1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Rum'un AB sayesinde attığı gol - hukuk = demokrasi - ve polisimiz
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Rum'un AB sayesinde attığı gol - hukuk = demokrasi - ve polisimiz

A+A-

Dün sabah gazetelerin manşetlerine baktım.  Büyük tirajlı gazeteler,  yazmaya hiç gerek yok,  okuyucularının tercihlerini yansıtıyorlardı.  Daha küçükleri ise  Pazar gününün kısırlığından doğan haber sıkıntılarını  Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin AB dönem Başkanlığı görevine resmen başladığının  manşetleri ile  gidermeye çalışıyorlardı…

Bu manşet tercihlerine karşın tümden ortak soru ise  ayni cümlede buluşuyordu :  “Bundan sonra  ne olacak?”  

Malum Pazar günü Güney,  kilise ayinleri ile AB Başkanlığını kutlar ve kutsarken,   Hristofyas’ın nasıl bir siyasi fırsat yakaladığının da siyasi hareketliliğini yaşadıydı. Nitekim Halkın Sesi gazetesi  Güney’in ekonomik krizini ve AB’den yardım istemesini hatırlatarak,   “Sancılı Başkanlık”  manşetini atarken, Yeni Volkan gazetesi Hristofyas’ın Türkiye’ye karşı mücadelenin  süreceğine yönelik açıklamalarını çekmişti manşetine.

BU GİRİZGÂHI  NİÇİN YAPTIK.

Bir zamanlar Erdoğan’ın Kıbrıs politikası açılımlarında   “kazan kazan” yanı sıra,   “her zaman bir adım önde olacağız”  sözü vardı.

Rum’un AB’ye Başkan olması dolayısıyle bu sözlerin kıymet’i harbiyesini bir kez daha düşündüm.Şöyle ki:      

-Siyasi yönden kazanan yok!  Üstelik eğer Güney’in AB dönem başkanlığı önemseniyorsa,  tutun ki bir adım önde olan Hristofyaslı ve AB patentli Rum liderliği olmaktadır! 

-Artı, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Eroğlu açıkladıydı:  “Eğer Suriye’de Beşar Esat yönetimi düşerse,  Rusya oradaki üslerini Kıbrıs’ın Güneyine taşır ki bu yeni bir sıcak kriz demek olmaktadır”

-Yani Türkiye Kıbrıs siyasi sorununda bırakın umut edilen çözümü,  iki halkın kazanımlarını, her zaman Rum’dan bir adım önde oluşunun dünyaya yansıtılan  başarısını görememeyi;  aksine nüfusu sadece 800 bin olan cüce bir AB üyesinin kıskacında hem zarar görmekte hem de   zarara girmektedir!

Bunlara karşın yine de şöyle denebilir:  “Yani şimdi  Ankara’nın hiç işi gücü kalmadı da   altı ay süreyle  AB dönem başkanı olan Güney’in kendisine yönelik saldırıları ile mi uğraşacak?”   AB ilişkilerini mümkün olduğunca dondurduğunu açıklaması bile uğraşmaya başladığının somut ispatı değil midir?

Tabi üzülüyoruz!  Çünkü hem kazanmıyor hem de hep bir adım arkada kalıyoruz.  Ancak eklemeliyiz. Ekonomik yönden değil,  siyasi yönden…

*****

MECLİS TATİLE GİRDİ.

Çok iyi etti!  Memleketin insanları seksen bir gün süreyle Meclis kavgalarını seyretmekten kurtulacak!  Mesela:

Ne Başbakan İrsen Küçük’ün, sonunda cayıp, türlü çeşitli değişikliklere sokacağı kararlarını dinlemek zorunda kalacak ne de Bakanların muhalefete veremedikleri cevaplarını işitecek.

Ne muhalif siyasi Parti Başkanlarının  saatlerce süren fakat  bir incir çekirdeğini doldurmayan nutuklarını dinleyecek ne de Çakıcı’nın millete afakanlar bastırma pahasına  Meclis kürsüsünde on üç saat konuşma yapmasına tahammül etmek zorunda kalacak!

