Erçin Şahmaran

Erçin Şahmaran

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Referandum

A+A-

1 Temmuz tarihi itibarı ile Kıbrıs’ta önemli bir dönemeç yaşanacak. Belki de hiçbir şey olmamış gibi bu tarih de biraz abartılı bir söylem olarak kalacak. Aynen güney Kıbrıs’ın “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak AB üyeliğine başladığı 2004 yılından sonra olduğu gibi. Bu tarihten sonra da çözüm yolunun tıkandığı ve herkesin kendi yoluna gideceği söylenmişti. Öyle olmadı. Her ne kadar henüz sonuç alınmasa da devam eden bir süreci hala daha yaşıyoruz. Ama belli ki Kıbrıs’ın kuzeyi 1Temmuz sonrasında önemli değişimlere hazırlanıyor. Kıbrıs meselesinin artık nihayete ermesi bir gereklilik. Bu düşünceyi sonuna kadar destekliyorum. Kıbrıs’ın kuzeyi ve burada yaşayan insanların önü artık açılmalı. Bunun en mantıklı yolu adanın bir bütün halinde, iki toplumlu ve iki kurucu devletle oluşturacağı bir çatı altında birleşmesi.

Bu ülkede yaşayan bir insan olarak adanın birleştirilmesi, ortak çıkar noktalarının benimsenmesi ve ortak çıkarlar için “Mantık evliliği” yapılmasını en akılcı yol olarak görüyorum. Bu tabi ki benim görüşüm. Ve elbette bu tek başına yeterli değil. Her şeyden önce iki toplum, kendi demokrasileri ve iradeleri vasıtasıyla “Barış” projesine en yatkın yönetimleri iş başına getirmeli. Kıbrıs Cumhuriyetinin hiçbir şekilde değişikliğe uğramadığını, sadece topraklarının bir kısmının işgal edildiğini, mağdur durumda olduğunu düşünen, Kıbrıslı Türklerin bu Cumhuriyetin ortaklarından biri olduğunu hala daha anlamayan, anlamamazlıktan gelen üçüncü ülkelerde güney yönetimine baskı yapmadıkları sürece bu meselenin çözümünü beklemesinler. Güney yönetimine baskı yapılmalıdır. Birleşmiş Milletler ve elbette Avrupa Birliği, Kıbrıslı Türklerin artık dünyadan soyutlanmasına izin vermemelidir. Bu mantık güney yönetiminde bir baskı unsuru oluşturabileceği gibi Kıbrıslı Türklere de her anlamda büyük bir rahatlama sağlayacaktır. Bunun yanında Türk tarafı heyecanını ve motivasyonunu da kaybetmeyecek, daha görüşme süreci devam ederken olası bir başarısızlık sonrasının senaryosunu topluma empoze ederek yönlendirilme yoluna gitmeyecek. Kıbrıslı Türkler kimsenin bağı olmak istemiyor.  Barış ve çözüm arzusu sadece dünya üzerinde var olduğunu göstermenin bir yoludur. Kendi ülkelerinde, kendi devletleri aracılığı ile dünyayla ilişkiler kuran, komşuları ile iyi geçinen her ülke, her millet gibi bağımsız ve kendi olarak var olmak istiyor.

Aslında bu yazdıklarım sadece iyimser bir tablonun oluşmasını umut etmek adınadır. Kıbrıs adasında yıllardır yaşanan sorun artık bitmeli. Bu bir gerçek. Bunun altını bir kez daha çizmek gerek. Peki, ama nasıl? Bana kalırsa bu süreç güneyin AB dönem başkalığı sürecinde de, sonrasında da bitmez. Ama diyelim ki bitti. Ve bunu Türk tarafı sağladı. Bunun kaybettirdikleri nasıl karşılanacak?

“Çok şükür devletimiz var” demekle olmuyor. Olmayacak. Devletin durumu ortada. “KKTC’yi dünyanın gözüne sokmak istiyoruz” demekle de olmuyor. Bunu nasıl yapacaksınız? Dünyanın ve dünyalıların bizim için iki gözü de kapalı.

Bu işi bir yerde bitirmek istiyorsanız, ilk yapılacak iş bunu halka sormak. Yani bir “Referandum” girişimi ile halka kaderini tayin hakkını verip geleceğini şekillendirme durumunu yaratacaksınız. Referandum kolay. Kolay da referandumda sunulacak seçenekler en önemlisi. Halktan vereceği kararın ne olmasını isteyeceksiniz? En önemli nokta bu.

Bir ihtimal; Görüşme sürecinin sonlandırılması sonucunun çıkacağı bir referandum ne getirecek? Görüşmeleri bitirdiniz. Sonrası. Bu devlet bu haliyle bir kırk sene daha gider mi? Gitmez. KKTC dünya devletleri tarafından bağımsız bir devlet olarak kabul görür mü? Keşke görse ama görmez. Peki, ne anladık?

Bakın ben size senaryoyu anlatayım; Bu ülkede her alanda, her anlamda çok değişiklikler olacak. Devlet yapısı yeni bir Anayasa ve yasalarla değişecek. Hatırlayınız daha önceleri söylenmişti. “Kuzey Kıbrıs Devleti” adıyla yeni bir yapı oluşturulacak.Türkiye AB bakanı Sayın Bağış’ın kuzey Kıbrıs için “Türkiye’ye bağlanabilir” ve “Zaten su ve elektrik hatlarıyla bağlı” sözleri aslında bazı şeylerin habercisi ve tesadüf değil. Uluslar arası alanda bunun mümkün olamadığını kendiside biliyor. Fakat günün sonunda görüşmelerden bir şey çıkmadı, KKTC olarak da tanınma imkânı yok, bağlanmayı da istemiyorsunuz, siz Kuzey Kıbrıs Devletini kabul edin denecek. Bu noktada esas konu amacın ne olduğu?

06.01.2012 tarihinde yazdığım “Üç maddelik yeni devlet” başlıklı yazımda bu konuyu daha detaylı olarak sizlerle buluşturmuştum. İçinde bulunduğumuz süreçte benim görebildiğim tek şey; Ülkeyi kaosun ve giderek artacak huzursuzluğun beklediği. Ve bunlara bağlı olarak da depresyonların, travmaların, sosyal patlamaların, ekonomik bunalımların yaşanacağı.

Sonuç olarak artık Kıbrıs’ın kuzeyinde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Her anlamda yaşanmaya başlayan gerileme devam edecek. Göçler olacak. Genç insanları ülkede tutmak imkânsızlaşacak. Halk fakirleşecek. Bunlar birilerinin umurunda olur mu? Bu söylediklerimi şu an yaşamaya başlamadık mı? Başladık. Peki, umurunda olan var mı? Yok. Bunu tersyüz edecek irade bu halkta var mı? O da yok. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.