1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Rezalet
Rezalet

Rezalet

Soyer; Sosyal Sigortaların bu şekilde devam edemeyeceğini belirtirken, iç borçlanma ve Türkiye’den aktarılan kaynaklarla ‘yola devam’ kültürüne sert tepki gösterdi:

A+A-

Remzi SAMAR

Sosyal Sigortalar Kurumu’nun, kısa bir süre sonra tamamen dibe vurmuş olacağına ilişkin iddiaları değerlendiren eski Başbakanlardan, CTP milletvekili  Ferdi Sabit Soyer, büyük sıkıntıların aşikâr olduğunu ifade etti. 

Bunu yıllardır dile getirdiklerini savunan Soyer, “Sosyal sigortalarda en büyük problem, toplam gelirleriyle-emekli maaşları çerçevesinde yaptığı ödeme arasında bir fark vardır. Büyük bir açık vardır. Bu açık nedeniyle Sosyal Sigorta burada kimi zaman kamudan yani Maliye Bakanlığı’ndan aldığı destek kimi zaman da bankalardan borçlanmayla bu açığı kapatmaya çalışmaktadır” dedi. 

Soyer, “İster sosyal sigortalar, ister kamunun diğer kesimleri, kaynak büyütmeden yapılan her harcama ve yalnızca Türkiye’den aktarılan kaynaklarla olayı devam ettirmek kültürünün bize getirdiği bir rezalet vardır” diyerek, bunun, kendi çocuğumuzun tabağından yemek yeme kültürü olduğunu söyledi.

Soyer, “Yani iç borçlanma bugün doğmuş olan bir çocuğun daha ilkokulda, ortaokulda, lisedeyken bir gencin geleceğinden bugün yaşayan kuşakların çaldığı bir katkıdır” şeklinde konuştu.

Kurum çıkmazdadır

Sosyal sigortaların bu hale gelmesinin en büyük ana nedeninin, özellikle zamanında büyük ölçüde normalinden daha az primleri yatıranlara emeklilik hakkı tanınması olduğunu aktaran Soyer, bu yüzden sosyal sigortaların üzerindeki yükün arttığına işaret etti. 

“Bu yüzden Sosyal sigortalar derin bir çıkmazdadır” diyen Soyer, “Bu aşağı yukarı şu noktada bizim geçen hükümet dönemimizde toplam sürüm gelirleriyle ödeme oranını yüzde 85’in üzerinde bir orana getirdik. Bu süreç daha sonra UBP dönemi itibariyle aşağıya doğru düştü. Burada esas olan noktalardan bir tanesi kayıt altına alma işini arttırmaktır. Kayıt dışılığı engellemektir. Ama ne acıdır ki en büyük sıkıntı yine kamudan kaynaklanmaktadır” şeklinde konuştu. 

“Belediyeler bile prim yatırmıyor”

Belediyelerin de uzun yıllar istihdam ettikleri personelin sigortasını yatırmadığına dikkat çeken Ferdi Sabit Soyer,  bu durumun diğer sektörlere kötü örnek teşkil ettiğini belirtti. 

Dolayısıyla bütün bu sorunların aşılması gerektiğini belirten Soyer, “Gelir gider dengesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde sosyal sigortalar çok büyük bir çıkmaza gidecektir. Bu bugünkü şartlarda kaçınılmazdır. Dolayısıyla bunun ele alınmasında büyük fayda vardır. “ diye konuştu.  

“Sadece denetimin artması yetmiyor”

Sosyal Sigortalar Kurumu’ndaki sıkıntının aşılması için üst düzeyde denetimin şart olduğunu bildiren Soyer, denetimlerin artmasının tek başına yeterli olmadığına vurgu yaptı. 

1977 yılı itibariyle çıkan sosyal sigortalarda emekliye çıkma hesaplamasında son 4 yıl alınan maaşın temel alındığına dikkat çeken Soyer şunları söyledi:  

“Bunun için o güne kadar herkes asgari ücret üzerinden yatırıp son 4 yılda gerçek üstünden yatırıp da buna bağlı bir emeklilik hakkı elde etmeye çalışmaktadır. Bu temel sosyal sigortalara sonuç itibariyle önemli bir ölçüde bu disiplini kurma zemini sağlamamaktadır. Bunu dikkate alarak 1 Ocak 2008’de yürürlüğe giren tek sosyal güvenliğe de açık olan bir yasa değişikliğiyle oluşan yeni sosyal sigortalarda 1 Ocak 2008’den sonra işe giren tüm insanlar için emeklilik hesaplaması işe ilk girdiği tarihten son tarihe kadar aldığı bütün ücretlerin ortalamasıdır.”

“Primler emekliliğe 4 yıl kala normalden yatırılıyor”

Bu mekanizmanın caydırıcı bir faktör olduğuna değinen Soyer, ilk sorunun, asgari ücretten yatırılan primlerin emeklilik yaşına gelineceği zaman gerçek maaş üzerinden gösterildiğini ifade etti. 

