1. YAZARLAR

  2. Serhat Kotak

  3. Rejim değişikliği üzerine
Serhat Kotak

Serhat Kotak

Gözlem
Yazarın Tüm Yazıları >

Rejim değişikliği üzerine

A+A-

          Son zamanların favori tartışma konularından biri olan “rejim veya sistem değişikliği” konusu ile ilgili sorulara ben de katıldığım televizyon programlarında maruz kalıyorum. Daha önce yazdığım bazı inceleme yazılarında parlamenter sistem ile başkanlık sistemi ile ilgili görüş ve analizlerimi kısa da olsa sundum ancak bu konu gündemimizden düşmeyeceğine göre arada bir ele alıp güncelleştirmek ve siz okuyucularıma bazı detayları sunmak istiyorum.

          Saddam Hüseyin eski Irak’ı, Hüsnü Mübarek eski Mısır’ı ve bu gibi diğerleri ülkelerini diktatörlükle yönetirken rejim değişikliğinden bahsetmek aslında o ülke insanlarını özgürlüğe ve demokratik bir yönetime kavuşturmak amacından hareket eden bir istemdir. Ancak konu KKTC ise zaten var olan bir demokratik sistemden bahsettiğimiz için buna “rejim değişikliği gereklidir” diyebilmek aslında biraz abartılı bir analiz ve istem olur.

          Ülkemizde 1976’dan itibaren yönetim parlamenter demokrasi olarak kurulmuş ve devam etmektedir. Her ne kadar da başkanı halk seçse de aslında ana sistem parlamenter demokrasidir. Yani halk tarafından seçilen Milletvekilleri tek parlamentoda halkı temsil ederler ve parlamentonun çıkardığı hükümet yönetim görevini üstlenir. Yasamanın hazırladığı yasaları da Cumhurbaşkanı onaylayarak yürürlüğe koyar.

          O dönemin hükümeti ve Kurucu Cumhurbaşkanı ülkemiz bünyesine en uygun buldukları için parlamenter demokrasiyi seçmişlerdi. Bunda Avrupa ülkelerinin doğu bloku dışında kalan tüm ülkelerinin de bu sistemin bir şekli ile yönetilmeleri rol oynamıştı. Ancak bence başkanlık sistemi yerine parlamenter demokrasinin devlet yönetim sistemimiz olarak adaptasyonunun esas nedeni “tek adamlılığı” önlemekti.

          Ben yaşamımın büyük bir bölümünü ABD’de geçirdim ve oradaki sistem içerisinde yaşama fırsatı buldum. Bence şu ana kadar dünya ülkeleri arasında ortaya çıkan ve en verimli şekilde çalışan sistem ABD’deki başkanlık sistemidir. Bunun nedeni kesin güç ayırımlarının anayasada açıkça tanımlanmaları ve Yönetim-Yasama-Yargı üçlüsünün birbirinden tamamen bağımsız olmasıdır. Amerika’da öylesine güzel ve işlevsel bir sistem yaşama geçirmişler ki üzerinden 200 yıl geçmesine rağmen hala daha tıkır tıkır işlemektedir. Bana göre yanlışları da yok mudur? Vardır tabi. Ancak tüm sistemi ele alıp analiz ederseniz bence artıları eksilerinden o kadar çok fazladır ki mekanizmayı tam anlayınca siz de sistemin ne kadar verimli ve işlevsel olduğuna kanaat getirirsiniz.

          Tüm bunlar ışığında KKTC için en iyi sistem ne olur sorusuna cevap verebilmek için önce cidden gerçekçi olmalıyız. Daha doğrusu ülkemiz gerçeklerini göz önüne almalıyız. Sırf bir sistem başka bir ülkede başarılı oldu diye bize de uyacak demek değildir. Örneğin Avrupa’ya bakınca hemen hemen her ülkenin parlamenter demokrasi ile yönetildiğini ve bunun onlar için işlediğini görürüz. Ortadoğu ve bazı Asya ülkelerine baktığımızda başkanlık sisteminin diktatötlüğe döndüğünü ancak ABD’de tam bir ahenk içerisinde işlediğini fark ederiz.

          O zaman ne yapmalıyız? Önce fark etmemiz gereken en önemli şey bir sistemin yapısı ne olursa olsun onu işletecek olanların insanlar olduğudur. Yani ortada bir sistem varken bunu tamamen atıp sil baştan yapmayı istemek aslında çok riskli ve belki de gereksiz bir adımdır. Elimizde bulunan sistemi işletmeyen ve partizanlık, vizyonsuzluk, adaletsizlik, yasayı çiğneyenleri bile yargı önüne getirememe gibi büyük sorunları yaratan aslında sistemimiz değil, sistemi işletmekle yükümlü olan halktır.  Eksik olan taraflarını da düzeltmek de bizlere düşer.

          Şu anda bulunan sistemin işlevselliğini ortadan kaldıran bizlersek o zaman bu sistemi atıp yerine yenisini getirdiğimizde o yeni sistemi de mahvedecek olan yine bizleriz. Ortaya çıkıp “yeni rejim lazım”, “başkanlık sistemine geçiş olmazsa hiçbir şey düzelmez” gibi söylemler bence çok yanlıştır çünkü esas problemi işaretten çok uzaktırlar. Bir sistemi işlevsel kılan içerisindeki insanlardır. Dolayısı ile de bizim problemimiz sistemimizle değil, yönetmesini istediğimiz kişilerledir. Sen Bakandan hakkın olmayan işi istemezsen o da adaletsiz bir şekilde seni o işe almaz. Sistem de bozulmaz. Akıllanıp kendi kapımızın önünü süpürdüğümüzde de sistemin işleyebildiğini göreceğiz.

            Her çıkmazda yeni bir can simidi arayacağımıza karar verip problemlerimizi çözmeye bakarsak başarılı olma olasılığını da kendi kendimize vermiş olacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.