Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Resim satmak

A+A-

Bir kitaptaki dipnotta rastladıydım:

1850’den itibaren, Türkiye’de kayda geçen bütün sanatlarla meşgul sanatçı sayısı, 3700 imiş... Tabii burada “sanat” derken, gerçekten sanat olan uğraşlardan bahsediyoruz. Yani, edebiyat, resim, heykel, müzik, mimari ve tiyatro ile onların yan kolları ve bir de bunlara sonradan eklenen sinemadan...

Evet, son yüzaltmış yılda, Türk kültürünün yetiştirdiği sanatçı sayısı, 3700 imiş...

Oysa yalnız Paris’te, o anda 70000,  New York’ta ise 360 000  ressam yaşamaktaymış!

Cezanne’ın satılan bir tek tablosunun KDV’si 9 milyon $ tutmuş ki bu bilinen bütün Türk ressamlarının bütün tablolarının toplam fiatından, fazlaymış! Fiatı değil! KDV’si!

Türkiye’de bir yılda çıkan roman sayısı, Fransa’da bir haftada çıkandan  azdır!

Bu, neden böyle?

Zira modernizm, burjuva yaşam biçiminin bir ürünüdür ve Türkiye’de halâ bir burjuvazi yok! Devlet eliyle adam zengin edilir ama yontulamaz! Rahmetli Sakıp Sabancı bir yandan resim toplayıp, Paris’te sergi açıyordu ama obür yandan da eşi hanımefendi, göz tutmasın diye efsun-büyü yaptırdığını anlatıyordu... Zengin olmak başka, burjuva olabilmek bambaşka bir şeydir... İttihatçılığın, devlet eliyle müslüman bir burjuva sınıfı yaratma politikası, yüzyıllık bir denemeye rağmen, tutmadı... Adam gidip bir Picasso almıyor... Alsa bile duvarına asıp keyfini çıkarmak için değil; daha pahalıya satıp, kâr etmek için alıyor. Zira baktığını anlayacak terbiyesi, bilgi birikimi, zevki yok!

Bu neden böyle? Zira Fatih Sultan Mehmet Kanunnamesinde, ticaretle uğraşan Rum ve Ermeni’nin %2.5 vergi vermesi emredilirken; Türk’ün %5 vergilendirilmesi öngörülmüş. Toprakla uğraşan bir Rum ya da Ermeni’nin vereceği vergi ise Türkünkü’nün nerde ise 3 katından fazla! Bunun sonucunda  sermaye Rum ve Ermeniler elinde toplanıyor ve 19.yy’da burjuvalaşmaya da onlar başlıyor. 20.yy başlarında İttihatçılar bunun farkına varınca, “iktisad-ı milli” diye bir politika geliştiriyorlar. Yâni, sermayeyi Türkler eline toplayıp, Türk burjuva yaratacaklar. Bu politikanın en etkin olduğu yer ise İzmir! Zira en fazla gayri müslim burjuva, Ege bölgesinde mevcut! İttihat ve Terakki’nin İzmir il başkanı kim? Celal Bayar... Sonradan cumhuriyetin İktisad Vekili, Başbakanı... İş Bankası’nın da kurucusu... Kurtuluş Savaşı sonrasında Rumlar ve Ermeniler Anadolu’dan temizlenince de sanılıyor ki devlet eliyle yeni bir Türk burjuvazisi, oluşturulabilecektir.

Burjuvazi “bourg”dan gelir. “Bourglu” demek... “Bourg” da orta çağda köylerle, kentler arasında, feodal beyin otoritesinin dışında yaşayan ve ticaretle geçinenlerin oluşturduğu kasabaların adıydı. Giderek buralar şehirleşti. Ve bundan dolayı, burjuvazi kentlerde olur ancak ve Türkiye’de halâ nüfüsun yarıdan fazlası köylü, geriye kalan da kente bir kuşak önce gelmiş...

İşte bunun için, sanatçı yok! Zira, müşterisi yok... Demokrasi kör topal... Zira talep edeni yok... Devleti memurlar idare ediyorlar... Zira vergi ödeyip, hesap soran  “Tax payers” yok!

Şimdi okur diyecektir ki: “Bizde?”

Kıyaslayın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.