1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. “Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

“Sağduyuya çağrı” nitelikli bir değerlendirme

A+A-

Yeri geldikçe bu sütunda demokrasinin erdemlerini dile getirmeyi; demokrasilerde hoşgörü, diyalog ve uzlaşmanın kaçınılmazlığını vurgulamayı kendime görev bildim.
Sık sık sağduyu ve sağgörü çağrıları da yapıyorum.
   
Beşparmak Grubu’nun kamuoyu ile paylaştığı son değerlendirmede dediği gibi, “gerek siyasal ve kamusal, gerekse ekonomik yapımızın yıllardır Ada ve Dünya konjektürünün gereklerine cevap veremediği ve biriken sorunların ağırlığının ancak ortak akıl ve irade ile aşılabilecek bir noktaya geldiği ortada” iken sağduyu ve sağgörü çağrısı yapılmaz da ne yapılır?

Devlet’e/Hükümet’e Düşen Görevler

Beşparmak Grubu, “sürdürülemez olan mevcut durumun karşılıklı suçlamalar ve zıtlaşma yerine farklılıklara saygı ve ortak menfaatlerin öne çıkarılması suretiyle değiştirilebileceğine,” “bu yolla gerçekleştirilecek reformların odağında KKTC’nin siyasal, kamusal ve ekonomik yapısının çağımıza uygun hale getirilmesi hedefi bulunması gerektiğini” vurgularken, Devlet/Hükümet’in, içinde bulunduğumuz değişim/reform sürecindeki  “görev ve sorumluluklarını” şöyle sıralıyor:

•Paydaşların azami ölçüde katılımına/katkısına fırsat vererek ve toplumsal hassasiyetleri göz önünde bulundurarak şekillendirilen reform programları toplum tarafından daha rahat benimsenebilmektedir. Bu maksat için sağlıklı değişim planlaması yapılması gerekmektedir.

•Olası reformlar hayata geçirilirken Kıbrıs Türk Halkı’nın huzurunu, Devlet’in saygınlığını ve kamu düzenini sağlamanın ve Devlet’in varlığına yönelik olası kalkışmalara göğüs gerebilmenin; çoğulcu demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde ve bu ilkelerden ödün vermeden yapılması demokrasinin temel gereklerindendir.

•Çoğulcu demokrasiyi yaşam biçimi olarak kabul ettiğimize göre, ulusal/toplumsal değerleri koruma ve ortak bellek yaratmanın, halkın huzuru ile Devlet’in bütünlüğünü sağlayıp korumanın yolunun da bu olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir.

•KKTC’nin siyasi, mali ve ekonomik yaşayabilirliğini/sürdürülebilirliğini sağlayacak reformlar; demokrasi, insan hakları, çoğulculuk, hukukun üstünlüğü, hak ve adalet ilkelerine uygun hareket edildiği takdirde halk tarafından benimsenebilir ve kamu vicdanını rahatlatır.

•Yukarıdaki yükümlülükleri yerine getirmeyen veya getiremeyen Devlet, hem halkın inanç ve güvenini yitirir, hem de kendi varlığının dayanaklarını yıpratır.
 
•Çağdaş hukuk anlayışında Devlet’in güç/şiddet kullanması, yalnız ve ancak “meşru müdafaa” durumunda anlayışla karşılanabilir.  Devletin güç/şiddet kullanmasını meşru kılan nedenler yanında kullanılan güç/uygulanan şiddetin, karşılaşılan güç/şiddet ile orantılı olması ilkesi gözetilmelidir. Bu ilke ihlal edildiği takdirde gerekli takibatın yapılması esas olmalıdır.

Siyasi Muhalefet Ve Sivil Toplum Örgütleri (STÖ)’ne Düşen  Görev Ve Sorumluklar

Beşparmak Grubu, Devlet’e/Hükümet’e görev ve sorumlulukların yanında, siyasal muhalefet ve STÖ’lere de, görev ve sorumluluklarını şöyle anımsatıyor:

•Özellikle yönetsel ve mali açıdan sürdürülemez hale gelmiş bulunan kamu sektörünün ıslah edilmesi sorumluluğunun sadece Hükümet’e ait olduğu söylenemez. Kamu sektöründe yıllardır devam etmekte olan verimsizlik, etkisizlik ve sürdürülemez bütçe açıkları, partisel mülahazaların veya statükodan çıkar sağlayanların tutsağı haline getirilemez. Sonuçta toplumsal iflas ve/veya vesayete yol açacak bu durumun her kesime yaşamsal zarar verecek kötü sonuçlardan önce düzeltilmesi toplumsal bir sorumluluktur.

•Değişim’in diyalog ve uzlaşı yoluyla gerçekleştirilmesi en sağlıklı yoldur. Ancak uzlaşı ortamının ve kültürünün oluşmasında resmi kanat kadar sivil topluma da görev düşmektedir. Bu bir sosyal sorumluluk meselesidir ve toplum kurumsallaşmış saflaşma ve çatışmaya kurban edilmemelidir. 

•Bireysel veya zümresel çıkarların kolektif toplumsal çıkarların önüne geçmesi veya bu çıkarların değişik yöntemlerle topluma dikte edilmesi kabul edilemez. Hükümetin olduğu kadar sivil toplum ve siyasi muhalefetin de bu tehlikeye karşı sürekli uyanık olması şarttır.

•Çoğulcu demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkeleri laftan/söylemden ibaret değildir. Bu ilkelerin kurumsallaşması ve siyasi kültürümüzün parçası olabilmesi için Hükümet yanında siyasi muhalefet ve sivil topluma da görev düşmektedir. Örneğin, evrensel insan hakları sadece “bizim” haklarımızdan ibaret olmadığı gibi liyakat ilkesinin kendimiz veya yakınlarımız için göz ardı edilmesini beklemek, insan hakları ve hukuk devleti ilkelerinin maya tutmasına fırsat vermemektedir.

Son Olarak

Ülkemizin değişime gereksinimi olduğu açık!

Beşparmak Grubu, bu değişimin demokratik yollarla gerçekleştirilebilmesi için bir yandan Devlet’in/Hükümet’in, diğer yandan Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) ile siyasi muhalefetin görev ve sorumluklarını anımsatırken, hem “düşüncenin saygınlığına;” hem de “değişim sancılarının tırmanarak Kıbrıs Türk Halkı’nın asla hak etmediği çatışma ortamlarına dönüşmekte olduğuna” vurgu yapmaktadır.

“Her ciddi konuda, ortak paydayı göz ardı ederek, çoğulcu demokrasinin vazgeçilmezleri olan hoşgörü, diyalog ve uzlaşma arayışı yerine ayrışmaya gitmenin sistemleşmekte olduğuna” dikkati çeken Geşparmak Grubu, “bunun toplumun ve Devlet’in geleceği için ciddi tehlikeler taşıdığı” uyarısını yaparken yüzde yüz haklıdır.
Bakalım, bu sese kulak veren olacak mı?


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.