Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

ROPDÖŞAMBR…

A+A-

Sene 1974 sonu veya 1975’in başlarıydı…

Baf’tan Omorfo’ya zorunlu göç etmiş, tutunacak dal arıyorduk.

Kolay değil elbet.

Her şeyimiz Baf’ta kalmıştı.

Omorfo’da geldiğimiz ev ise tamtakırdı.

Oturacak sandalye dahi yoktu orada.

Dört duvar ve bizlerdik sadece.

Göç etmeden önce yanlış bilgilendirilmiştik.

Baf’ta eşyalarını satmaya çalışan babama, “Bırak be Safa satmayı da bir an evvel kuzeye geçelim” demişler; babam, “Olmaz önce elimizdeki eşyaları satalım öyle gidelim” demişti…

Bunun üzerine, “Merak etme be Safa yepyeni, dayalı döşeli evler bizi bekliyor” diyerek babamı inandırmışlardı.

Kuzeye geçerken öyle sanıyorduk.

Etrafta bol ve oturmaya hazır evler olacak.

Biz seçecektik.

O ümitle geldik ve gördük; kapış kapıştı evler; içlerinde ise ne eşya ne mobilya.

Güneyden de getirmemiştik bir şey.

Mecburen, açılmamış veya hiç olmazsa kullanılacak birkaç parça eşyası olan bir ev bulmak için başka şehirlere gitmiştik.

Gittiğim şehirlerden biri de kapalı Maraş’tı.

Kıyısından köşesinden girdik içeriye.

Bir eve girdik; dolap açık, elbiseler yerlere saçılmış.

Bula bula biri yeşil diğeri kahverengi üzerinde “Made in England” yazan iki robdöşambr bulmuştum…

Ara sıra Yeşilçam filmlerinde Önder Somer gibi aktörlerin sırtında gördüğüm giysilerdendi onlar.

Birini soğuk günlerde giyerim diye İstanbul’a getirmiştim.

Okul bitti, ihtisas bitti, askerlik için Kıbrıs’a geldim döndüm…

Derken yıllar yılara karıştı ki kahverengi robdöşambr kayboldu.

Nereye gitmişti?

Önce aradım sonra unuttum.

Ve geçen gün bir yerleri karıştırırken zipi bozuk bir valiz buldum.

Valiz eski, zip kıntırık denilecek kadar açıktı.

Aralıktan baktım; o.

Karşımdaydı.

Robdöşambr…

Maddi değeri olmayan giysinin manevi değeri çoktu.

Yırttım zipi çıkarttım dışarıya.

Baktım…

O anda ilginçtir radyoda Delilah çalıyordu…

1974’tü o.

1974’ün ta kendisi.

Sahibi geldi aklıma.

Kimdi?

O gün, soğuk günlerde bandofla robdöşambr ile dolanan adam, ne haldeydi…

Çocukları,  ocakta kaynarken terk etiği tenceresi var mıydı?

Derin düşüncelere gittim…

Ta ki şarkı bitene kadardı hayalim.

Uyandım.

 Bir daha anladım…

Hem kaçanlar hem kovalayanlar…

Hepimiz de suç işlemiştik.

Sadece bir robdöşambr o anda yüzüme bir şamar gibi inmişti…

Şimdi sormak lazım ganimet diye dünyayı kaldırıp götürenlere…

Hiç benim robdöşambra baktığım gibi baktınız mı?

Hiç pişmanlı duyduğunuz oldu mu?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.