1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Polis tarafından vatandaşlık vaadiyle kandırıldı!
Polis tarafından vatandaşlık vaadiyle kandırıldı!

Polis tarafından vatandaşlık vaadiyle kandırıldı!

22 yıl önce yeni bir hayat kurmak için adaya gelen Cihan Kaya isimli vatandaş adada ‘parayla vatandaşlık’ vaadiyle insanların dolandırıldığını savunarak, istenilen kişilere 1 ayda bile kimlik verildiğini kaydetti

A+A-

Özlem Çimendal

22 yıl önce Urfa’daki olaylardan uzaklaşmak için büyük umutlarla geldiği ve ikinci vatan olarak gördüğü KKTC’de hantal bürokrasinin ve prosedürlerin mağduru olduğunu söyleyen Cihan Kaya’nın bugün en büyük korkusu, kendisine bir şey olması halinde 2 çocuğunun ve eşinin ortada kalacak olması.

2006’da çalışma izni zorunluluğu gelmesinden bu yana hiçbir mührünün eksik olmamasına rağmen vatandaşlık başvurusuna gittiğinde 2006’daki mührü sayılmayan ve daha 3 yılı olduğu söylenen Kaya, 5 mühür ve 1.250 TL karşılığında “vatandaşlık” vaadiyle bir polis tarafından da dolandırıldığını iddia etti. Üst düzey Meclis yöneticilerine iş yapan bazı şahıslara 1 ayda vatandaşlık verildiğine de şahit olduğunu söyleyen Kaya, “Ben 22 yıldır yaşadığım bu topraklarda vatandaş olamazken ve eşimin iki çocuğumun ortada kalma korkusunu yaşarken, bazılarına 1 ayda verilen vatandaşlık hangi vicdana sığar” diyerek isyan etti.

“Burayı vatan belledik”

1995 yılında adaya Urfa’dan gelen Cihan Kaya, Kıbrıs’ın barış ve hoşgörü adası olduğunu görünce hayatını bu topraklarda kurmaya karar verir. Türkiye’nin doğusunda yaşanan olaylar nedeniyle ve Kıbrıs’ın da olaysız, sakin bir yer olması nedeniyle buraya yerleşmeye karar verdiğini söyleyen Kaya şöyle konuşuyor: “Güneydoğudaki olaylardan da kaçtık, bulaşmak istemedik. Sürekli sizi içine çeken siyasi bir girdap vardı. Orada kalmak isterseniz ya bunun içerisine girecektiniz ya da oradan uzaklaşacaktınız. Biz de ailece uzaklaşmayı seçtik ve burayı vatan belledik” dedi.

“Hayat mücadelesi verdik, çalıştık”

Kıbrıs’a geldiğinde bir inşaat şirketinde işe bağladığını ifade eden Kaya, “Benden önce abim Kıbrıs’a yerleşmişti, onun yanına geldim ve bir inşaat firmasında da işe başladım. 2006’ya kadar çalışma izni zorunluluğu yoktu ve 3 aylık periyotlarla giriş - çıkış yapıyordum. 2006’nın 11. ayında yasal koşula girince, biz de çalışma iznini başlattık. Ve burada bir hayat kurmaya karar verdik, mücadele edip çalıştık” şeklinde konuştu.

“Hayatımız bürokratik engelleri aşmakla geçiyor”

2012’de bir arkadaşının butiğini devredeceğini öğrenen Kaya, butiği devralmak ister. Ancak vatandaşlığı olmadığı için devralamaz. Bunun üzerine vatandaş olan bir akrabalarının üzerine dükkanı devraldığını ve eşinin de çalışma izinli olarak dükkana kaydını yaptırdığını söyleyen Kaya, “2006’dan bu yana çalışma izniyle yasal olarak yaşadığım KKTC’de hayat kurmaya karar verdim ama bu gerçekten çok zor oldu. Benim çalışma iznim vardı ancak eşime de sürekli oturma izni için masraflar yapıyorduk. Ben de başkasının üzerine devralmak zorunda olduğumuz butiği kiralayarak eşimi butiğe kaydettirdim. Hayatımız şimdilik bürokratik engelleri aşmak için ve yasal prosedürü yerine getirebilmek için mücadeleyle geçiyor” ifadelerini kullandı.

