1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Saçma sapan yurt dışı gezileri!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Saçma sapan yurt dışı gezileri!

A+A-

Hükümet ekonomik sıkıntılardan dolayı bir takım tedbirler alırken, bunun dünyanın her yerinde olduğunu söyler.

Güney Kıbrıs örneğini de sıklıkla vurgular, onlar da tasarruf tedbiri alıyor diye…

Doğrudur, Güney Kıbrıs’ta da bir takım önlemler alınıyor, hem de ciddi bir şekilde.

Ama onların bizden farkı var…

Onlar tasarruf tedbirlerine tepeden başladılar.

Bizim gibi aşağıdan değil!

Güney’de artık vekiller ve üst düzey devlet temsilcileri öyle istedikleri zaman zırp-pırt yurt dışına gidemeyecekler.

Gideceklerse de kendi ceplerinden gidecekler…

Ayrıca yine üst düzey yöneticilerinin ekstra masrafları tamamen ortadan kaldırılıyor.

Buna izaz ikram ve telefon giderleri de dahil…

Bizde yıllardan beridir yaşanan devletin kaynaklarını keyfi bir şekilde kullanmak devam ediyor.

Tasarruf yapacağız diyenler, iş kendilerine gemince bunu yapmıyorlar.

Çünkü devletin kaynaklarını şahsi işlerde kullanmak o kadar tatlı ki, bir türlü bu kötü huylarından vazgeçemiyorlar.

Bakanların, müdür ve müsteşarların, kendi araçlarıyla değil de devletin araçlarıyla en küçük bir market açılışına katılması en küçük örnek.

Köylerde bakanların köyün ileri gelenlerine verdiği yemekleri, kendileri değil biz vatandaş ödüyoruz.

Hele de yır dışı gezileri;

Tam bir felaket!

Geçenlerde bir bakanlık görevlisi ile sohbetteyiz;

Bakan Türkiye’de konferans verecekmiş dedi.

Tam 7 tane uçak bileti kesmişler.

Hadi o bir yana, gidilecek kentteki en lüks otelin en lüks odaları seçilmiş.

Viskinin en pahalısı, yemeğin en iyisi en lüks restoranda yenilmiş.

Bir konferans verecekler diye ülkeye bu kadar çok zarar vermek kimsenin hakkı değildir.

Aslında bütün bunları niçin yazdık biliyor musunuz?

Bizim devlet erkanının yurt dışı ziyaretlerinin ülkeye hiçbir getirisi olmadığına inananlardanız.

Daha da doğrusu onlar gitmemeleri gereken yerlere gidip, devletin hazinesini boşaltırken, gitmek gerektikleri zaman gitmiyorlar. Asıl sorun burada…

Örneğin;

Geçe hafta Bodrum’da zehirlenen Rus rehberler olayında KKTC içkileri yargısız infaz edildi.

Bu yalan haberlere sadece Sanayi Odası dulyarlı oldu ve üreticisine sahip çıkarak elinde belgelerde haberin yalan olduğunu ispatladı.

İşte benim başbakanım, benim bakanım ve devletimin üst düzey yöneticisini ben böyle günlerde yurt dışı ziyaret yapmasını isterim.

İki bakanın olayı eleştirmesinden başka devlet bu konuya duyarlılık göstermemiştir bile.

Oysa ben onların yerine olsam, sağlam bir ekip kurar ve anında Türkiye’ye uçar, basını ve kamuoyunu aydınlatmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan, gerekirse gövde gösterisi yapardım.

İşte o zaman, bu ülke insanı, esnafı, üreticisi için yapılan bu tür masraflar da analarının helal sütü gibidir ve toplum tarafından alkışlanırlar.

O zaman da kimse kendilerini yurt dışı ziyaretlerinden dolayı eleştirmezler…

 

Özgürgün’ün ev kirasını kim ödüyor?

Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün Başbakanın basın toplantısında ki ‘gerizekalı’ sözü halen eleştirilmeye devam ederken, Özgürgün’ün Hamitköy’de ki evinin kirasının devlet tarafından ödendiği yönünde bir ihbar aldık.

Önce Maliye Bakanı Ersin Tatar’a sorduk, benim bilgim yok dedi…

Daha sonra da Özgürgün’e bu iddiaları ilettiğimizde ‘kesinlikle hayır’ cevabını aldık.

Bakan olduğu halde ev sahibi olmadığını söyleyen Hüseyin Özgürgün, evinin kirasını ödemekle de gurur duyduğunu, en azından hiçbir şaibe altında kalmadığını ifade etti…

 

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Sunat ATUN, DAÜ ile DAÜ-SEN arasında gizliden gizliye aracılık yaptığınız ve uzlaşma konusunda büyük bir faaliyet içinde olduğunuz gözlemleniyormuş. Umarız başarılı olursunuz zira gidişat iyi değil…

Sayın Cengiz YIKICI, daha önce bir bayan öğretmeni döven psikopat bir öğrencinin iftirasına uğramışsınız. Ancak bu konuda başta öğretmenler olmak üzere sizi iyi tanıyanlar inanılmaz destek mesajları gönderiyorlar.

Sayın Anıl KAYA, yarın saat 10.30’da bir aksilik çıkmazsa Kan Bankası’nda olacağız ve umarız tüm duyarlı vatandaşlar bu kampanyaya hassasiyet göstereceklerdir. Bu tür etkinliklerin devamını bekliyoruz…

Sayın Zorlu TÖRE, son günlerde grup odasında değil de meclis koridorlarında gazeteleri okurken görülüyormuşsunuz. Hayırdır yoksa aradaki kırgınlıklar bitmedi mi daha?

