1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. Petrol ile doğalgazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Petrol ile doğalgazın dayanılır/dayanılmaz ağırlığı

A+A-

Kıbrıs Adası’nın, tarih boyunca tüm büyük uygarlıkların kesişme/geçiş noktası işlevi gördüğünü; bu uygarlıklardan etkilendiğini ve bunun sonucu olarak, çeşitli uygarlıkların/kültürlerin buluşup harmanlaştığı bir toprak parçası olduğunu herkes bilir.

Konumu dolayısıyla her dönemde önemli olduğunu, Ortadoğu ve Akdeniz uygarlıklarının ona hep sahip olmak istediklerini de bilir herkes!

Antik çağla orta çağda ticaret yolları, ipek yolu ve baharat yolu üzerinde olması; sanayi çağında sömürgeciliğin gelişmesi ve petrolun önem kazanması dolayısıyla her zaman güçlü ülkelerin hedefi halini aldığını da!

Hem bütünüyle stratejik bir hedef görünümünde olması; hem çeşitli ve önemli stratejik hedefleri denetlemesi dolayısıyla bütün egemenlik/üstünlük kuramlarının içinde yer alması ve bir jeopolitik değerler noktası olarak ortaya çıkması işin cabası olsun!

Bir Bu Eksikti

Bunca jeopolitik gerçeğine ve bütün egemenlik/üstünlük kuramlarının içinde yer alacak kadar jeopolitik değerlere sahip olmasına, şimdi bir de denizlerindeki petrol ve doğal gaz eklendi.

Ve çeşitli ve önemli stratejik hedefleri, bu arada Ortadoğu Petrolu’nu denetleyebilecek konumuna,  artık denizlerindeki petrol ve doğal gaz dolayısıyla daha da doğrudan stratejik hedef haline geldi.

Bu durum ve konumun, Kıbrıs sorununa yeni unsurlar kattığı kesin!

Petrolun bulaştığı bir sorunun aynı kalabilme olasılığı sıfırdır.
 
Dolayısıyla Kıbrıs sorunu artık bildiğimiz Kıbrıs sorunu değil!

Karşımızda, bambaşka, dengelerin değiştiği, daha da değişeceği bir sorun var.
En azından, insana “bir bu eksikti” dedirten bir İsrail faktöre girdi işin içine!

Bir Musibet, Bin Nasihattan Evlâdır Ama…

“Bir musibet, bin nasihattan evlâdır” demiş atalarımız.
   
Doğru söz ama ne yazık ki tarih için pek de geçerli değil!

Yoksa “tarih tekerrürdür (tekrarlanmadır)” denmezdi.

Petrol ve doğal gaz, bizi “ütopyalaşan” federal Kıbrıs’a ulaştırmak için iyi bir fırsat olabilirdi.

Ne gezer?

Geçen yazımda da yazdım: Benim öngörüm, bu petrol ve doğal gaz dolayısıyla ütopyalaşmanın kesinleşeceği yönündedir.

Kıbrıs Rum tarafının her zaman maksimalist politikalar peşinde olduğunu ve şimdi bu maksimalist politikalarının, işin içine başka çıkarlar da sokarak var olan dengeleri değiştirdiğini düşünmek, insana başka öngörüde bulunmak olanağını bırakmıyor.
 Bütün bunları Rumların ve bu arada Hristofyas’ın bilmediği düşünülemez. Ama sanırım ve galiba, Hristofyas bunu olası bir çözümden kaçmak için yapıyor.

Son Olarak


Gelişmeler karşısında bizim, Türkiye’nin, Hristofyas’ın ve diğer aktörlerin tutumu ortaya çıktı. Şöyle ya da böyle, bu tutum aynen ya da değişerek devam eder.
Bunalım tırmanır ya da bir biçimde bir yerlere “bağlanır.”

Ama ya kendi evimiz?

Hâlâ daha en yüce değerlerin siyasal ranta meze yapıldığı, popülizmin sistem haline geldiği, iktidar gücünün kamuya istihdam ve rant dağıma olarak algılayıp uygulandığı evimiz ne olacak?

Ha! Ne olacak?

Bu “ev”le mi petrol ve doğal gaz gibi “kemikli” bir konuyu götüreceğiz? 
 
Bari evi düzeltme çabası olsa!

İşimiz zor, hem de çok zor!
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.