1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. “Sakın kimseye söylemeyin, sizi işe alacağız!”
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

“Sakın kimseye söylemeyin, sizi işe alacağız!”

A+A-

Burada yazacaklarımız iyi haber mi yoksa kötü mü bilemiyoruz.

Aslında hem iyi hem kötü!

İyi yanı biraz gecikmeli de olsa, Kuzey Kıbrıs Hava Yolları’nın kuruluş çalışmalarının son noktaya gelmesi.

Sütten ağzı yanan Bakan Saner, çok özel ve gizli toplantılardan sonra müjdeli haberi vermeye hazırlanıyor.

Geçtiğimiz hafta sonunu tamamen bu amaçla İstanbul’da geçiren ve yoğun çalışmalara katılan Saner, ülkeye mutlu döndü.

Yani, her şey tamam iş bu müjdeli haberi vermeye kaldı.

Bundan elbette ki biz de mutlu olacağız.

Devletin, özel sektörün hem de THY gibi dünyanın en iyi hava yolu şirketlerinden birinin de ortak olduğu böyle bir şirketin iş yapmaması için hiçbir neden yok.

Ayrıca artık kötü bir KTHY örneği yaşadığımız için, başarılı olmama gibi bir lüksümüz de yok.

Buraya kadar her şey tamam ve sevindirici ama gönül isterdi ki aynı mutluluğu aylardır işsizlikten sefil olan eski KTHY çalışanları da yaşasın.

Bunlardan bir kısmı elbette yeni şirkette iş alacaklar.

Şirket nasıl gizli ve basından uzak tutularak kurulma aşamasına geldiyse, istihdamlar da aynı gizlilikte yapılıyor.

Ama izlenen yöntem hem etik değil, hem de hoş değil.

Dün eski KTHY çalışanı 25 kişi Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na mülakat yapmak üzere çağrıldı.

25 kişiye ayır ayrı telefon açan bakanlık yetkilisinin ilk sözleri şöyle oldu;

“Sakın kimseye söylemeyin, sizi işe alacağız!”

Ne kadar çirkin bir çağrı bu değil mi?

Bu aklı evvel kimse, devekuşu gibi başını kuma sokmuş, ülke gerçeklerini görmemezlikten geliyor.

Yeni şirkete 25 istihdam yapılacak ve bu memlekette duyulmayacak, hiç olacak iş mi Allah aşkına?

Şu anda THY’den özel bir ekip istihdamlar için çalışıyor.

Yine gönül isterdi ki bütün eski çalışanlar, yeni kurulacak olan şirkete istihdam edilsinler, geçen bir yıllık kötü dönemi ve yaşananları unutsunlar.

Elbette ütopik, elbette hepsinin istihdamı söz konusu değil!

Sözümüz hükümetedir;

Maaşların ödenmesi her geçen ay sıkıntılı olurken, bakanlıkların arka kapısından yapılan istihdamlar tüm hızla devam etmektedir.

Bu istihdamlarda, KTHY eski çalışanlarını da artık düşünmek, onların da bu devletin bireyleri olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmak, torpilleri olmasa da eşitlik ilkesini göz önünde bulundurmak, sadece onlara değil, toplumun geniş bir kesimine moral dopingi olacaktır.

Hükümet, önümüzdeki günlerde özelleştirmeleri gündem getirecekse, KTHY gibi kötü bir örneği insanların bilinç altından atmalıdır.     

 

Söz hakkı:

Arı ilaçları mecburiyetten ‘kaçak’ gelmiş!

