1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Pigmalion’un efsanevi yurdu: Mehmetçik…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Pigmalion’un efsanevi yurdu: Mehmetçik…

A+A-

Bizans İstanbul’uyla eski adı Galatya olan Mehmetçik arasında tarihi bağlar olduğu bazı tarihçiler tarafından öne sürülen tezdir... Bizans döneminde İstanbul’un, (ki o zamanki adı Konstantinopolis idi), Galata bölgesinden getirilen Rum halkı, Yunan mitolojisinde önemli yeri olan o Karpaz yöresine yerleştirilmiş ve yörenin adı da “Galatia” olarak belirlenmiş. Osmanlılar İstanbul’u fethetmelerinden 118 yıl sonra Kıbrıs’ı da fethedince, bu kez “Galatia”nın İstanbul kökenli halkını başka yerlere kaydırıp yerlerine Anadolu’dan getirdikleri Türkleri yerleştirmişler.
  
O günden bu yana da, tevatüre göre Bizans’ın Galatalı Rumları tarafından kurulan “Galatia”, Karpaz’ın en önemli ve en büyük köylerinden birine dönüştü. Türklerin adını yakın geçmişte “Mehmetçik” olarak değiştirdiği bu antik köy, Osmanlı ve İngiliz dönemlerinde de Karpaz coğrafyasında iz ve etki yaratan gelişmesini sürdürdü. Özellikle de bağlarıyla, harnupluklarıyla, otantik Kıbrıs ürünü kolakas ve bulleziyle ve de şarap, zivaniya, sirke, bademli sucuk ve köfter gibi üzüm ürünleriyle nam saldı…
  
Eski haritalarda Mehmetçik’in ormanlık bir alan içinde olduğu görülür. Ormanların canına okuyan da İngiliz Sömürge Yönetimi oldu. İngilizler, müstemlekelerindeki ahşap işlerinde kullanılmak üzere Karpaz’ın bu gür ormanını yok etmekten çekinmediler. Dahası, keresteleri yakıt malzemesi olarak da kullanmışlar trenlerini yürütebilmek ya da şömineli villalarını ısıtabilmek adına. Karpazlı eski Türkler “arada on binlerce zeytin ve harnup ağacına da kıydılar ve Karpaz’ı yoksullaştırdılar uygar geçinen bu İngilizler” diyorlar. Karpaz’ın bahtsızlığının yığınla nedeninden biri de bu…  Ünlü Kıbrıs Alayı’nda İngiliz bayrağı altında İkinci Dünya Savaşı’na katılan Karpazlı Türkler, Mehmetçik dolaylarından kesilen ağaçların gemiler dolusu Mısır’a nasıl taşındığına da tanıklık ettiler.
  
Eski tarihte ve mitolojide çok önemli bir çağrışımı olan “Galatya” adının neden değiştirildiğini sorduğumda, yanıtı Karpaz’ın gün görmüş yaşlılarından alıyorum:“Çünkü bu toprakların Türklüğüne halel gelmemesi için Mehmetçikler gibi savaştık ve direndik. Uzun mücadele yıllarında Mehmetçik düşmeyen ve Karpaz’ın diğer Türk köylerine de moral veren bir direniş kalesi oldu.Türkiye’den sandallarla silah taşıyan bereketçiler bizlerdik.”
  
Üç dönemdir belediye başkanlığını koruyan Beyazit Adalıer de, beldesinin adıyla müsemma… Mehmetçik gibi mücadele eden ve direnen bir kırsal kesim politikacısı. Geçenlerde görevini yapmaya çalışırken dayak bile yemesi, gündemin önemli haberleri arasına girmişti. Adalıer, inatçılıkları ve mücadelecilikleriyle ünlü Karpazlıların tüm özelliklerini benliğinde taşıyor. Ona bir soru sorduğunuzda beklediğiniz yanıtı tam olarak alamasanız da heyecanlı söylemleri içinde yöresine dair bir sürü ayrıntıyı öğrenebilirsiniz.
  
Gerçekten de Mehmetçik ve yöresi, Belediye Başkanı Adalıer’in konuşa konuşa; anlata anlata bitiremeyeceği denli zengin özelliklere, tarihe ve de hayallerle umutlara sahip. Üç dönemdir yüksek oy oranıyla belediye başkanlığına seçilen Adalıer, beldesinin ve halkının haklarını koruyabilme adına her şeyi göze almaya hazır olduğunu duyumsatıyor bana. “Öyleyse kimi durumlarda neden yalnız bırakılıyorsun ve belediyen ülkenin en sorunlu belediyelerinden biri olarak dikkati çekiyor?” diye sorduğumda ondan “halk beni seçinceye kadar arkamdadır. Seçtikten sonra da ‘ne halin varsa gör’ diyor. Karpazlı böyledir işte” yanıtını alıyorum. Adalıer’in belediye meclis üyeleriyle de, belediye çalışanlarıyla da ciddi sorunları vardır. Üzerine “padişah değilsin” yazarak kapısına bıraktıkları bir siyah çelengi makam odasındaki duvara astı!.. Ama o ünlü Karpaz inatçılığıyla her şeyin üstesinden geleceğini söylüyor, yaptıklarının yapacaklarının teminatı olduğuna parmak basıyor.
Mehmetçik belediye sınırları içindeki Bafra turizm yatırımlarının tetiklenmesinden sonra yörenin ekonomik önemi ivme kazandı. Bölgedeki turizm hareketini daha bir canlandırabilme adına Belediye Başkanı Adalıer’in tanıtım etkinliklerine gösterdiği duyarlılığı takdirle gözlemleyenlerdenim. Festivaller, çeşitli etkinlikler, tanıtıcı yayınlar ve filmlerle yöresine dönük ilgiyi yoğunlaştırmak için elinden geleni yapmakta. Aslında tüm bu çabalar, o şirin ve antik bölgemize hakkının verilmesinden başka nedir ki? Oralarda mitolojik tarihten beri var olan değerler herkesin gözü önüne ısrarla serilirse gelecek dönemlerde turizmin Karpaz’da harikalar yaratması işten değildir.
  
Yapılan arkeolojik kazılar Mehmetçik köyünün geçmişinin Milattan 300 yıl önceye gittiğini gösteriyor. Yarattığı heykele aşık olarak en sonunda kadınlarla ilgili olumsuz düşüncelerini değiştiren Pigmalion’un yaşadığı yöre burasıdır mitolojiye göre. Tanrı’nın yarattığı hiçbir kadını beğenmeyen ve onlardan nefret eden Pigmalion usta bir heykeltıraştır. Onu nefretinden arındırmaya karar veren Tanrı, dünyanın en güzel kadınını onun heykeltıraş ellerinden üretir. Özenerek yarattığı heykele aşık olan Pigmalion, o taştan kadının canlanması için Tanrı’ya yakaracak ve Tanrı da bu yakarışlara kayıtsız kalmayacaktır. Pigmalion canlanan kadın heykeliyle insanlık tarihinin en büyük aşklarından birini yaşar. Mitolojik efsaneye göre canlanan o güzel kadın heykeline “Galateia” adı verilir. Pigmalion ile Galateia’nın oğlu Paphos ise gider Baf Kasabası’nın kurucusu olur. Mitoloji aynen böyle der. Ben de derim ki, Galatya adının heykelden dönme eşsiz güzel “Galatia”dan gelmesi de çok güçlü bir olasılık.    
      

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.