1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Petrol meselesi…
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Petrol meselesi…

A+A-

Farkındaysanız, şu “petrol krizi” hakkında hiçbirşey yazmadım bugüne kadar…

Ne olup bittiğini anlayabilmiş değilim…

Söylenenleri değil, perde arkasında dönenleri…

Doğrusu, rahmetli Ecevit’in “Ege’nin altında petrol var” tevatırını duyar duymaz çıkardığı ve hala çözülemeyen Ege Sorunu’na bakınca, bu “Kıbrıs’ın etrafında bilmem ne var” iddiasına önceleri inanmadım!

2003’te, Süddeutche Zeitung gazetesi muhabiri Serdar Denktaş’ın bu iddiasını bana sorduğunda, “ It’s a fairy tale” dedim…

Peri Masalı!

O da gitti, bunu manşet yaptı…

Gazete Almanya’nın Cumhuriyet türünden bir fikir gazetesi…

Serdar bana fena kızdı o zamanlar…

Bence bu da Ege Petrolü gibi, iki ülke arasında ilişkiler her düzelmeye yüz tuttuğunda ortaya atılıp, tarafların iştahını kabartarak, normalleşmeyi önleyenbir manivela idi…

Her “çözüm” momentine geldiğinde, bir petrol pay etme kavgası çıkarılarak, çözüm ertleniyor, hepsi bu idi bence…

Sonra bir gece, BRT’de bu konu tartışılıyor, sevgili dostum Çavlan Süerdem pek bir hallendi…

Kayıtlarda vardır…

Ben bilirsiniz tarihe meraklı bir adamım, Çavlan bey de Abdülhamit’e başkaldırıp, sarayına girmeye çalışan polisle savaşan, Müşir Deli Fuat Paşa’nın torunu olduğundan, ona özel bir sempati duyarım.

Reklam arasında bana dedi ki: “Doktor, bak bu konu sebep olacak, siz şimdi anlaşır da Birleşik bir Kıbrıs Cumhuriyeti kurarsanız, sonunda sizinle bizim aramızda, bir kıta sahanlığı anlaşması yapmamız gerekecek…”

Atılmadıysa kaydı BRT arşivinde olmalı…

2003 seçim tartışmaları…

Hristofyas, her türlü uyarıya rağmen, aramaya başladı!

“Donanma niçin var?” diyen Türkiye de arızalı, nuh-u nebi’den kalma Piri Reis gemisini, Akdeniz’e yolladı…

Dünkü Türkiye basınına  göre, geminin yarısı sakat…

Batar matar da tam rezalet çıkar diye korkuyorlar…

“Kuzey benim, güneye de ortağım” mı diyoruz?

Yoksa, “Tek bir Kıbrıs devleti ve ortak egemenlik var!

Hani bizim egemenlikteki payımız” mı?

Veya şu olabilir: “Tek bir Kıbrıs devleti ve onun ortak egemenliği var!

Madem ki Rum tarafı, egemenliğin öteki ortağı Kıbrıslı Türkler’in iradesini sormadan bu işe girişti, onlar da onun iradesini sormadan, böyle bir işe girişiyor”!

Ama son iki seçenek de politik anlamda, Rum Tezi’nin ta kendisi…

Yani o Girne’ye karışamazsa, sen Limasol’a neden karışıyorsun?

Yoksa aslında karışabilir de sana sormadan iş yaptığı için, nispet mi yapıyorsun?

Kaldı ki bu Münhasır Ekonomik Saha meselesi ile ilgili uluslar arası anlaşmayı imzalamayan iki ülke var dünyada, biri Türkiye…

Şimdi imzalamadığın bir anlaşmadan doğan bir hak iddiası nasıl ileri sürülüyor?

Onu da anlamadım… 

O anlaşmayı şimdi imzalamaya kalksan, Ege Meselesi’nde haksız olursun bu defa da!

Bütün bunların üstüne,  bu kıta sahanlığı anlaşması ne anlama gelir?

Mesela, Dikelya egemen İngiliz toprağı, yani düpedüz İngiltere olduğuna göre, onun önünde de hak iddiası var mı?

Varsa orasını da İngiltere ile mi anlaşacağız?

Sekiz yıldır konuşuyoruz ama hala karmakarışık bir iş…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.