1. YAZARLAR

  2. Ceren Güven

  3. Romanlar, Kahramanlar ve Başka "Ben"ler!
Ceren Güven

Ceren Güven

Sözcüklerin Rengi
Yazarın Tüm Yazıları >

Romanlar, Kahramanlar ve Başka "Ben"ler!

A+A-

Kendini karşındakinin yerine koymak; yapılası zor fakat sık sık yapılması gerektiğini vurguladığımız bir olay. Aslında çok olağan bir şey değildir, kendini karşındakinin yerine koymak.Yapılamaz çünkü 'ben' den ayrılmak pek kolay olamaz.

Hisler, düşünceler, tepkiler bir değildir. Anca durum karşısında hisslerimizi ölçebiliriz. ''Onun yerinde olsam, ne hissederdim, ne tepki verirdim?"

Bunu en iyi uygulayabilenler roman yazarları kanımca, ya da senaristler. Onlar kendi kurgularında, farklı karakterler, farklı olaylar yaratırlar. Kahramanlarına istediği ismi verebildikleri gibi ruhlarının desenlerini, renklerini de istedikleri gibi döşerler. Hepsi gerçek hayatın yansımasıdır aslında. Onlar oluşturur, biz bütünleştiririz.

Yaşadıklarını, hayattan aldıklarını,gördüklerini, bazen yaşayamadıklarını dökerler sayfalara, gösterimlerine. Bazı karakterleri ondandır, yakınındadır, kendi benliğindendir. Tepkileri ''ondan'' olmuştur. Karşıt olduklarından beklediklerini, nasıl davranmasını istediğini yansıtabilir. Böylece karşıt olduğu karakteride hissedebilir ve farklı insanların görüş açılarını tarafsız olarak benimser, öyle görür.

Kimi zaman öyle oluştururlar ki romanlarını, hikayelerini kendimizi yaşıyoruz deriz. Karakterde yüreğimizden benliğimizden bir şeyler buluruz. İnsanlar okudukça, yazdıkça, kendi yaşamında olanların farklı yerlerdeki yansımasını gördükçe bir nebze daha rahatlar. Yaşadıkları ona mahsus değildir.

Bazı romanlarda karakterlere yüklenen sıfatlar kalıplaşmıştır. Mesela toplumda olması gerekenin dışına çıkmışlık varsa kahramanda çizgisellik doğrultusunda, tek yönlü bakılır ona.

Yaptıklarının,yaptırımların,yaşadıkları düşünülmeden,sorgulanmadan yargılanır ve kötü olarak nitelendirilir.

Kaçımız romandaki kötü karakterin yerine koyarak hissedebiliyoruz, onu benliğimize yükleyebiliyoruz?
Hayat karşısında farklı benliklerle yaşamayı görebilmek çok önemlidir aslında, kazanımı büyüktür. İlişkilerimizde tek düze düşünmeden uzaklaştırır. Ama bunu kendimizi başkasının yerine koyarak yapamayız, kendi ruhumuzdan çıkıp onun ruhuna bürünmek olağan dışı, anca onun benliğini yüreğimize taşıyarak hissedebiliriz. Daha az öfkeleniriz, sert tepkileri dinginleyebiliriz belki. Daha geniş yer verebiliriz, farklı benliklere.

Ötekileştirdiklerimize bizden bir şeyler yükleriz. Romanlardaki olay kurgusunu abartı olarak görmemek lazım aslında. Bazen hakikat daha sade olabilir, roman olağanüstülüğün yansıtılması değildir ne de olsa.

Yazarlar bu noktada çok şanslıdır. Öfkelerini, sevinçlerini, tutkularını, mutsuzluklarını, yaşanmışlıklarından yola çıkarak kalemleriyle bir evren kurarlar. İçindeki kahramanlar gerçek dediğimiz insanlar gibi hatta onlardan fazla duyan, üzülen, daha çok düşünen varlıklar olabilirler.

Acaba bir roman kahramanı olarak yaşamak nasıl olurdu, yazar bizim için güzel sonlar kurgular mıydı?Yüreğinizde farklı "ben"lere yer açabilmeniz dileğiyle...
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.