1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. Rüşvetin belgesi mi olur?
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Rüşvetin belgesi mi olur?

A+A-

“Rüşvet verme ya da alma”, Kıbrıs Türk siyasetine çok yabancı bir şey değil…

Fakat ispatlanması da en zor olaylardan biridir…

Yıllar önce Türkiye’de Selim Edes, Engin Civan’a mahkemede; “rüşvetin belgesi mi olur pezevenk” demişti…

Ve bu söylem o dönemde Türkiye’nin gündemine damga vurmuştu…

Aslında Edes haksız değildi, çünkü rüşvetin belgesi asla olmaz…

Ejder Aslanbaba sayesinde biz bu konuyu siyaset ve para alışverişi üzerinden tartışıyoruz…

Halbuki, bu ülkede yıllardır dağıtılan ganimetler ve peşkeş çekilen yerler, hiçbir zaman bir karşılık beklenmeden yapılmadı…

Tamamen menfaat karşılığında bazı kişilerin ve onların ailelerinin haksız kazanç sağlamalarına çanak tutuldu…

Yine devlet dairelerinde yaşanılan yolsuzluklarında anası rüşvet değil midir?

Geçtiğimiz yıllarda içişleri bakanlığında yaşanılan ve bakan ile danışmanının hafiye gibi çalışarak olayı ortaya çıkarması hala akıllarda…

Peki, rüşvet alan sadece bu kişimiydi?

Tabii ki hayır…

Rüşvet alan ilk siyasinin Ejder Aslanbaba olmadığı gibi, rüşvet alanda ilk devlet çalışanı bu kişi değildi…

Bu iki kişi sadece görünen yüzler, ya diğerleri?

Özellikle Serdar Denktaş’ın, “oy satın aldım ama bunu sadece ben değil diğer partilerde yapıyor” dediğini daha unutmadık…

Ama ne yazık ki bu konuda herhangi bir soruşturma yapıldığına veya birilerinin yargılandığına rastlayamadık…

Ejder Aslanbaba dün benim programımda, “bana ilk defa rüşvet teklif edildi” dedi…

Fakat UBP’ye katılışının da rüşvet karşılığı olduğunu unuttu…

O dönemde İrsen Küçük ile “Dış Türkler Biriminin” kurulması karşılığında anlaşıp UBP’ye geçiş yapmıştı…

Bu bir rüşvet değil mi?

Yine Hasipoğlu ve Tancer’in geçişleri de karşılıklı pazarlıklar sonucunda yaşanmadı mı?

Baktığımızda her ikisi de transfer bedellerinin karşılığını almış görünüyorlar…

Ya Turgay Avcı?

Önce ÖRP, sonra tekrar UBP…

Bu iki süreçte Avcı hiç mi birilerinden “borçlanmadı”?

Yani kimse bize kalkıp Ejder şöyle, Ejder böyle ayaklarına yatmasın…

Bu kişiler menfaat karşılığı iş yapıyorlarsa, bunlara menfaat sağlayanda kişiler var demektir…

İnsanları satın almak çok zor bir şey değil…

Özelliklede ihtiyaçlı ya da karaktersiz insanları…

Ama satın alınan kişi ne kadar karaktersizse, satın alan kişide en az onun kadar karaktersizdir…

Serdar Denktaş kendi ağzı ile para karşılığı oy satın aldığını itiraf etmişti…

Peki, şimdi de Ejder’i satın almak istemediği ne malum?

Ya da Kaşif ve diğerlerinin…

Hem ses kaydını dinlediğimizde, hem de bu işe karışmış kişilerin açıklamalarına baktığımızda, her iki tarafında bu konuda ellerinin pis olduğunu görebiliyoruz…

Bozer, “savcılığı harekete geçirdim” dedi…

Bekleyip göreceğiz…

Ama bu adaletin gerçek anlamda sağlanacağı anlamına gelmiyor…

Tüm partilerin adaylarını tek tek inceleyiniz…

Hala içlerinde bu tür olaylara karışmış ama kendinde hala aday olabilme yüzünü bulan kişiler var…

Bunlar bu listelerde olmaya devam ettikleri sürece, hangi adalet yerine getirilmiş olacak?

Dediğim gibi, Ejder’e sakın kızmayınız…

O bize bu kişilerin ve kendinin nasıl bir karaktere sahip olduğunu gösterdi…

Yıllarca biz görmek istemedik ama o tam gözümüzün içine soktu…

Kör olanlar yine görmeyecek ama olmayanlar 28 Temmuzda buna sesiz kalmayacaktır… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.