1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Rüya Reşat, adı gibi rüya oldu…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Rüya Reşat, adı gibi rüya oldu…

A+A-

Sözün bittiği yerde söz üretmeye çalışmak o kadar zor ki... Ama ona son görevimi yapmak, onu burada tüm sevgim ve saygımla anmak zorundayım. Ne güzel, ne içerikli söyleşiler, sohbetler yapmıştım onunla. Gün gele ölümüne dair yazı yazacağım aklımın ucundan geçmezdi. Ölümü ne ben ne de başkaları ona asla yakıştıramazdı. Bu ülkenin güzeller güzeli kızı Rüya Reşat’ı kaybettik. Kıbrıs Türk halkının seçilmiş güzellik kraliçesiydi. Fiziğinden çok daha fazla ruhu güzeldi onun. Kara haberin bana yeğeni Attila Merter tarafından internet mesajıyla ulaştırıldığı andan bu yana şoktayım.
 
Kültür ve sanatın merkezi Paris’te çok iyi eğitim almış yetenekli bir ressamımızdı. Ama yabancılar onu bizden daha iyi tanıyıp önemsemişti. Lefkoşa’daki stüdyosuna ne zaman uğrasam, orada sanat aşığı elit yabancıları görürdüm hep.
 
Rüya, kısacık yaşamında, kendi özgün tarzını yaratmayı başaran usta bir ressam olarak sadece birbirinden güzel ürünler vermekle kalmadı, birikimlerinden öğrencilerini de yararlandırdı. Onun Lefkoşa’daki atölyesi, aynı zamanda bir dershaneydi. Geleceğin ressamları orada Paris’in sanat ve akademik çevrelerinden taşınan ışıltıda yetişmekteydi. “Çeşitli yaş grubundan 25 öğrencimin ilk sergisi açıldığında burada neler başardığımızı herkes görecek” diyordu bana. O sergiyi açmak kısmetinde yokmuş...
 
Medyadan ve reklamdan uzak duran, kendi zengin ve renkli dünyası içinde, bu dünyaya özen göstererek yaşamayı yeğleyen bir sanatçımızdı. “Benim kendi dünyam derin özelimdir. Medyaya açılarak bunu anlatabilmem olanaksızdır” diyordu. Yakın aile dostu olmasaydım benim de onunla röportaj yapabilme şansım pek olmayacaktı. Rüya’nın sanat merdivenlerindeki parlak yükselişini yıllarca yakından izleyebilme fırsatını yakalamış biriyim. O kendi dünyası içinde reklamdan uzak yaşamaya özen gösterse de, ürünlerinin ve sanatının ışıltılı cazibesine kapılan sanatseverler onu bulmakta asla zorlanmıyorlardı. 2009’un Mayıs’ında Fransa Büyükelçisi M. Nicolas Galey ve eşi Camelia’nın himayelerinde, Güney’deki Fransız Büyükelçiliği konutunun muhteşem bahçesinde açtığı sergiye diplomatların ve sanatseverlerin nasıl akın ettiğine yakından tanık olmuştum.
 
Sergilerini hep sınırlarımız dışında açardı. “Niçin?” diye sorduğumda, ondan şu yanıtı alacaktım:
 
“Bana önerilen ve sunulan düzenlemeler nedeniyle sınırlarımızın ötesinde kendimi daha çok gösterebiliyorum. Sanatı takdir etme ve sanata para ödeme anlayışı bizde ve yabancılarda çok farklı.”
 