“Sayın Levent bey,

Öncelikle bu  kendimi tanıtmak istiyorum, ben şu iki haftadır gündemi oluşturan Rum tarafından kaçak denilen, sahte denilen ilacı getiren şahısım, vergiye tabiyim, küçük esnafım ve aynı zamanda bir arı yetiştiricisinin de eşiyim. Biz yaklaşık 6 yıldır ORTAN markası ile Barış Kuvvetlerine ki ihale ile satın alma yapıyorlar. Devlet de dahi olmayan laboratuarlarında test edilerek onaydan geçiyor ve satışa sunuluyor ve bunun yanında da iç piyasada da tüm marketlerde yerimizi aldık. Sözü edilen ilaç dünyanın en pahallı ve en kaliteli Varrova ilacıdır, Varrova’da maalesef arının kanını emen ve kanatlarını yiyerek onu öldüren bir parazittir (bu arada ilacın adı CHECKMAİT’dir),  bu arıcıların baş belasıdır, öyle bir şey kullanacaksınız ki kalıntı bırakmasın, ruhsatlı olsun ve  etkili olsun. Bu adada yıllardır ilaç sıkıntısı yüzünden arıcılar BAYTİKOL, MAVRİK, KENAZ , BAYBAY gibi kedi kopek ilaçlarını kullandılar ve halen üzülerek söylüyorum kullanmakta olan dahi var, bu ilaçları ERİŞ ÇOBAN beye sorarsanız size açıklama yapacaktır mutlaka. Biz çıkıp bunları dile getiremiyoruz çünkü çok üretici zarar görecek ve toparlanmaları güç olacak, kaldı ki sayın başkanın balları iki defa HMF yüksek çıktığı için toplatıldı. her neyse biz bu ilacı başka bir yerden alamazdık çünkü Türkiye’de pahallı olduğu için ruhsatlanmadı, Almanya Yunan’a aktardı, Yunan da Rum’a ve bu ilaç maalesef Güney’de proje kapsamında arıcılara bedava dağıtılıyor sırf oradaki arıcılar kötü ilaç kullanmasın diye. Bunların hepsini teyit edebilirsiniz. Bu ilacı getirmemdeki maksat hem kendi arılarımıza kullanmak hem de köpek ilacı kullanmalarını  da engellemekti. Maalesef işin içine ticari kaygılar girdiği için durum bu şekilde lanse edildi. Kaldı ki birlik ve derneklerin satış yapma ve ticari kazanç elde etmeleri söz konusu olmadığı halde sayın başkan  kendi sermayesiyle ilaç getirene  yüzde yüz karla  birliğin içinde satış yapmakta. Tüm bunların da dışında bizim sıkıntımız sadece ilaç da değil maalesef adaya tonlarca bal şurubu girdi yani glikoz  ve maalesef bal diye etiketlenip satılıyor. Bununda ispatı var, sayın başkan bence bunlarla uğraşmalı çünkü dünyada glikoz kullanımı mümkün olduğu kadar yasaklanmaya çalışılıyorken biz  sadece seyrediyoruz. teşekkürler…”

(Hülya ORTAN-Ortan Arıcılık)

levent.20111012232830.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Ünal ÜSTEL, bir turizm işletmecisi aradı yanında garson olarak çalıştırdığı yetişmiş bir personeli bakanlıkta işe almışsınız, bunu hesabını soruyor. Ayrıca OTEM konusunda son günlerde sorunlar yoğunlaşıyor bilesiniz.

Sayın Ahmet KAŞİF, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin şimdiki yerinden boşaltılması kararınızdan sonra bazı doktorlar imza toplamaya başladılar. Bu konuda önümüzdeki günlerde gergin günler yaşayabilirsiniz.

Sayın Tahsin GÜL, adınız bile UBP’yi karıştırmaya yetti. Hakkınızda soruşturma başladığını öğrendik. Ayrıca sizinle sıkı-fıkı olan bazı bakanlar da zan altında kalmışlar, bu sıralar telefonlarınıza çıkmazlarsa sakın şaşırmayın.

Sayın Ferdi Sabit SOYER, kıta sahanlığı konusunda parti meclisinde yaptığınız konuşmanın ‘hayır’ konusunda hayli etkili olduğu ve bütün üyelerin etkilendiği konuşuluyor. Demek ki daha sözünüz geçiyor ve yeniden genel başkanlık sinyalleri verilmeye başlandı.

Sayın Afet ÖZCAFER, şıklık konusunda Şerife hanımın bir adım önüne geçtiniz. Sizin bu şıklık yarışından konfeksiyoncular iyi para kazanacağa benziyor. Esnafın bari böyle de olsun biraz yüzü gülsün değil mi?

Sayın Ramazan ÖZÇELİK, önceki gün sabah hepimizin yüreğini kaldırdınız. En fazla da genel başkanınız endişelendi, başkanınızın kıymetini bilin. Büyükkonuk’taki oksijen fazla mı geldi acaba?

Sayın Ahmet ULUBAY, açılış davetiyenizi aldık teşekkür ederiz. Ancak o nasıl bir zarftı öyle? Açmak için üç kişi çalıştık biraz zor oldu ama sonunda açtık. Yeni mekanınız hayırlı ve uğurlu olsun.

