1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Salam var ya, salam!...
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Salam var ya, salam!...

A+A-

Malûmunuzdur… TC Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Yunanistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Evangelos Venizelos’un Birleşmiş Milletler platformunda sağladıkları görüş birliği günün konusu oldu. Bu görüş birliği, KKTC ve Rum Yönetimi liderlerinin müzakerelerdeki özel temsilcilerinin karşılıklı olarak Atina ve Ankara’yı ziyaret etmelerine dairdir. 
   Eskiden Türk tarafında salam sendromu vardı. Bu yeni gelişmeyle eteklerimizin zil çaldığına ve hatta bunu başarı olarak gösterdiğimize bakılacak olursa, o sendromdan tümden kurtulmuş sayılırız…
   Rum ve Yunan tarafının uzlaşmaz ve zamana oynayan tutumunu kastederek “salam politikası sendromu”na takılmamızı biraz açmak gerek. Bu politika, Rum ve Yunan tarafının bütünlüklü çözümden kaçarak Kıbrıs konusunda dilim dilim menfaatler koparması anlamına gelir. Yani Türk tarafına hiçbir şey vermeden ödünler koparma ve böylece sorunu sıfırlama taktiği...

    *       *       *

   Rum ve Yunan tarafının Kıbrıs Türk tarafını dışlayarak Ankara’yı muhatap alma ısrarı yeni değildir. Bu ısrar sanıldığı gibi 1974 sonrasında da başlamış değildir. Tarih, 1963’ün başlarına kadar gider. 
   Başpiskopos Makarios, ortaklık cumhuriyetinde Türk halkını nötr duruma getirmek için hazırladığı 13 maddelik anayasa değişikliğini bizzat Ankara’ya giderek Türk Hükümeti’ne kabul ettirmeye çalışmıştı. Makarios, Ankara “he” derse bu işi çözeceği hayalindeydi. 
   Ne var ki, kendisini büyük konukseverlikle kabul eden zamanın başbakanı İsmet İnönü’den kesin yanıtını almıştı: “Türkiye bu anayasa değişikliğine karşıdır. Ama biz bunu seninle görüşmeyiz. Muhatabın Kıbrıs Türk tarafıdır. Git onlarla uzlaşmaya bak.” 
   Makarios ise ne yaptı? Tarihi adam İnönü’nün telkinini dikkate almadı. Adaya dönünce Türklerle uzlaşmaya oturacak yerde Akritas Planı’nı yürürlüğe koydu. Ve o yılın sonunda, ortağı Türkleri Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silah zoruyla ve kan revan içinde kovdu.
   O günlerde bu yapılanların yanlış ve Kıbrıslı Türklere karşı büyük haksızlık olduğunu söyleyen gerçekçi Rum aydınlarının sayısı gittikçe artmaktadır. Buna karşın geleneksel Rum – Yunan politikası hâlâ değişmemiştir. Bu politika, “Kıbrıslı Türklere asla eşitlik tanımama ve devleti onlarla paylaşmama” ilkesini içerir.

    *       *       *

   Aradan tam 50 yıl geçti… Ve şimdi Başpiskopos Makarios’tan sonra Rum tarafı, uzun süreli ısrarlarının sonucunu aldı. Nedir bu sonuç? ilk kez Ankara’ya müzakereci gönderebilme başarısını elde etti. Bu başarı, Türk tarafının dörtlü görüşme önerisi bertaraf edilerek gerçekleştiriliyor.
   Bu Rum – Yunan emeli, Türk tarafının ağzına “mütekabiliyet” balı çalınarak uyarlanıyor. Bizim müzakereci de Atina’yı ziyaret edecekmiş!.. Felsefesinde “mütekabiliyet”i asla barındırmayan bir politikadan böylesi bir samimiyet beklenebilir mi?
   Sonuca bakalım: Göreceğiz ki, teoriden sonra eylemde de Rum – Yunan tarafının maddi çıkarları olacak bu işten. En büyük olasılık, bütünlüklü çözüm masasında Türk tarafının büyük kozlarından biri olan Maraş’ın yakın gelecekte elimizden çıkmasıdır…

    *       *       *

   Hepimiz Kıbrıs sorununun çözümünden yanayız. Ama adını eskilerde “salam politikası” koyduğumuz bu gidişatın hedefinde adil ve yaşayabilir bir çözüm yoktur. Rum – Yunan hakimiyetini Kıbrıs Türk tarafına dayatmak vardır… 
   Siz asıl salama bakınız, salama… Dilim dilim kesilip gidiyor ve sonuçta bu salamdan Türk tarafına tek lokma bile kalmayacak…  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.