“İkinci önemli bir nokta ise bu işi teşvik eden diğer eski sosyal sigortalar uygulamasında hangi basamaktan yatırılırsa yatırılsın sonuçta aynı miktardan maaş alması gerekmektedir” diyen Soyer şöyle devam etti: 

“Dolayısıyla kendi emeklilik günleri için niye adam yüksek düzeyde maaşını yatırsın. Biz hükümet dönemimizde bu basamaklar arasını da aştık. Böylece hangi basamaktan yatırırsa bunun emekli maaşına yansıyacağı bir düzenlemeye girdik. Bu da teşvik edici oldu. Ama çoğu insan bu teşvikin dışında özellikle o ana bakmaktadır. O anda gerçek yüz lira iki yüz lira daha fazla elime geçsin düşüncesiyle, yaşamın ağır koşulları nedeniyle dönüp asgari ücretten yatırıp talebi karşısında buna direnmemektedir. Yanlışlık buradadır.”

“2008’de yürürlüğe giren yasa doğru bir temeldir”

Sosyal sigorta primleri yatırılmayan çalışanların çalıştırılmaması gerektiğini aktaran Soyer, şöyle dedi:

“1 Ocak 2008’den sonra yürürlüğe giren tek sosyal güvenlik sisteminde ana hatlarıyla bu andan itibaren işe girenlerin emekliye çıkacakları zamanda tüm gelirlerinin ortalamasının emekli maaşına yansıması doğru bir temeldir. İkincisi bu basamakların farklılaştırılması eski sosyal sigortalar yasasında bütün çalışanlara yatırdıkları basamakların primi ile devam etmeleri noktasında emekli maaşlarına bir yansıma geleceğinin de bilinciyle hareket etmeleri gerekiyor kanısındayım. Ama esas nokta kayıt altına almaları arttırmak özellikle kamunun sosyal sigortalar primi yatırılmayan insan çalıştırması özellikle belediyelerin noktasından uzak tutulmaları gerekiyor.” 

“Bu iş bankalardan krediyle olmaz”

Bankalardan alınan kredilerle bu işi kökten çözülmeyeceğini savunan Soyer, bu durumun geçici bir önlem olduğunu anlattı.  Soyer, kamu borcu mükellefiyetinin toplumun gündemine yeni yeni girmeye başladığını kaydetti. 

Mali düzen ve mali disiplinin bozulmasından dolayı, yalnızca Türkiye’den aktarılan kaynaklarla tekerleği döndürme kültürünün hâkim olduğunu söyleyen Soyer, bu nedenle kamunun iç borçlanmasının çok belirleyici olmadığına vurgu yaptı.  

Bu surumun çok büyük bir yük olduğunu dile getiren Soyer, şunları kaydetti:

“Kamunun bankalara milyarlarca borcu vardır. Bu kamu borcunun ödenmesiyle ilgili olarak yeni başlamış olan bir uygulama var. Bu uygulamayı tartışmak gerekiyor. Hâlbuki talepler, büyük ölçüde kamu bütçesinden bir noktada büyük bir yükü ve mükellefiyeti getirecek olan noktalara doğru gidiyor.” 

“CTP döneminde bu kurum iyileştirildi” 

Kendi hükümetleri döneminde Sosyal Sigortalar Kurumu’na eski Türk Lirası’yla 275 trilyonluk bir katkı yapıldığını, daha sonra ise bunun devam ettirilmediğini berlirten Soyer, vakit geçirilmeden Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri ile bu iç borcun ödenmesi için görüşülmesi ve gerekli kaynağı bulunması gerektiğini ifade etti. 

Soyer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Şimdi o kaynağın kullanımını da günümüz koşullarında şunu şöyle yapalım bunu böyle yapalım düzenlemesine döndürmesine çalışmaktadırlar. Elbette düzenlemelere de ihtiyaç varsa, bu yapılabilir. Ama burada siyasetin kendi doğası gereği ve aynı zamanda siyasi çekişmelerin bu memlekette yarattığı pozisyon gereği bu tedbirlerin zaman içinde alınması gerekirken, ani yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla buna bağlı olarak iç borcun ödenmesi için yapılacak olan desteğin geciktirilmesi faiz yükünü de bunu noktada bu borcun artmasını gerekmektedir. 

Türkiye’nin haklı bir ön görüsü vardır. Şimdi ben bu borcu öderim de ancak ödemenize yardım ederim fakat siz aynı kolaylıkla bu kamu borçlanmasına giderseniz bu borç büyür. Bu haklı bir endişedir.   Dolayısıyla bunula ilgili kurallar kondu ve geçen hükümet döneminde bizim de destek verdiğimiz bir mevzuattır. Bu durum hükümetler keyfi bir şekilde iç borç kullanma hakkını sınırlıyor.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.