Sayın Buran ATAKAN, dün bakanlıktaki mülakatı duyunca anında iki casus göndermişsiniz ama kendilerini ele vermişler. Bu arada diğer çalışanların isim listeleri başbakanlıkta ele alınmaya başlamış. Hadi bakalım bayram öncesi belki talih kuşu onların da başına konar.

Sayın Sami YERLİ, metroseksüel birisi olduğunuzu bilirdik de, manikür ve pedikür yaptırırken dedikodu meraklısı olduğunuzu da yeni öğrendik. Erkekler bu konuda bayanları geçti değil mi? Bu arada dizi film merakı devam ediyor mu?

Sayın Hasan BOZER, TBMM Başkanı Cemil Çiçek Türkiye’de tüm vekillere İpad 2 bilgisayar hediye etti. Eh artık burada bizimkilerin başı kel değil tabi ki… Bakalım bu konuda Ersin beyi razı edebilecek misiniz?

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Ortaköy Spor Kulübüne halı saha yapma sözü vermişsiniz ve camia neredeyse 40 gün 40 gece eğlence düzenleyecekler. Lefkoşa’nın merkezine böyle bir tesis yakışır değil mi?

Sayın Ahmet KAPTAN, Ferdi beyle bilmem kaçıncı kuşaktan akraba olduğunuzu öğrendik. Her ikinizin de çenesi maşallah iyi işliyor, bunu tahmin etmeliydik. Bunu bir akşam kutlamak gerekiyor, bakalım kim daha fazla içecek…

Sayın Mustafa CANDEMİR, yaş kemale ermek üzere bu kadar yoğun çalışmak da neyin nesi? Biraz daha inşaatlarda yatmaya başlayacaksınız. Bari mangal da her zaman yanıyor mu? Yoksa kuru ekmeğe mi talimsiniz?

Sayın Burcu DOLMACI, köpeğinizin hastalığı yüzünden bu günlerde sıkıntılı günler yaşıyormuşsunuz. Evlenip barklanıp kendi çocuğunuzu doğurmazsınız olacağı da buydu zaten. Hadi bakalım artık neyi bekliyorsunuz?

Sayın Abdullah ÖZTOPRAK, öğrenciler konusunda Mağusa halkına yaptığınız çağrı epey etkili oldu. Ancak yine de DAK olayını hatırlatanlar yok da değil. Bu konuda küçük bir sabıkanız var bilesiniz.

Sayın Kemal HAVALI, artık işi gücü gençlere devretmiş köyde emekliliğin tadını çıkarıyormuşsunuz. Umarız bu hayli eskimiş siyasetçilere de örnek teşkil eder. İki günlük dünyada insanın kendini parçalamasına neden yok değil mi?

Sayın Ozan CEYHUN, çok yakında Ata Atun ile büyük buluşma gerçekleşiyormuş. Bilek güreşinde belki kazanabilirsiniz ama bakalım Kıbrıs konusunda onunla baş edebilecek misiniz?

Sayın Halil ORUN, dün İskele’de Kıyı restoranda çok özel misafirlerle balık keyfinde görülmüşsünüz. Konuştuklarınızın hepsi arka masadan duyulmuş, aman dikkat.

Sayın Yusuf KANLI, Ankara’da yaşarken bile bu kadar sansüre maruz kaldıysanız ya burada yaşasaydınız başınıza neler gelecekti hiç düşündünüz mü? Bizim siyasiler o makamları miras olarak görüyorlar, sorun orada başlıyor. Kafaya takmaya değmez.

Sayın Faiz SUCUOĞLU, hem klinik hem de siyaset yoğun devam ederken tavla oynamaya nasıl vakit buluyorsunuz merak ettik. Bu arada Cumartesi sonuçlarını hala alamadık. Yoksa farklı mı yenildiniz?   

 

Günün Fıkrası : Olacaksa olsun

İki Laz birer turist tavlamışlar ve bir tenhaya çekilmişler. Tam birlikte olacakları sırada iki kızda Lazlardan prezervatif kullanmalarını istemiş ve çıkarıp birer tane vermişler.
Lazlar ilk defa gördükleri prezervatiflere bakarak :
- Ne yani, şimdi bunları takınca çocuk olmayacak mı ?
- Evet
Bunun üzerine Lazlar kabul etmişler ve prezervatifleri takmışlar.
Aradan bir altı ay geçtikten sonra bir gün tarlada çalışan iki Lazdan biri aniden elindeki kazmayı yere atarak :
- Yeter daa ! Ben çıkartıyorum artık, çocuk olacaksa olsun !

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.