Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ralli…

A+A-

Babam, “Yürü be Musa” dediğinde dayım Ledra Palas’ta nöbet bekleyen Rum askerine baktı…

Safa öndeydi, virajı dönerken, “ilerle” gibisinden elini camdan sallıyordu…

İlerlese Rum askeri ona ateş edebilirdi veya önünü kesip tutuklayabilirdi…

Ani kararla bastı benzine, kapıya ilerledi.

Rum askerleri, ” Durun, o taraf tehlikeli” dese de dayım, çoktan TC askerinin kontrolündeki bölgeye geçmişti.

Geçer geçmez kapıyı açıp dışarı fırladı.

Özgürdü.

Kendini hür hissediyordu.

Eşi Baf’ta kalmıştı.

Evi de.

Eşyaları, hayalleri, mazisi…

Hepsi arabaya sığmayacak kadar çoktular…

Motor hala çalışıyor, arabanın kapısı açıktı.

Dayım eğildi, toprağı öptü, ilk askere sarıldı…

Kurtulmuştu.

Ama bu kurtuluş kimdendi, o anda bilemiyordu.

Sadece ona gösterilen ölüm korkusundandı bu kurtuluş.

Hikâye orada başlamadı, orada bitmedi.

Devamı var,  geçmişi de.

Onların arabaları ile kaçma girişimlerinin ikincisiydi.

Birincide polis tutuklamış, arabalarına el koymuş, geri Baf’a yollamıştı…

Baf’ta tanıdık birkaç polis ile irtibata geçen babam, Lefkoşa’ya arabaları alıp dönmek üzere izin belgesi almıştı.

O belgeler ile Lefkoşa’ya gelerek kuzeye geçmişlerdi…

İki hafta önce İstanbul’un yakınındaki doğal güzellikleri, bol bahçeleri, villaları ile doldurulmuş tarlaları olan Çatalca’ya gitmiştim.

Hava güzeldi.

Yazdı…

Güneş taş yakmıyordu ama şapkasız kafaları pişirebiliyordu.

Dönüşte, tepelik bir tarlada, tepeciklerden fırlayıp kaybolan motorlar gördüm.

Ne duyuru, ne ilan, ne işaret vardı.

Durup dururken bu adamlar burada niye zıplayıp duruyorlar, dedim…

Tepeciklerin üstlerinde görevliye benzeyen kişiler vardı.

Motorlar birdi, iki oldular.

Sonra üçerli geçmeye başladılar.

Fotoğraf çektim.

Çekerken anons duydum.

Anons varsa alanda seyirci de olmalı, diyerek tepeyi döndüm.

Toprak yola daldım.

Ki görevli arabalar, naklen yayın araçları, karpuzcular…

Köşede seyyar sandviççi, çaycı, kahveci, hatta muz, su satanlar.

Ve motorkrosçuların aileleri ile köylüler.

Ne kadar çoktular.

 İki hikâye’den biri bizden, diğeri garantör ülkeden…

Birincisi kapıda bariyerler, silahlar ve askerler varken kaçış…

Diğeri keyif için yarış…

Dün bu hikâyelere bir yenisi eklendi.

Avrupa Ralli Şampiyonası’nın 9’uncu ve Ortadoğu Ralli Şampiyonası’nın 5’inci ayağı olan Kıbrıs Rallisi…

Ralli Kıbrıs’ta yapılıyordu...

Arada kapı yok sayılmıştı…

Yarışmayı görünce birbirleri ile bağlantısı olmayan iki hikâye anılarımdan çıktı, geldi.

Paylaşmak istedim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.