VELHASILI KELAM:  Keşke bu tatil yüz gün sürseydi!  Onların da milletin kafalarını dinlemeye ihtiyaçları vardır.

*****

BİR AKTARMA YAPIYORUM

Konu  “Hukuk ve Devlet.”  Giriş bölümünden ve özetleyerek bir aktarma yapıyorum:

 “Nasıl Ethik yönden insanların hareket ve faaliyetlerini,  münasebetleri ile sosyal yaşamlarını  düzenleyen prensipler  (kıymetler)  varsa;   sosyal birlik içinde yaşayan insanların faaliyetlerini,  birbirleriyle olan münasebetlerini  tayin ve tanzim eden prensiplerle  bu prensiplere dayanılarak konulan  kaide ve kanunlar davardır.  Ki bunların hepsine birden hukuk sistemi adını verilmektedir.  Bu hukuk sistemini düzenleyen real  (gerçek)  kuvvet ise  “Devlettir.” 

NE DEMEK İSTEDİĞİMİZİ ANLADINIZ:   Bir Devlette eğer  “hukuğun üstünlüğü”  yoksa tüm etik ve real değerler yitip gitmiş demektir.

O zaman “demokrasiyi” boşuna aramayın.  Çünkü Demokrasi  ancak hukuğun üstünlüğü ilkesinde kanunlara uyulması,  bu nedenle iç barışın sağlanması esasında var olur. 

Şimdi bakın bakalım KKTC’ye:  Görüyor musunuz bu hukukla o hukuğa bağlı demokrasiyi?  Ve sonucunda yaşanası iç barışı!

Ne dedi  elindeki kuru kafaya bakarken Hamlet:  “İşte bütün mesele!”

*****

VE POLİSİMİZ

Sürekli hırpalanıyor.  Çünkü sivile bağlanması isteniyor. Bu isteğin nedenini  çok yazdık da  UBP’nin İçişleri Bakanı Çavuşoğlu bile  “evet polis kesinlikle sivile bağlanmalı”  dedi!  Tuhaf bir durum:  İçişleri bakanı icra sahibi iken   muhalefet gibi konuşuyor!  Ve ne dedirtiyor adama: Muhalefet gibi söyleneceğine,  bağla!

GELELİM POLİSİMİZE:  Eksiği zaafları vardır dedik ama   sivile bağlanması daha büyük sorunları getirecek. Polis de politize olacak,  siyasi partilerin,  gelip giden iktidarların yandaşları kavgalarında savrulacak! 

Geçtik.  Şimdilerde emekliye ayrılacak olan Polis Genel Müdürü Günay Ozan  “nüfus arttıkça suçlar da artıyor”  dedi…  Oysa bu artan nüfusa  KKTC’de nüfus oranına göre hatırı sayılır çoğunlukta  polis var. Yani nüfusun artması nedeniyle suçların artmaması gerekir.

FAKAT:  Emniyet Güçlerinde vakti zamanında bir hata yapıldıydı:  Polis  “nokta” veya  “bölge nöbetleri”  ile “bölgelerdeki polis stasyonlarından” alınarak kentlerde ve   büyük yerleşim birimlerinde  tek bir “Merkeze”  alındılardı. Sonuçta da şöyle bir durum ortaya çıktıydı:   “Şikâyeti olan gelsin bu Merkezdeki yetkili Polislere  şikâyetini yapsın…”

Sonuçta ne yeterince “şikâyet eden kaldı ne de polislik olaylarını polise aktarıp hakkını arayan!”  Ki ben yıllar boyu hep şunu yazdıydım.  “Polis istenilen yerde değil,  en umulmadık ve istenilmeyen yerlerde çıkar karşınıza!”

Devlete nazire tutun ki hantal merkeziyetçi sistem polise  de musallat oldu.

Buna karşın itiraf edelim.  Polisimiz trafik birimleri için ayni şeyi söylemesek de gerçekten illegal vakaların  suçlularını bulup mahkemelere sevketmek yönünden başarılıdır.   Buna  “caydırıcılıklarını”  da ekledikleri gün  bu küçük memlekette ne   “cürüm” işlenecek ki!  Lafı bile unutulur

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.