1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Sahtekarlığın filozofu
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sahtekarlığın filozofu

A+A-

Dolandırıcılar Kralı "Sülün Osman" olarak Türk tarihine geçen kişinin asıl adı, Osman Ziya Sülün’dür. (d.1923 ö. 1984). 1923'te İstanbul'da doğdu. Adını duyurduğu ilk "işini" 1948 yılında Fatih'te yeni tuttuğu evin sahibini dolandırarak yaptı. 1950 ve 60'lı yıllardaki "işleriyle" ün kazanan "Sülün Osman", Beyoğlu’nda sokakta yürüyen tramvayı, Galata Kulesi’ni, Eminönü meydanındaki saati, şehir hatları vapurları gibi kamu mallarını saf vatandaşlara 'satarak' ya da 'kiraya vererek' efsane haline geldi.

Hazret, Taksim Meydanı’nın girişine paspas koyup, gelenden geçenden para toplamayı akıl etmiş, tarihin gelmiş geçmiş en şirin dolandırıcısıdır. Söylentiye göre mesleğin inceliklerini Kumkapılı bir Rum’dan öğrenmiş. Kendisi, 20 Nisan 1962’de hapisteyken 'Alınteri ile Yaşamak' konulu konferans vermiş bir kişidir. İşin felsefesini yapmış, muhterem!

"Benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. Yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı. On tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. Kuyumcunun kapısındayız. Ve dükkân kapalı. Karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum. Hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira. Diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. Paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın... Adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor. O arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. Telaşlanıyor adam kazanç imkânı kaybolacak diye. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri, be de kayboluyorum ortalıktan. Adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor… Ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım."

Galata Köprüsü'nü satmak üzereyken tesadüfen yakalandığı biliniyor ama iddiaya göre İstanbul Boğaz Köprüsü’nü satmayı, başarmış.

Sülün Osman adamlarıyla birlikte Dolmabahçe sarayındaki saatin önüne gider, gözüne saf ama cebinde para olan bir vatandaşı kestirir, onun göreceği bir yerde dururmuş. Kendi adamları planlanmış bir şekilde gelirler ve Dolmabahçe Saatine bakarak saatlerini ayarlarlar, Osman’a da saat ayarlama parasını ödeyip, giderlermiş. Bu, kendini uyanık zanneden ve kısa yoldan zengin olmanın sihrini bulduğunu sanan vatandaşın dikkatini çeker, Sülün Osman Dolmabahçe Meydanı’ndaki saati, vatandaşa satarmış.

Bu esnafın piri sayılan Sülün Osman, dolandırıcılık şekillerini dört başlık altında inceliyor: 

1- Zarfçılık : Salağın birine, havadan bir çıkar önerip, kısa yoldan zengin olma vaadi ile elindeki avucundakini götürüyorsun.
2- Definecilik : Salağa, definenin yerini bildiğini ama paran olmadığını söylüyorsun. Keriz, defineyi çıkarmayı finanse etmeye kalkıyor, hesabını görüyorsun.
3- Papelcilik ( Meseleyi aktaran kaynak bunu yazmamış)
4- Çesitli satışlar. Bakınız Sülün Osman’ın satışları…

Fransızlar, sahtekârlığın bilimini yapmaya karar verip, Sülün Osman’ı Paris’te bir konferans vermeye davet etmişler. Ancak, Sülün Fransızca bilmiyor. Fransız büyükelçiliği, buna bir de tercüman tahsis etmiş… Rahmetli, “e neden gitmedin birader” diyenlere, “Tercümana güvenemedim, sahtekâr birine benziyordu!” demekteymiş… Sahtekârlığın, filozofu…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.