1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Salih Dayıoğlu
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Salih Dayıoğlu

A+A-

Lefke Sevgilim isimli kitabımda, çocukluğumun Lefke’sini anlatırım…  1958’lerin, Lefke’si… Uzak yakın Lefkeli’lere, İkinci cildi yazacağıma söz verdim ama daha olgunlaşmadı kafamda, henüz yazamadım. O kitapta, çarşıyı anlattığım bir bölüm var…

“Orta Camii’nin tam karşısında, belediyenin köşesindeki kaldırıma sandalyesini atarak, bir yandan güneşlenen, öte taraftan namaz saatini bekleyen Hasan Nihat unutulur mu? Ya sohbet arkadaşı, “ Ezacı Mustaaa Efendi”? Ki kendisi dünyaca ünlü sosyolog Niyazi Berkes’in küçük kardeşidir… ( Aslında abisiydi, yanlış hatırlamışım yazarken. NB) Eğer aybaşı ise oralarda çarşıdaki binalarının kirasını toplamaya gelmiş Mehmet Hacımolla’ya da rastlayacaksınız, yanınmda yüzünden nur ve güven akan eniştesi Sami Hoca Efendi ile birşeyler konuşarak, yokuş aşağı eve gitmektedirler. Belki de o esnada kırmızı fesi ile bir başka Sami Efendi, yokuşu tırmanmaktadır. Naif ve sessiz bir Osmanlı: Sami Dayıoğlu… “Londura’da avukat mektebinde okuyan” küçük oğlu Salih’e mektup mu atacak ne?”

Naif, sessiz, fesli Osmanlı Sami Dayıoğlu’nun küçük oğlu Salih, “avukatlık mektebini” bitirdi! “Övünmek ayıptır” diye kimselere söylemedi ama okulu bir yıl erken bitirmişti. Yâni, dört yıl ise 3 yılda… Sonra geldi, Lefke’de bir avukatlık bürosu açtı… Daha sonra ne oldu bilmem, gitti bir süre daha “okudu”! Geri döndüğünde, Kıbrıs Cumhuriyeti vardı! Üst düzeyde bir hakim olarak göreve başladı! En yüksek yargıç’lıktan emekli oldu yıllar sonra…

Geçen gün toprağa verilen Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Salih Dayıoğlu, işte o Sami Dayıoğlu’nun en küçük oğlu Salih idi…

Abdal’a malûm olur gibi, benim yukarıdaki paragrafta andığım Hacımolla’nın torunu ile evlendi… Oğlu Ali’yi bilirsiniz… Kızı Meltem ODTÜ’de hoca… Biraz uzak! Ali kadar bilinmez…

Salih Dayıoğlu’nun ablası, üç hafta önce toprağa verdiğimiz Zehra Altay Hanımefendi, benim amcamın eşi idi… Ama daha yengem olmadan, bizim mahallenin hanımefendi kızlarından biri olarak, çocukluğumda günün bir bölümünü kucağında geçirirdim. Terbiyemin bir kısmının sahibidir desem, yabana gitmez… Allah rahmet eylesin Salih “abim”, o zamandan tatlı sohbetine aşina olduğum bir insandı…

Kendisi, çok bilinir, iflah olmaz bir av meraklısı idi… O vakitler, evde bir hava tüfeği vardı! Bahçedeki kuşlar, o da olmazsa sağda soldaki tenekeler üzerinde bana “endaht talimi” yaptırtırdı. Yetişkin yıllarımda, ailemizin tek büyüğü yengem kalınca, genellikle bayram öğlelerinde, şimdi eniştemiz olan Muhteşem Hacımolla’nın evinde toplanırdık! Siyaset o toplantıları da bozdu ya! Zaman bulamadım son yıllarda! Köylere giderdik biz… O öğle yemeklerinde, neler konuşurduk? Herkesi bilmem ama bana bu yaşımda da dersler verirdi, Salih abi…

En son onu kaybetmemizden iki hafta önce, yengemin cenazesinde gördüm… Bitkindi… Selam vermeye, “geçmiş olsun” diyerek riyakârlık etmeye kalbim dayanmadı…

Salih Dayıoğlu, emekli bir yargıcın ötesinde, bu toplumun önemli evlâtlarından biriydi! Hukuk camiası onun değerini zaten biliyor… Arkasından bu yazıyla el sallamak, “güle güle” demek istiyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, nur içinde yatsın...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.