1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Petrol tehlikedir…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Petrol tehlikedir…

A+A-

Kıbrıs da, yakında petrol ülkeleri topluluğuna katılıyor. Gazamız mübarek ola… Bir petrol ülkesi olmanın taşıdığı riskler şu anda Libya korku filminde bir kez daha gözler önüne serilmekte. Tanrı bizi korusun!..

Libya’nın yüzölçümünün ancak yüzde biri tarıma ve yerleşime elverişlidir… Baştanbaşa çöldür… Oralar, petrolden önce mutlu bir bedeviler ülkesiydi. Çölde püfür püfür huzur rüzgarları eserdi… Çöldeki çadırlarında 200’ü aşkın bedevi kabilesi ilkel koşullarda yaşardı. Onlar dünyayla, dünya da onlarla ilgilenmezdi… Petrolün stratejik öneminin farkında olmayan Osmanlı’nın egemenliğinde, günlerini çöl sıcaklarında uyuklayarak geçiren birkaç milyon edilgen insandılar…

Ama bir gün petrol denen cenabet şey geldi gündeme…

Petrolle birlikte, geçen yüzyılın başlarında Libya da keşfedildi…

Ve böylece dünyada sanayileşmenin başlamasından ve petrolün gittikçe değere binmesinden sonra Libya da huzura hasret kalan ülkeler arasına katıldı…
    *       *      *

Albay Muammer Gaddafi’nin 1969 Eylül’ündeki ihtilaline kadar Libya’nın petrolleri emperyal güçler tarafından parsellenmişti. Devriminin başarıya ulaşmasından sonra ülkesinin petrollerini millileştiren, Arap dünyasında da sosyalist fırtınalar estirmeye başlayan Gaddafi, o günlerden bu yana batılıların istemediği siyasi liderlerin başında gelmektedir.

Batılılar Gaddafi Libyası’nın petrolünden yararlanabilmek için kimi zaman hiç sevmedikleri bu eksantrik Arap diktatörünün sırtını sıvazladılar… Kimi zaman da onunla restleştiler, gözdağı verdiler, tehditler savurdular… Ama 42 yıldan bu yana ilk kez onunla sıcak bir savaşa tutuştular…

Petrol kaynaklarının gittikçe yoksullaşmaya başladığı günümüzde artık Libya’nın petrol kuyuları da Gaddafi’nin kontrolüne bırakılmak istenmiyor. Büyük Ortadoğu Projesi’nin öngördüğü temel ilkelerden biri de bu…

Kimi yorumcular, Gaddafi’ye karşı operasyonun yürürlüğe konulması için Libya’daki halk ayaklanmasının fırsat sayıldığını savunmakta. Ama o halk ayaklanmasının arkasında bugün Gaddafi’ye operasyon düzenleyen güçlerin olmadığını iddia etmek de doğru bir savunma olmaz. Önce zemin hazırlanır, arkasından da darbe indirilir…   

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı, bu konseyin himayesinde Libya halkının kendi kaderini belirlemesini öngörmektedir.

Demokratik koşullar halkların başına böyle bombalar ve füzeler yağdırmakla mı gerçekleştirilir?
    *       *       *

Garip çelişkilere de tanık olunuyor bu arada. Örneğin Kaddafi, Libya’daki ayaklanmanın El Kaide tarafından gerçekleştirildiğini başından beri öne sürmekte. Öyleyse Amerika şimdi en tehlikeli terörist örgüt ilan ettiği El Kaide’yle dayanışmak ve Afganistan’da fellik fellik her taşın altında aramakta olduğu El Kaide teröristlerini Gaddafi’nin şerrinden korumak için mi harekete geçti?!..  Afganistan’da başka, Libya’da ise başka siyaset. Bu nasıl bir muamma?.. Çözümü, ancak petrolün gizeminde aranabilecek bir muamma!..

Libya’ya karşı başlatılan operasyona “Şafak Yolculuğu” adı verildi. Zaten emperyalist saldırılara hep böyle erdemli ve cafcaflı isimler verilir.

Ama bu yolculuğun şafağa değil, zifiri karanlıklara yöneleceği kesindir. Eksantrik ve ihtiraslı Arap diktatörü Muammer Gaddafi’nin ülkesini emperyalistlere teslim etmektense cehenneme çevireceği tehditleri dikkate alınmalıdır. Batılıların gözünü diktiği petrol kuyularının gerekirse baştanbaşa ateşe verileceğinin ciddi sinyalleriyle yüklü bu tehditler…

Besbelli Amerika bunun farkındadır ki, başlatılan operasyonun Gaddafi’yi devirmek amacını taşımadığını öne sürüyor. Devrilmek istenmeyen bir rejimin üstüne en sofistike silahlarla gidildiği nerede görülmüştür?..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.