşı yüzünden uğradıkları zararları gideremeden, uğrunda savaştıkları Amerika’daki koloniler de isyan ederler. Hem de Fransa’nın desteği ile! İngiltere, tekrar Amerika’ya çıkarır birliklerini… Amerikalı asiler ise bir müttefik daha bulur: Kurulacak devletin parasını basma yetkisi karşılığında, büyük bir banker, savaşı finanse eder ve İngiltere kovulur. Banker, İngiltere’ye 35 ton altını borç veren, ayni bankerdir: Rothscild! Halâ her ülke merkez bankalarının en büyük hissedarıdır…  İlk yabancı örnek, bu…

İkincisi:

Birinci Dünya Savaşı başlayınca, İngiltere’de herkes bankalardaki parasının tamamını çekmek istedi. Savaş ortamında insanlar paralarını yanlarında bulundurmak istiyorlardı. Tabi, bankalarda insanların hepsine verecek para yoktu! Banka yöneticileri Başbakan David Lloyd George’a gittiler ve “insanlar paralarının tamamını bizden geri istiyorlar” dediler. İngiliz Başbakan bankacılık konularını bilmezdi. Bankerlere cevaben; “tabi savaş ortamıdır isterler, siz de paralarını onlara geri verin” der. Bankerler oturup David’e bankacılığın temellerini anlattılar. Bankerleri dinledikten sonra, telaş sırası Lloyd George’daydı! Ne yapacağını şaşırmış bir şekilde iken, bankerler kendisine “sistemi bozmayacak” bir başka çözüm önerdiler. Hazine, tıpatıp sterline benzeyen “bono” basacak ve piyasaya sürecekti. Bu bonolar para gibi likid olacaklardı. Daha sonra, zaman içerisinde, bankalar bu bonoları çeşitli işlemler ile piyasadan geri çekecekler ve Hazineye iade edeceklerdi.

Tesadüfen kriz günleri, 1-3 Ağustos 1914 tarihleri, İngiltere’de “bank holiday” (bankalar bayramı) idi. Başbakan David Lloyd George bu bayramı 7 Ağustos Cuma gününe kadar uzattı. Bu arada Hazine, 500 milyon sterlin bono basıp, bankacılara verdi. Bankacılar da bunları “para” diye vatandaşlara verdiler. O paralar, üzerinde zamanın Maliye Bakanı John Bradbury’nin imzası olduğu için halk arasında banknot olarak değil, “Bradbury Not” ya da “Hazine Not” olarak anıldı. 1928 yılına kadar da piyasada tedavülde kaldılar.

Para’yı kim idare edermiş? Devlet mi? Piyasa mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.