1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Ruh sağlığımız nanay!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ruh sağlığımız nanay!

A+A-

Dün Ruh sağlığı Günü’nü idrak ettik…

Bakanın açıklamaları da hayli ilginçti hani!

Psikolojik destek almaktan kaçınmayın çağrısında  bulundu…

Doğrudur, Ruh sağlığı bozulanın gideceği ilk adres psikologlar, iş ileri boyutta ise psikiyatristler olmalıdır…

Biz sabah programcıları olarak, sabahın köründe başlarız halkın moralini bozmaya…

Hoş bizim suçumuz değil ya, gazeteler ne yazarsa onları aktarır, yorumunu yaparız.

Dostların son günlerde uyarıları arttı, ne bu sinir asabiyet diye soruyorlar…

Haklılar da biz haksız mıyız sanki?

Sabahın erken saatlerinde kalkıyor, duşumuzu alıp, kahvaltımızı yapıyor, arabadaki radyo şarkılarına eşlik ede ede gidiyoruz stüdyoya…

İşte orada neşe ve coşku bitiyor, yerini kasvet ve asabiyet alıyor ister istemez.

Hem sinirlerimiz laçka oluyor, hem bizi izleyenleri orta yerinden çatlatıyoruz!

Eğer bir ülke bakanı bir müdürüne suçüstü yapıp, rüşvetten yakalarken, sonra da bırakıp müşavirlikle ödüllendirirken, ruh sağlığımızın düzgün olmasına ihtimal var mı?

Ya da bir müdürü rüşvet aldığı diye suçlayan birisi, iş ifade vermeye geldi mi ‘ben rüşvet verdim ben de suçlu olurum’ diye şikayetten vaz geçiyorsa, ruh sağlığımız nasıl güllük gülistanlık olsun ki?

Peki ya, İskele ve ötesinde sırf itfaiye hizmeti yok diye bir vatandaşımız cayır cayır yanıyorsa, işin daha garibi bu işin sorumlusu olduğu halde, sorgulanıp yargı önüne çıkarılmıyorsa, psikologlar köşe olduysa onların suçu mu?

Gariban bir sigorta emeklisinin oğlu iş azlığı palavrasıyla işten çıkarılıp, yerine emekli bir müsteşarın oğlu oturursa, kan beyninize sıçramaz mı sizin?

Bir bakan meclis kürsüsüne çıkıp, aslında ben bu işten anlamam ama öğreneceğim derse  sinirden ya güler ya da ağlamaz mısınız?

Geçenlerde Sayın Akça bazı basın organlarına tepki koyarak, yayınlarla öğrenci akışının engellendiğinin altını çizdi…

Haklıdır da, bu ülkede doğur dürüst bir şey olmuyorsa, basın zil takıp oynayacak değil ya?

Bahçe işleri ve iki kuştan sonra iki gün öncede kendime yavru bir kaniş köpek aldım…

Sırf psikolojim biraz olsun düzelsin diye…

Minik bir şey ve evin içine edip, beni çıldırtmaya yetiyor ama, memleketin içine edenlere kızdığım kadar, Hamlet’e kızamıyorum nedense…

 

Okur Mektubu:

Öğretmen adaylarının talepleri…

 “Merhaba Levent Bey,

Fen-Edebiyat Fakültesi mezunu olup 4 yıllık lisans öğrenimi içerisinde pedagoji alanlara da katkı puanının verilip sonradan bu belgeyi alan bizlere bu hakkın verilmemesini Anayasal haklar temelinde bir adaletsizlik olarak yorumlamaktayız.(K.K.T.C Anayasası Eşitlik Maddesi 2. Fıkra: Devlet organları ve yönetim makamları, bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrıcalık yapmamak zorundadırlar.)Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gençliğinin yer alacağı eğitim kurumları ve onların kaliteleri açısından düşünüldüğünde, seçilecek öğretmenlerin alanlarında en iyi, en liyakatli olmalarına karşın birtakım katkı puanları sebebiyle saf dışı kalması düşündürücü ve üzücüdür. Türkiye’de yapılan KPSS sınav sistemi ile birçok Avrupa ülkesindeki mevcut uygulamalar, bireyin son sınavda gösterdiği başarısını esas alarak muhtemel hak kayıplarının önüne geçmektedir. Nitekim bu da evrensel insan hak ve özgürlüklerinin temel felsefesi açısından zorunluluk arz etmektedir. Anayasamızda açıkça yer alan fırsat eşitliğinin uygulanması yönünde gerekli isteğimizi talep ediyor, katkı puanlarının ya herkese verilmesini ya da hiç kimseye verilmemesini, bu son sınavda gerçek başarıyı yakalayanlara da haklarının bilahare de olsa teslim edilmesini Tezsiz yüksek lisans yapan biz öğretmen adayları olarak talep ediyoruz…”