Çocuklar da burada doğdu

22 yıldır yaşadığı ve yeni bir hayat için büyük umutlarla geldiği KKTC’de 11 mührü olduğu için hala vatandaş olamadığını ve birçok problemle boğuştuğunu söyleyen Kaya, “22 yıldır bu adada yaşıyoruz ve hayatımız burada. Urfa ile bir bağımız kalmadı artık. İki çocuğum da burada doğdu. Ama hala çalışma ya da oturma izni peşinde koşuyoruz. Bugüne kadar hiçbir aksama olmadı izinlerim konusunda aynı şekilde eşimin de…” dedi.

“Tek endişem iki çocuğumun geleceği”

Bundan sonraki endişesinin iki çocuğu olduğunu söyleyen Kaya, “Tek sıkıntım ve endişem iki çocuğumdur. İleride onların yaşayacağı bürokratik sorunları düşündükçe gözüme uyku girmiyor. Hep onları ve geleceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“12 mührü doldurup 13’üncüye geçmeniz gerekiyor”

2006’da başlatılan çalışma izninin bugün 11. mührü doldurduğunu ve son çıkan karara göre 12. Mührü dolan ve 13. mührü basılan kişilerin vatandaşlık başvurusunda bulunabilmelerine olanak sağlandığına dikkat çeken Kaya, “Her değişen karar ve yasayla birlikte evraklarımızı bir tamam hazırlayıp, gittik hep başvuruya ama her defasında bir pürüzle karşılaştık. Son gittiğimde ise bana boşuna gelip gitmemem gerektiği ve daha 3 mührüm olduğu söylendi ben de bıraktım artık peşini. 12 mühürlüler vatandaşlık alırken, benim 10 mührüm olmasına rağmen bana daha 3 mührüm olduğunun söylenmesi de beni çok üzdü açıkçası” şeklinde konuştu.

“Bir Meclis üst düzey yöneticisi sayesinde 1 ayda kimlik aldı”

Yasa dışı yollarla ve bir günde yapılan vatandaşlıklar konusuna da isyan eden Kaya şu ifadeleri kullandı: “Çevremde olan ve bildiğim bir tanıdık zamanında Mecliste görevli üst düzey bir yetkilinin evinin inşaat ve tamir işlerini aldı. Mecliste görevli üst düzey yönetici, işi alan işçilere vatandaş olup olmadıklarını sormuş. Onlar da henüz olamadıklarını ifade etmişler. Üst düzey yetkili de olmak isterler mi diye sormuş ve ertesi gün kimliklerle yanına gitmesi söylenmiş. Bir ay içerisinde de kimliği aldı bu bahsettiğim kişi.”

“KKTC’de bazılarına vatandaşlık jesti yapılıyor”

Meclis üst düzey görevlisine iş yapan kişinin hem yaptığı işin parasını hem de 1,5 ayda kimliğini aldığını söyleyen Kaya, yapılanın jest olduğuna işaret ederek, başka bir önemli konuya dikkat çekmek istediğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Eğer bu olay yapılan iş karşılığı vatandaşlık değil ise o zaman bir jesttir. KKTC’de bazılarına vatandaşlık jesti yapılıyor. Mademki KKTC’de böyle jestler yapılabiliyor o zaman yurt dışında 5 yıl süre ile kalan ve sicili temiz olanların vatandaşlık hakkı alabilmesi jestini yapsınlar. Bunca yıldır bu topraklarda emek verdim ve uğraştım, didindim. Karnının doyduğu yer vatanındır. Biz burayı da vatan gördük kabullendik ama biz kabullenilemiyoruz.”

“Büyüklerimizden tek isteğimiz bizim gibi olan aileleri görmeleri”

Çocuklarının da Kıbrıs’ta doğduğunu söyleyen Kaya, “Kızım 10, oğlum 7 yaşında. Tek düşüncem onların gelecekleri. Bana bir şey olursa bu çocuklar ne olacak” diyerek, hayattaki tek endişesinin ve korkusunu çocuklarının ortada kalması olduğunu söyledi. “Bizim büyüklerimizden tek isteğimiz bizim gibi olan aileleri görüp, ne yapabiliriz diye bir çare üretmeleridir” şeklinde konuşan Kaya, kendisinin durumunda olan ve parçalanmak zorunda olan birçok ailenin de varlığına dikkat çekti. Bu durumda olan ailelerin başlarındaki büyüklere bir şey olması halinde perişan olarak, çocuklarının ortada kaldığına da dikkat çeken Kaya, bu soruna bir an önce çözüm bulunması çağrısı yaptı.

