1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Polis nedir, ne olmalıdır dedik
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Polis nedir, ne olmalıdır dedik

A+A-

Liderimiz Denktaş’ın  bir konuşmasında şunları söylediği anlatılır:   “Ben gittiğim ülkeleri ikiye ayırırım.  Polisini seven ülkeler,  polisinden korkan ülkeler…” 

Denktaş  hangi nedenle  böyle demiştir, bilmiyorum.  Ancak söylediği gerçektir.  Çok gezip görmemiş de olsam işittiklerimle  okuduklarımdan anlıyorum  ki   bazı ülkelerde polis hiç sevilmezken,  bazı ülkelerde saygı görmektedir. 

YA BİZDE POLİS NEDİR?  Soruya cevap vermeden önce az biraz geriye gideyim.  Bizzat ben İngiliz sömürge döneminde ailemde,  çevremde mesleği polislik olan akraba ve arkadaşlarla büyüdüm.  Mesela  her ikisi de rahmetlik oldular,  dedem “zaptiye”  idi.  amcam  “polis.  

Çevremdeki bu  “polis camiasını”  1960 sonrası  Kıbrıs Cumhuriyeti  polisleri olarak da  1963 olaylarından sonra  “Türk Yönetimleri”  bünyelerindeki görevleri içinde  de üstelik bu kez gazeteciliğimin kaçınılmazlığında izlediydim…

HEMEN VURGULAYAYIM.  İngiliz dönemi polisini de sevdiydik kendi yönetimlerimizde görevlerini sürdüren polislerimizi de sevdiydik.  Hem de  “askerin” yanlış uygulaması  sonucunda tutun ki yeni yapılanmalara kadar   polisi  halk ındinde küçük düşürmesine,  itibarı ile işlevlerini törpülemesine karşın!   (Bu sorun 1963 ve sonrası  dönemlerinin belki de kaçınılmaz yanlışlarından birisiydi,  sonradan polise itibar ve yetkileri yeniden iade edildi.  Konumuz bu değil ama.)

ŞİMDİ SORACAĞIZ:  Polisi seviyor muyuz yoksa polisten  korkuyor muyuz?  (Yahut  “korkmak”  yerine “çekinmek”  kelimesini kullanalım.)  Çünkü:

O İngiliz yahut Kıbrıs Cumhuriyeti ve   1974’lerden sonraki dönemlerde  de  polis  bir kahvehaneye yahut   insanların yoğun olduğu her hangi bir yere uğradı mıydı,   ayağına bile kalkılır,  etraftan sesler yükselirdi:  “Hoş geldin,  buyurun,  ne içersiniz ne alırsınız…”  

Kısaca polise sevgi saygı gösterilirdi. Hatta köylerde  avantasını alan,  hediyelere asla “hayır” demeyen polise bile…

İşte artık bu memlekette halk tarafından itibar gören, saygı duyulan,  sevilen  o polis yoktur!  Çünkü halktan kopartıldı.                                                                                                               Asker gibi  “kışlasının”  kalın ve sevimsiz duvarları arasına sokuldu.  Mekanikleştirilerek ya her biri birer   “robokok” haline getirildi,  yahut  “köşe başlarını tutup   araç sürücülerini avlamaya çıkmış  “avcılar”  esamesine düşürüldü.  (Dikkatinizi çekerim.  Türkiye’ye gidenler  görmektedirler.  Her mahallede bir polis şubesi vardır.  Cicim bicim,  ferah,  ağaçlar çiçeklerle bezenmiş,  kalın duvarlar yerine içerisinin bile görüneceği bol camlı   neredeyse  halk  parkı gibi  gönüllere hitap eden yerler…) 

YA BİZDE:  Belki yanlış düşünüyorum. Ancak “devletini yıkıp yerine Rum’la birleşik Kıbrıs’ı koymak için  uğraşan insanların,  “Türkiye dışarı”  çığlıkları ile  siyasi partilerin ve iktidarların  memlekette politize etmedikleri tek devlet görevlisi ile müessesesinin kalmadığı  gerçeklerde,  tüm bu aksi büksü işlerin  arasından  nasılsa kurtulmuş  olan  “polisin”  sivil yönetime bağlanmasına karşıyız…                                               Çünkü inanıyoruz ki kısa sürede iktidarlar ve muhalefet partileri elinde savrulurken,  bugünlerini de aratacaktır! 

Ancak bu görüşümüz,  polisin reorganizasyona gerek duymadığı anlamına gelmez.   Kısaca  “polisi kendisinden çekinilen,   güven duyulmayan,   aramızdaki yabancı unsur”  gibi  algılamak yerine;  halkın saygı ve sevgisinde büyüyen,  güven duyulan bir  güç  olarak yeniden yapılandırmak gerekir.  (Şunu da ekleyelim:  Bugün özellikle kanun dışı  olayları anında ortaya çıkaran,   suçluları eliyle koymuş gibi yakalayan  “Emniyet Güçleri”  bu yönü ile takdir edilmektedirler. Fakat halkla ilişkiler yönünden  hayır!)

AHMET ZAİM.  Şu anda yeni Emniyet Genel Müdürlüğüne getirilen Ahmet Zaim’i şöyle böyle de olsa  tanıyoruz.  Mağusa Emniyet Müdürlüğü döneminde  bir yazımdan dolayı başım belaya girdiğinde yakın ilgisini ve desteğini de gördüydüm. Hatırladığımca Mağusa halkı ile de çok iyi ilişkiler kurduydu.  Anlayışlı,  centilmen bir arkadaş.

Ha,  göreve atanması nedeniyle   “Emniyet Genel  Müdürlüğü” mevkisinde   beklentisi olan arkadaşlarının serzenişlerine mi muhatap olmuştur?  Keşke olmasa ve de  “işte o  “mevki  olayı tartışmaları polise de musallat oldu”  dedirtmeseydi!

Oldu ama!  Buna karşın bu  tip olaylar  her halde anlık tepkiler sonrasında  gelip geçici olmalı   ve polis camiasını yeniden  halkın sevgili kulları haline getirecek  yeni anlayış ve tutumlara, o arkadaşları da  birlikte  katılarak destek vermelidirler.

“Nasıl olacağını,  neler yapılması gerektiğini bilemiyoruz.  Ancak yurttaşlar olarak polisin bize nasıl muamele etmesi gerektiğini,  polisten neler beklediğimizi biliyoruz.  Bilmekle de kalmıyor,  bunların gerçekleşmesini istiyoruz.  Ki   “evvel emirde”  dediğimizce  polisin  tüm fiziki görünümü ile ruhuna sinmiş olan o  “asker zırhından”  kurtulması gerekir.                Kısaca  “güler yüzlü,   anlayışlı ve toleranslı polis” diyoruz.    Kışla gibi içine kapandıkları o  “polis Merkezlerinden”  de kurtulmalıdırlar ki  azıcık soluk alırlarken,  memleketin sadece   “suçlularla dolu olmadığını,”  insanlara  “polis”  de olunsa  sevecenlikle yaklaşıla bilineceğini  anlasınlar.   

Sayın Ahmet Zaim  bunu başarırsa zannedersem   unutulmayacak büyük bir  hizmetin  Polis Komutanı olarak hatırlanacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.