1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Rahmetli nenem iktidara talipti...
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Rahmetli nenem iktidara talipti...

A+A-

“…Belki üniversite okumadım ama İngiliz Koleji ve Amerikan akademisi eğitimlerim var 1974 öncesinde.

Devletten emekliyim. Yıllarca Dış İşleri Bakanlığı’na bağlı bir dairede çalıştım. Kendime göre bir yaşantım var. Annemi, kız kardeşimi kaybettim. Yalnız yaşıyorum.

O kadar çok hastalığım var ki… Buzdolabım ilaç dolu... Masraflar ve harcamalardan sonra elime mutfağım ve yaşamımı sürdürebilmem için 800 TL kalıyor. Zar zor geçiniyorum. Bir ay aniden bir harcama çıksa toparlanmak birkaç ayımı alıyor.

Sosyal konutta oturuyorum. 3. Kat… Ne jeneratör alabilirim ne de alsam çalıştırabilirim.

Bizleri ne hallere soktular Çiğdem Hanım. Yaşantımızı tanıyamaz olduk. Fakirlik içinde, endişe içinde yaşıyoruz. 
Pahalılık olacak, zam yapacaklar geçimimiz daha da zorlaşacak;

Belediyede grevler olacak çöp içinde kalacağız,

El-Sen grev yapacak elektriksiz kalacağız,

Tel-Sen grev yapacak haberleşemeyeceğiz diye ödümüz kopuyor. İnsanların işsiz aç kalacaklarına mı üzülelim, yoksa elektriksiz kaldığımızda zar zor aldığımız ilaçlarımızın, gıda maddelerimizin, beyaz eşyalarımızın bozulacağına mı? Çöplerimiz toplanmadığında daha çok sineklerle mücadele edemeyeceğimize mi üzülelim, yeni hastalıklarla daha mücadele etmek zorunda kalacağımıza mı?

Hasta olsak telefon açamayacak hale mi gelelim Çiğdem Hanım grevler yüzünden.

Grev yapacak insanlara mı kızalım, onları bu hallere getirenlere mi?

Bu düzen bizi insanlığımızdan birlikteliğimizden etti.Bu düzen sadece kendimizi düşünür etti.Bu düzen gemisini kurtaran kaptandır mantalitesini  yerleştirdi kafalarımıza.

Şimdi de gemisini kurtaran kaptanlar yalnızlar. Çünkü dört bir yandan sıkışmış ve bağlanmış durumdayız.Kendimizden gayrı düşünecek ne maddi ne manevi halimiz dermanımız kalmadı.

Söyleyin onlara Çiğdem Hanım elektriklerimiz kesilmesin: Ölürüz! Yaşlı başlı halimizle , bu sıcaklarda vallahi ölürüz.
Söyleyin artık toplasınlar bu çöpleri, ilaçlasınlar sinekleri. Hastalık kapacağız ve ölümümüz pislikten olacak.
Söyleyin kesmesinler telefonlarımızı. Hastalansak ambulansı arayamayacağız…

Ne olur siz de söyleyin Çiğdem Hanım!

Ben her gün herkese ulaşmaya çalışıyorum. Belediye başkanını da aradım TulûyKalyoncu’yu da. Anlamıyorlar. Siz anlayın da konuşun onlarla ne olur.

Söyleyin!Ölmek istemiyoruz.”

***

Cuma sabahı aldığım bir telefonda, annem yaşlarındaki bir kadının serzenişleri bunlar.

Konuşmak istiyor, anlatmak istiyor ve anlaşılmak istiyor.Anlaşılmak ve sesini duyurmak istiyor.

Bıkmış, bezgin yorgun…

Kıbrıs’ın Kuzey’indeki darmadağınık görüntüden de, bencil insanlardan ve yurttaşını düşünmeyen iktidarlardan da sıkılmış. Anlatıyor da anlatıyor. Beni niye aradığını anlatıyor. Perişan olmuş belli… Ağlıyor da bir yandan…
Kaç insan var sersefil ölümü bekleyen köşelerinde. Mutsuz, yarı aç ömrünün son demlerinde…

İyi mi yönetiliyor şimdi bu ülke?

KKTC şimdi yurttaşlarını koruyor mu? Bu devlete mensubuz diye hayatımız kurtuluyor ve bayrağımızın altında sorgusuz korkusuz yaşıyor muyuz?

Vicdanları rahat mı yönetenlerin acaba? Ya bizi bu hallere sokanların? Kıbrıs’ı bölüp bizleri bir hapishanede diledikleri koşullarda saklayıp,ömrümüzü ipotek altına alanlar?

Ben sizlere söyleyeyim efendim: Bu devlet sadece zengini, geçim derdi olmayanı koruyor. Çünkü devleti idare edenler de o zümreden insanlar.

Dolayısı ile tok açın halinden anlamaz!

Devletin tepesinde gezip tozup, lüks arabaları ile, lüks evlerinde ailelerini pamuklar içerisine sarıp sarmalayanlar, yüksek maaşlar ile çalıştıranlar;onlara binbir dalavere ile hak kazandıranlar; haydan kazandıklarının değerini bilemedikleri gibi, alın teri ve emeği ile masum bir yaşam sürüp, güzel birölüm hayal edenlerin halinden anlayamazlar.
Haybeden tatiller yapıp, her gece bir eğlenceye davet edilip, vur patlasın çal oynasın eğlenenler, yıllardır bir gün bile eğlenemeyenlerin halinden anlayamazlar.

Onlar gönül rahatlığı için bir gecede yüz binleri savururken, harcayacağı 50 liranın hesabını tutmak zorunda olanların ne hissettiklerinianlayamazlar.

Ama bu ülkeyi yönettiklerini zannederler.Oysa yönettikleri kendi lüks, gailesiz ve adaleti bozan yaşamlarından başka bir şey değildir.

Ülke yönetmek kendi çıkarları ve kendi mutlulukları için olsaydı, memleketteki huzur yerine belli bir kesimin çıkarlarını savunmak olsaydı, ben okuma yazması olmayan rahmetli nenemin de bu ülkeyi yönetmekte hiç zorluk çekmeyeceğine garanti verebilirdim. Ne de olsa şu andaki bakanlardan çok daha hayatın içindendi 9 evlatla tek göz odada rahmetli.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.