Rüya, 1982’de Türk Maarif Koleji’ni bitirince Fransa’da okumakta olan ablası Hülya Güneyli’nin yanına gider. Bir yıllık dil eğitiminden sonra Dekoratif Sanatlar Okulu’nun yetenek sınavını geçen sanatçımızın geleceği o andan itibaren belirlenmişti: Plastik sanatlar konusunda uzmanlaşacaktır. Birincilikle bitirdiği bu okuldan “plastik sanatlar temel eğitim” sertifikasını alır. “Grafik tasarım” konusunda uzmanlaşmak istediğinden, İstanbul’daki Mimar Sinan Üniversitesi’nin üçüncü sınıfına yatay geçiş yapar. Mezuniyetten sonra tekrar Paris Yüksek prestijli eğitim kurumu “Ecole Nationale Superieue Des Arts Decoratifs”e, jüriyle çetin bir söyleşiyi aşarak kabul edilir. Burası öylesine seçici bir eğitim kurumu ki, her yıl 2000 başvurudan sadece 78 yeteneği kabul etmekte. Rüya’yı görsel iletişim ve reklamcılık dalında uzmanlaştıran okul işte burası ve daha sonra Sarbonne Üniversitesi…  “Sanatta Estetik ve Bilim” departmanında seminerler, araştırmalar ve yoğun çalışmalar… Oradaki masterlik yöneticisi Jean Louis Ferrier’in adını anarken gözlerinde gururun ve minnetin ışıltılarını görmüştüm. Ona kol kanat geren Ferrier, sadece Fransa’nın değil, dünyanın da önde gelen sanat eleştirmenlerindendi.
 
Sanatı profesyonel yaşam tarzı olarak seçer. Davranışları, söylemleri ve ürettikleriyle saygı uyandıran entelektüel kimliğini çok kolay ve çok güzel yansıtmaktaydı.
 
Sanatçı kimliğinin tanımını şöyle yapmıştı bana:
 
“Ben çok özgür ve özgünüm. Stilim bana benzeyendir. Özümden kaynaklanır. Yeniyi bulmaya çalışmak benim biçimim. Zaten sanatta bitmez tükenmez bir gözlem, keşfetme, anlama ve aktarmaya çalışma söz konusudur. Düşünce ve duygulanışlarla sürekli gelişim ve oluşum içinde yeni görme biçimlerini gün ışığına çıkarmak vardır. Buluşlar yeni teorilerdir.”
 
Rüya, uluorta şeylerle değil, onların arkasındakilerle, sakladıkları gerçeklerle ilgilenmekteydi. “Bu benim bilinçaltımdır” derken, Einstein’ın şu sözünü anımsatıyordu: “Duyularımızın algıladıklarının ötesinde, olabileceği düşünülmemiş dünyaların ve oluşumların saklı olduğu kesindir.”
 
Duyumsadıklarını tuvale aktarırken hem kendini ifade etmeye hem de karşısındakilerin katılımını sağlamaya çalışmaktaydı. Oturup her gün resim yapmıyordu.
 
“Bir şeyler oluşur ve olgun bir meyve gibi düşer. Molalar önemli değil. Sanatçıysanız sizi terk etmeyen bir kaynak vardır. Müsait olduğunuzda o kaynak kendini hemen gösterir ”
derdi. Onun tablolarından doğa fışkırmaktadır… Doğallık onun için her şeydi. Doğadan ve doğallıktan çıkıldığında gerçekten uzaklaşacağına inanırdı ve derdi ki:
“Gizem de doğadadır zaten. Doğayı dinlemeyi ve seyretmeyi bilirsek o bize her şeyi anlatır. Bizler de doğanın parçalarıyız. Doğayı ne kadar mahvedersek biz de o kadar yok olacağız.”
 
Doğayı sadece sanatçının değil, her kişinin yaşam ve ilham kaynağı olarak görürdü. Bilimsel bir araştırmacının doğanın yok edilmesine dair şu tümcesinden çok etkilendiğine tanık olmuştum: “Nesillere ödünç bırakılan doğaya karşı, son nesil tarafından ilk kez bilimselliğin liderliğinde yıkıcı bir savaş başlatılmıştır. Gelecek, bizi lanetleyecektir.”
Şimdi tıpkı adı gibi rüyaya dönüşen bu genç sanatçımız işte böylesine derinlikli bir insandı. Işıklar içinde ve gönüllerimizde yat sevgili Rüya… Sonsuza kadar…

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.