(İsmi Mahfuz)

 

Okur mektubu:

“Oray 10 Site yönetimine teşekkürler”

“Levent Bey, Size de yazıp desteğinizi beklediğimiz  üzere, Siyasi entrikalarla tapuları geciktirilen Oray 10 sitesinin en güzel yanı kendi fosseptiğimizi arıtma tesislerimizdir. Gerçi bu tesisi Dikmen Belediyesinin alıp çalıştırması gerekirken (Yüksel beye çağrı olsun), yıllardır site yönetim kurulumuzun takibinde, duyarlı vatandaşlarımızın aidat katkıları ile çalışan bu arıtma tesisi hemen hemen her gün 2 saat sulama suyu sağlamaktadır, Haspolat arıtma tesisleri tahlilleri yapılmazken, bizim yönetim kurulumuz hemen hemen her ay testlerini yapmaktadır. Arzu ederseniz bırakın tankerle göndermeyi, hat dahi çekip su verebiliriz…”

(Mustafa Kemal TÜMKAN)

 gunun-fotograf_.20111010231202.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Nevvar NOLAN, mahkemelerde son günlerde konuşulan tek konu herkese dağıtılan bir mektubun içeriği. Mübaşirler bile kulaktan kulağa bir söylentiyi fısıldıyorlar. Bir araştırın bakalım bu denli ilgi gören olay nedir, kim kim için bazı makamlara mektup göndermiştir?

Sayın Serdar DENKTAŞ, önceki gün iki gazeteci ile baş başa çok gizil toplantı yaparken görülmüşsünüz. Her ikisinin de ilk seçimlerde aday olmaya razı olduklarını duyduk. İşin sihiri kaçmasın diye şimdilik bu iki önemli şahsı açıklamıyoruz. Pes vallahi, sizden korkulur…

Sayın Hürrem TULGA, Mağusa’da oğlu sırf polis memuru diye bir demirci atölyesine üyelik hakkı vermediğiniz yönünde şikayet aldık. Vergi ödeyerek devletin tanıdığı bir esnafı nasıl olur da görmezlikten gelebilirsiniz ki? Başka bir arıza varsa da bilelim…

Sayın Ahmet LAMA, geçtiğimiz Pazar günü Kocareis’te bir grup partili ile hem öğle yemeği yediniz hem de bol bol Tahsin Ertuğruloğlu’nun kulaklarını çınlattınız. Umarız arkasından konuşulanlar kulağına gitmez, konuşulanlar çok da hoş değildi…

Sayın Hatice FAYDALI, makam arabası konusunda ne bakan nede siz açıklama yapmadınız muhbir aranacağına açıklama yapsanız daha iyi olmaz mıydı? Böylelikle  kamuoyu da aydınlanmış olurdu.

Sayın Mustafa AKÇABA, hastane teçhizat inşa fonu bütçesinden devletde birilerini 3-4 ay çalıştırdığınız ve maaşı bu fondan  ödediğiniz söyleniyor bu paraların böyle harcanması sizce doğru mu?

Sayın Turgay AVCI, bu hafta sonu Ankara’ya bilet kestiğiniz söyleniyor. İki önemli isimle görüşüp yeni koalisyonun şekil alacağı söyleniyor. Köyün minareleri görülmeye başladı desenize…

Sayın Hilmi KIRGIN, muhterem kayınvalidenizi kaybettiğinizi öğrendik. Sizin ve Dilek hanımın başı sağ olsun, Allah geride kalanlara sağlık uzun ömürler versin.

Sayın Kemal DÜRÜST, dünkü meclis konuşmanızdan sonra öğretmen eksikliği yönünde sanırız artık eleştiri olmaz. Bu arada kürsüye çıkmadan önce bir aynaya bakip kravatınızı düzeltmenizi tavsiye ediyoruz.

Sayın Hakkı ATUN, geçtiğimiz günlerde savcılık aleyhine yaptığınız açıklamalar hukuk çevrelerini kırmış. Eski bir başbakan olarak bazı konuların farkında olmanız gerektiği vurgulanıyor.

Sayın Ahmet KAPTAN, bazı sendikalarla çok özel ve gizli toplantı yapan Mehmet Çakıcı’ya sizi es geçtiği için ateş püskürüyormuşsunuz. Haksız değilsiniz ama biraz bekleyip işin aslını öğrenmek gerek değil mi?

Sayın Hasan BOZER, yeniden Meclis başkanlığına seçilmenizden dolayı kutlarız. Bu yasama yılında disiplini ve otoriteyi biraz daha elinizde tutmaya özen gösterirseniz ele güne rezil olmayız.

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, Alevkayası-Beşparmaklar arasındaki yola çeşitli aralıklarla çöp kutusu koymanız öneriliyor. Bira kutusu ve içki şişesinden geçilmiyormuş. Gören turistler parmak ısırıyor…

Sayın Özgün KUTALMIŞ, elbette ki gazetecileri de eleştirme hakkınız vardır ama siz yine de hangi görüşten olursa olsun onlara ‘müsvedde’ diye hitap etmeyin, çok şık durmuyor.

Sayın Arif ALBAYRAK, dün mecliste herkesi korkuttunuz. Demek ki bundan böyle daha az stres daha çok sanatsal etkinliklere katılıyorsunuz. Geçmiş olsun…

Sayın Fatma SOLMAZ, satışların eski seviyeye doğru yükseldiğini memnuniyetle öğrendik. Siz doğru olduktan sonra önünüzü kim kesmek isterse, boşa kürek çeker. Hayırlı işler dileriz.

Sayın Mustafa ÖZDEĞİRMENCİ, yeni dönemde de DP Girne İlçe başkanlığı görevini üstleneceğinizi öğrendik. Ancak rekabetin olmadığı yerde rehavet olur bunu da göz ardı etmemek lazım değil mi?   

Sayın Reha ARAR, 66’ncı yaşınızda kendinizi 33 yaşında gibi hissediyormuşsunuz. Yakın dostlar bu enerjinin sebebini öğrenmek istiyorlar. Bodrum havası doping oluyor değil mi?

Sayın Nil KELEŞOĞLU, yeni mağazanıza ilgi tahminlerin ötesinde oluyormuş. Ancak partili erkekler soruyor, erkek iç giyimine ne zaman başlayacaksınız diye…Bu istekleri düşünün deriz..

Sayın Radar REŞAT, sabahın köründe kendinizi serin sulara bırakıp, denizin keyfini çıkarırken görülüyormuşsunuz. Kilolar başka türlü atılmıyor değil mi?

Sayın Sercan ÇAVUŞOĞLU,  işe alındınız ama birileri sizi iyice kafasına taktı ve diplomanızın peşine düştü bilesiniz. Eğer diplomanız varsa bu sıralar arabanızda gezdirmenizde yarar var.

 

Günün Fıkrası : Padişah ve Vezir

 

Padişah ile vezir tartışmaya başlamış. Padişah vezire, 

"En büyük ve en güçlü olan benim. Sen benim emrimdesin!" demiş. Vezir, 

"Hayır ben büyüğüm. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun," diye itiraz etmiş. Tartışma uzayınca padisahla vezir, bir çobanın yanına gitmişler ve konuya hemen girmemek için çobana sormuşlar: 

"Senin koyunun mu büyük, ineğin mi?" 

Çoban şaşırmış; 

"İneğim," demiş. 

"Keçin mi büyük, öküzün mü?" Çoban; 

"Öküzüm tabii," deyince, asıl soruyu yöneltmişler çobana: 

"Söyle bakalım, padişahın mi büyük, vezirin mi?" 

Çoban hiç düşünmeden yanıt vermiş: 

"Vallahi ben bu hayvanları tanımıyorum!"

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.