Sayın İrsen KÜÇÜK, bir okur mesaj göndermiş, hadi vekilleri anlarız ama eşlerinin ve çocuklarının özel milletvekili amblemli araçları kullanarak bizi çileden çıkarıyorlar diyor. Bunların bir çoğu trafik kurallarını çiğneyip eşe dosta da hava atıyorlarmış. İletelim istedik.

Sayın Dağhan FELLAHOĞLU, kalabalık bir ekiple geçtiğimiz hafta içinde Küba’da görülmüşsünüz. Hayırdır hem ticaret hem ziyaret işleri miydi? Umarız yakın dostlara da kaliteli puro getirmişsinizdir.

Sayın Kemal DÜRÜST, DAİ ve DAK’ın devredilmesi konusunda sessizliğiniz dikkatlerden kaçmıyor. Yoksa sizde mi devir işlemine karşısınız ancak yutkunup duruyorsunuz?

Sayın Sezai YELKEN, hey gidi dünya hey! Nerelerden nerelere geldiniz değil mi? Daha birkaç sene önceye kadar yanınızdan ayrılmayanlar, evlerine kasalarla deniz ürünü gönderdikleriniz şimdi neredeler acaba? Bu dünyanın adaleti yok değil mi?

Sayın Ünal ÜSTEL, İran’a kadar gitmişken birkaç tane devlet adamı ile görüşmek mümkün olmadı mı? İran’dan devlet desteği alamazsanız turist konusunda da hayal kırıklığı yaşayacağınız iddia ediliyor.

Sayın Mehmet Ali TALAT, memleket ne çekiyorsa dedikoducu gazetecilerden çekiyor diye dostlarınıza şikayette bulunuyormuşsunuz. Siz bilir misiniz ki gerçek dedikodular yazılmaya başlansa bu ülkede tek bir siyasetçi bile sokağa çıkamaz!

Sayın Hayat İZEL, biricik oğlunuzun sağlık haberleri sadece sizi değil 7’den 70’e tüm Kıbrıs Türk halkını mutlu etti. Bu konuda sayısız geçmiş olsun mesajlarınız geliyor. Dualarımız sizlerle…

Sayın Cevdet KOPAR, konfeksiyon sizin işiniz artık bu belli oldu. Mağusa’da açtığınız mağazanız özellikle bayanların akımına uğruyormuş. Yıllar önce vitrin düzenlerken şimdi büyük bir aşama kaydettiniz tebrik ederiz…

Sayın Eşber SERAKINCI, DAİ ve DAK’ın devredilmesinde en büyük emek sizinmiş ama bunu istemeye istemeye yaptığınız ve yakın dostlara bu işin sonunun iyi olmayacağını söylediğiniz ifade ediliyor. Ha keşke bunu hükümet edenler de söyleyebilseniz.

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Osman Vehbi sokak sakinleri mesaj göndermiş, bir haftadır su alamıyorlarmış. Özellikle bayanlar çamaşır yıkayamadıklarından şikayetçiler, bir ilgileniverin lütfen…

Sayın Güven ARIKLI, yılların tavla ustası Aydın Akkurt’u eninde sonunda yenip mangal partisini kazanmışsınız. Demek ki bundan böyle zarları fincandan atacaksınız demektir değil mi?

Sayın Mehmet ÇAĞLAR, Muhittin Özsağlam ile kurultay sonuçlarını değerlendiren derin bir sohbette gözlemlenmişsiniz. Eğer bütün delegeler akademisyen olsaydı şimdi genel başkanlık koltuğunda siz otururdunuz. İnşallah başka bahara…

Sayın Polat ALPER, yeni aldığınız cipinizin lastiklerini hafta sonu falçata ile kesmişler. Büyük geçmiş olsun, bundan böyle araca binmeden iyi bir kontrol etmekte yarar var. Eski huzurlu günler çok gerilerde kaldı.

Sayın Sümer AYGIN, Girne kıyılarındaki koli basili tehlikesi başını epey ağrıtacağa benziyor. Biraz daha sıkı bir önlem almazsanız, Girne kokudan geçilmeyecek siz de bir daha o koltuğu göremeyeceksiniz.

Sayın Buran ATAKAN, bazıları sizin çadıra göz dikti ve sökülmesi için talimatlar verildi. Bir gece ansızın çadırın yerinde yeller estiğini görebilirsiniz, bizden uyarması…

 

Günün Fıkrası

 

Dede-torun
 


Dede bahçede oynayan torununu seyreder.
Torun bir deliğin içinde bulduğu solucanı çekip çıkarır..


Dedesi torununa hem yaptığı işin iyi olmadığını anlatmak, hem de zekâsını ölçmek için 'O solucanı tekrar deliğine sokabilir misin'der.


Torun 'Evet dede..' der anında.. Dede gülümser.. 'Sen onu tekrar deliğe sok, benden sana 10 lira!..' Çocuk eve koşar, annesinin saç spreyini kaptığı gibi solucana sıkmaya başlar, solucan kalem gibi düzleşir, sertleşir. Torun aynen deliğine iter, hayvanı. Dede şaşkın.. 10 lirayı çıkarır verir..


Ertesi gün çocuk gene bahçede oynarken bu defa ninesi yanına gelir, eline 50 lira sıkıştırır ve sırtını okşar..  


"Sen dedene neler öğretmişsin öyle?..."      

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.