“Ev almak için 3 ay izin bekledik, 22 bin zarar ettik”

Yüksek kiralar nedeniyle başlarını sokabilecekleri bir ev almayı da düşünen Kaya ailesinin bu hevesi de kursaklarında kalmış. Ev almak için bankaya konut kredisine başvurduklarını söyleyen Kaya, başka bir mağduriyetin de ev satın alma konusunda yaşadıklarını ve borçlarının çok üzere ödeme yapmak zorunda kaldıklarını söyleyerek şöyle konuştu: “Bir oda bir salona 700 TL kira ödüyordum, ev sahibim de zam yapacağını söyleyince bankadan borçlanarak ev satın almaya karar verdik eşimle birlikte. Bankaya başvurduk ve kredimiz çıktı. Her şey hazırken önümüze bir engel çıktı. İçişleri Bakanlığı’na ev almak için dilekçe yazmamız gerektiği ve oradan, Bakanlar Kurulundan çıkan onay sonucu evi alabileceğimiz söylendi. Dilekçenin 3 aydan önce de elimize ulaşmayacağı söylendi.”

“Benim gibi emekçi için 22 bin çok para”

“Bankadan krediyi çekmiştik ve döviz de yükseliyordu o nedenle bu sonucu bir an evvel almamız gerekiyordu. Durumu anlatıp yaptığımız git gellerle bu süreyi 1 aya düşürdük ama o 1 ay da belimizi büktü ve dövizin de yükselmesiyle, 22 bin TL zarar ettik. Bu beklemek zorunda olduğumuz süre belimizi büktü benim gibi emekçi bir insan için bu çok para.”

“Polis, 5 mühür ve 1.250 TL karşılığında vatandaşlık vadetti”

Ailesi ve çocuklarının güvencesi için vatan kabul ettiği KKTC’de vatandaşlık alabilme umuduyla verdiği uğraşların yanında bazı istismarcı polislerin de eline düştüğünü anlatan Kaya, “Bir gün kardeşim bir polisin ev tamirini yapmak için evine gidiyor ve polis memurunun vatandaş oldunuz mu sorusu üzerine, hayır olmadık cevabını alıyor. Aynen Meclis yetkilisinin olayına benzer bir durum yaşanıyor. Kardeşime 5 mühür ve üstü kaç kişi olduğu soruluyor o da 25 kişi olduğunu söylüyor. Polis, kardeşime 5 mührü olanları kişi başı 1.250 TL karşılığında vatandaş yapabileceğini ve vatandaşlık isterlerse istediği evraklarla yanına gitmesini söylüyor. Biz her şeyi hazırladık ve parayı da verdik. Aradan 2 ay geçti ses seda çıkmadı. Kardeşim aracılığıyla aldığımız cevaplar bugün yarın oldu. Sonra bir duyduk ki, bu polis memuru 180 kişiyi vatandaş yapma vaadiyle dolandırmaktan tutuklandı. Kişi başı 1.250 TL de para almış herkesten. 3 ay yattı çıktı ve bize paralarımızı ödeme şartıyla serbest bırakıldı. Hepimize yazdığı çeklerle bizden aldığı paraları geri teslim etti” şeklinde konuştu.

“Kefaletle serbest kaldı, üniformasını tekrar giydi”

Bu olayın sadece tek bir polisle de sınırlı olduğunun da inandırıcı olmadığına da işaret eden Kaya, “Bir yerde bence bu işi çeteleştirenler arasında anlaşmazlık çıktı ve bu olay patlak verdi. 3 ay içeride kalan polis daha sonra kefaletle serbest bırakıldı. Geçenlerde de üzerinde üniformayla gördüm kendisini, hatta yanlış görmüş olabileceğimi düşünerek birkaç kez baktım ama oydu ve tekrar görevinin başına dönmüş… Kefaletle serbest kaldı, üniformasını tekrar giydi” diyerek, artık kime nasıl güvenebileceklerini de şaşırdıklarını söyledi. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum