1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Politikacıdır dedikleri ayvadır yedikleri
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Politikacıdır dedikleri ayvadır yedikleri

A+A-

Politikacının çok akıllı olanından korkarım.  Çünkü laf dinlemez!  Kendinden başkasını beğenmez!  Kimseye güvenmediği için de  hep  “tek adamlığı”  oynar!

Bir de politikacının ikinci sınıf olanından korkarım.  Ki bizdekiler gitgide ve yıpranarak partileri ile birlikte   küme düşe düşe o sınıfa indiler!   İtersiniz gitmezler, çekersiniz gelmezler…   

FAKAT.  Politikacıları asla küçümsemem. Aksine kendilerini halkın her türlü eleştiri ve yargılarının önüne atmışlıkları ile cesaret timsalidirler!  Kocaların karılarına,  anaların çocuklarına,  öğretmenlerin öğrencilerine,  imamların cemaate falan,  lafları ile kendilerini kabul ettiremedikleri böylesi karmaşık devirlerde;  “politikacı” olmak aslanların kafesinde numara yapmaya benzer. 

O ZAMAN SORARSINIZ:  O halde en makbul politikacı kimdir?  Bir uyuz eşeğe binerek şov yapanı mı yoksa bir görevi de memlekette iç barışı  sağlamak  olması gerekirken  ikide birde halka  “çıkın yollara hükümete isyan edin”  çağrıları yapan  parti başkanı tipi politikacı mı? 

Ki el alemi kör ve sağır zannetmekteler!  Üstelik daha dün iktidarda iken o sokak gösterileri nedeniyle iş yapamaz duruma gelmişlikleri sonucu hem devletin hazinesini hem de memleketin huzur ve barışını batırıp  erken seçime gitmekten başka çarelerinin kalmadığını unutarak!

Asıl tuhaf olanı  kaçamadıkları o erken seçimi şimdi de muhalefet oluş işlevlerinde  iktidara önermeleri.  Daha da tuhafı  “erken seçime gidilirse sandıktan birinci parti çıkacaklarını zannetmeleri!”  Yani ne kamu oyu yoklamalarına itibar ediyorlar ne içlerindeki çatlaklara! Yani demek istiyoruz ki böyle politikacılar da vardır !

                           **********

       POLİTİKACI POLİTİKA YAPAR

Geçtiğimiz günlerde ağzım bir karış açık  aklım kaçık,    hayretimden aptallaşıp  öylecene kala kaldığım bir haberle irkildiydim. 

Başbakan Küçük Güzelyurt’ta halka konuşurken şöyle diyordu:  “Erdoğan KKTC’yi ziyaretinde Güzelyurt’un Rum’a verilmeyeceğini söylemiştir.  Dolayısıyle artık bir korkumuz olmaması lazımdır.  Yatırımlarımıza devam etmemiz lazımdır…”   Falan…

Şimdi geliniz Başbakanın bu söylediklerinden,  sizin bizim değil fakat  dünya alemin ne anladığına bakalım:

BİR:  Demek ki Güzelyurt’un kaderi Erdoğan’ın iki dudağı arasındadır.  Eğer Erdoğan  “verin”  derse Rum’a verilecektir yok eğer  “vermeyin”  derse verilmeyecektir.

İKİ:  Demek ki  bu adada asıl söz sahibi olan ve de siyasi iradeyi elinde  tutan Erdoğan’lı AKP Hükümetidir. Ki   KKTC’deki İrsen Küçük’lü Hükümet  gerçekte Erdoğan’lı TC Hükümetinin Lefkoşa’da görevli temsilcisidir!

ÜÇ:  Demek ki Güzelyurt’un,  Maraş’ın, Karpaz’ın falan Rum’a iade edilip edilmemesinin yetkili karar mercii Erdoğan olup,  demek ki KKTC Hristofyas’lı Rum’un iddia ettiği gibi Türkiye’nin işgali altındadır…

OYSA:  Sadece bizler değil,  dünya alem de bilmektedir ki   “Erdoğan da politika yapmaktadır,  İrsen Küçük de!”  Çünkü nihai çözüm olmadan,  mülk sorunu çözülmeden,  sınırlar yeniden çizilmeden kimin ne verip alacağı asla belli olmaz!  (Ki Erdoğan vakti zamanında bizi boş böğrümüzden vurarak  Annan planından yana tavır koyduydu!)                                                    Dolayısıyle durup dururken ve  KKTC dünyaya rüştünü  ispat politikasında  siyasi irade bu Devletindir imajı vermeye çalışırken hem Ankara’yı hem de Erdoğan’ı töhmet altına itecek bu tip konuşmalardan sarfınazar edilmesi gerekmez miydi? 

Yoook!  Çünkü bizde politikacı dediğiniz önce konuşur sonra düşünür!  Yahut ağzına geleni söyler! Nitekim Cumhurbaşkanı Eroğlu sık sık müzakerelerde inisiyatifin tamamen KKTC tarafında olduğunu, Ankara’nın kendilerine müdahale etmediğini söylerken,  bakın  Başbakan küçük ne söylemekte? “Erdoğan  Güzelyurt’u vermeyiz” demiş!   Demek ki “veririz”  de diyebilirdi!  Eeee,  hani KKTC  Devleti?

**********

DEVLET DEDİK DE

Şimdilerde bir haber daha çalkalanıyor:  “KKTC’nin adı değişecek,  Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”  olacak. 

Dünyadaki ülkelerE  bakıyoruz. Tarihi süreçleri içinde ve hep  ileriye gidişlerinde devrimsel ve evrimsel kararları ile devletlerini bâki kıldılar.  

Bize bakıyoruz.  Cemaat Meclislerinden geçtik,  Yönetim olduk,  Otonom,  Federe Devletler etiketlerini  yakıştırdık kendimize ve de  KKTC’ye vardık…

HÂLÂ UĞRAŞIYORUZ:  Fakat bakın nasıl hep geriye tornistan ederek:  Mesela Rum Annan planını kabul etseydi şimdi   “muhtariyete”  bile razı olacaktık ki zaten Birleşik Kıbrıs efkârı da farklı sonucu çağırmıyor! 

Ha bu şimdiki ise daha tertemizi:  Kısalta kısalta “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”ne kadar geliverdik.  Az bir zaman sonra da  aradaki “Türk”ünü atarız.  O zaman ne kalır geriye?  “Kıbrıs Cumhuriyeti!”   Hayırlı olsun!  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.