1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Rauf Denktaş solunum makinasında...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Rauf Denktaş solunum makinasında...

A+A-

Bu satırlar yazılırken, gelen haberler Rauf Denktaş’ın solunum makinesine bağlandığını bildiriyordu. Bu yaşta bir beyin hadisesi geçirip de yatağa düşmek, kolay değildir. İlk beklenen de bir akciğer komplikasyonudur. Allah önce kendisinin, sonra da hekimlerinin yardımcısı olsun…

Annan Planı günlerinde, ben ona; o da sanırım bana, fena halde sinirlenmiştik. Seksen yaşında adamın, otuz sene sonrası için öngörülerde bulunup plana karşı koymasını anlamsız bulmaktaydım. O ise bizim oyuna geldiğimizi ve her şeyi kaybedeceğimizi düşünmekteydi. Bence, o plan; bulabileceğimiz en iyi çözüm önerisiydi… O sinir içinde, Serdar Denktaş’a bir mektup yazdım… “Bu sinir günleri geçince, elbette ki Denktaş soyadı gene hakkettiği saygıyı görecektir” demiştim…

Rauf Denktaş, kırk yıl bu ülkede siyasetin eksenini oluşturdu… İnsanların yarısı, ona taptılar… Hatta bazan yarısından fazlası… Öteki yarısı ise ondan nefret ettiler… Bu nefrette “teşkilat günleri”nin büyük etkisi vardır… O günlerdeki her olumsuzluk, her cinayet, her haksız uygulama, haklı ya da haksız; ona mal edildi… Yabancıların anlamadığı budur… Onlar TMT’nin Rum’dan çok Türk öldürdüğünü bilmezler ki… EOKA’nın da Türk’ten çok Rum öldürmesi gibi…

Bu hataların neresinde ve ne kadar Rauf bey var? Doğrusu bilmem… Hücreler halinde çalışan gizli bir örgütün yanlışlarının tümünün ona mal edilmesi, acaba haklı mıdır? Yalnız, Türkiye zarar görecek endişesi ile bazı şeyleri hiç konuşmadığının, farkındayım, o kadar…

20.yy başlarında edindiği ulusçu çizgiyi, Türkiye büyükelçisi Emin Dırvana’nın bile “ifrat” yâni aşırı bulmasına aldırmadan sürdürdüğü, zaman zaman kendisini 1918-1919’da hissettiğini kendi ağzından açıklaması ve bizim de “Dünya değişti. Yüz sene önce doğru olabilirdi ama şimdi bunlar vehim” diye ona karşı çıktığımız, doğru…

Ama bir dernekler, federasyonu teslim alıp, tanınmamış olsa, bütün vecheleri tamam olmasa da bir “devlet” teslim ettiğini de unutmayalım… Bunun ötesinde, Kıbrıs Adası Türk Azınığı Kurumu (KATAK)dan, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı bir halk haline yükselmemizin de onun ideolojik yönetiminde gerçekleştiğini de teslim edelim! Lozan’da Kıbrıs’ı terk eden Türkiye Cumhuriyeti’ne adanın garantörü avantajını sağlayan da gene odur…

Son seçiminde, “bu artık sondur” dediğimi duymuş, bana haber göndermişti… “Heves etme, benim teyzem 103 yaşında gitti… Beni daha çok çekeceksiniz…”

Umarım haklıydı… Muhalefet edeceksen, bu çapta bir adama etmek; yeneceksen, böyle bir adamı yenmek veya ona yenilmek, senin de kaliteni artırır… Son sohbetlerimizden birinde, bana “Rumlar sizi aldatacak…” dediydi! Ben de “Bizi siz bile aldatamadınız, yok Rumlar!” diye yanıt vermiştim…

Bizi aldatma başkan… Kime saldırırız biz sen olmazsan? Pusulamız şaşar…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.