1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Sandallar köyünde süpermarket olmaz
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sandallar köyünde süpermarket olmaz

A+A-

Bir arkadaşımla ne zaman memleketin ekonomisinden söz edecek olsak,  “Sandallar köyünde supermarket olmaz”  derdi.  Sandallar köyü dediği de Mağusa’nın yamacında  bir köy.  İnsanları göç yollarına düşüp ayrılınca,  köyde sadece  bir iki aile kalmış.                Zaman zaman KKTC ekonomisi gündeme geldikte, haksızlık yapmış yahut çok cahilce düşünmüş de olsam,  “ha Sandallar köyü  ha KKTC”  derim!      Çünkü 1974’lerden sonra bu ülkede  ne yapılmışsa ya kılıfına sığmamış yahut bol gelip taşmış!  Mümkünü yok hiçbir kurum,  kuruluş ve sektör kılıfına uymamış! 

MESELA ALIN SOSYAL SİGORTALARI:  Her devrede ne yapmışlarsa  “sigortalıların sayısı ile emeklilerinin sayısında eşitlik bile oluşturamamışlar!   Başaramayınca da primleri sürekli yukarılara dikip çare ummuşlar!  Ne çaresi? Siz böylesi   “çözümsüzlük ve seferberlik toplumu”  oluş gerçeklerine karşın ve   “benim benim”  diyen dünya ülkelerinin bile cesaret edip kanunlaştıramayacakları bonkorlükte sigortalılara  50 yaşında emeklilik maaşı verip,   altmış yaşında da azat ederseniz nasıl çare bulacaktınız ki? !

Keza,  gün gele, memurin kesimine de  “bütçeden tasarruf edeceğiz” diyerek 30 yaşlarında emekliye ayrılma hakkı tanıdılardı!  Sonuçta ne oldu?   “Devlet   dediğiniz zaten  muhtac’ı dide,  kaldı ki başkasına himmet ede”  durumlarına düştüydü!  Bir başka ifadeyle  Sandallar köyünde açılan supermarket,  tutmadıydı! 

MESELA KTHY:  Yani  iyi yönetilseydi batmayacak mıydı?  Siz ne diyorsunuz?  Hani ekonomisi,  turizmi,  iş bilirliği övüle övüle  bitirilemeyen  o Rum var ya.   Şimdilerde,  Hava yollarında  çalışanlarına maaşlarına karşılık hisse senedi verme teklifinde bulunuyor!  Yani battı! Hem de  800 bini aşkın nüfusu,  çapına göre büyük turizmi,  AB üyeliği ile Sandallar köyü gibi olmamasına karşın!  Bizse Sandallar köyü gibi olmamıza karşın  Türkiye’nin  Hava Yollarından ayrılıp bu işi tek başımıza götürürüz dedikti!  

GELELİM BELEDİYELERE:  Hadi Lefkoşa’da Mağusa’da,  Girne’de,  Güzelyurt,  Yeniiskele’de  ve öteki bazı nüfusu kalabalık köylerde  “Belediyeler”  oluşturuldu.  Her ne kadar Devletin parasal  katkısı olmasa bir teki bile kendisini idame ettiremeyecek ama  “tamam”  dedikti olmazsa olmazlar.. Belediyeler gerekliyse Devlet elbet yardım edecektir.

Fakat kalkar da Sandallar köyünde  adı Belediye olan bir ofis açarsanız,   e olmaz!   Bu KKTC bu kdar çok belediyeyi  kaldırmaz,  bırakın giderlerle gelirlerinin dengelerini sağlamalarını,   gelir elde etmeleri bile mucize olur! 

KISACA ÖZETLEYELİM.   Bu nüfusla,  bu siyasi çözümsüzlükle,  bu ekonomik ambargolarla,  bu Rum’un sürekli engellemeleri ile,  bu yirmi bini aşkın memur ve emeklisi ile,  bu siyasi partiler ve STÖ’leri furyası ile,  bu sendikalar hak ve tutumları ile,  bu muhalefet anlayışı ve gelip giden Hükümetler tutumları ile,  bu yarı kurak iklim ve susuzlukla, falan…

Bu ÜÇ BİN km. karelik,  çalışan nüfusunun yüz binlerde seyrettiği   ülkede  “büyük oynamak”  çok olağan devletler gibi organlar oluşturmak  mümkün değildir!  Bir otomobil fabrikası açamayacağınız gerçeğinde tutun ki bir Avrupa ülkesinin ekonomik modelini de uygulayamazsınız, sistemlerini de giydiremezsiniz…                                                       Kısaca Sandallar köyünde supermarket açamazsanız.  Açarsanız batarsınız! 

****

YENİDEN YAPILANMA

1974’den sonra vakta ki Rum’un servetini emrimize amade,  istediğimiz  anda yutulacak  lokma gibi önümüzde hazır ve nazır bulduktu,  çok affedersiniz  “deli divane olduktu!”  Al al bitmez,  çal çal bitmez,  ye yut bitmez!

Ooo!  Bitti ama!  Üstelik memleketi de bitirerek!  Çünkü o servete dayanan  ne siyasi ne ekonomik ne de sosyal  bir model oluşturulamadı!  Nitekim gündeme  “ekonomik büyümenin”  gerçekleştirilmesi geldiğinde anlaşıldı ki  150 bin Rum’un mesela giderken arkasında bıraktığı ne 80 bin dönümlük Narenciye Bahçeleri  ne de 400’ün üzerinde irili ufaklı sanayi tesisi ile ötesi evler,  okullar, işyerleri  yeterlidir.

Bizzat ter akıtıp yaratıp oluşturmaz,  ayaklarının bastığı topraklara vatan oluş ruhunda sahip çıkmazsan eğreti malla ancak rant ekonomisi kurabilirsin!  Zaten o yapıldı!

Buna karşın uzun yıllardır sistemi sorguluyoruz.  Eğitimden Sağlığa,  Turizmden tarıma,  Sanayiden  hayvancılığa kadar…  Fakat işimize gelen yanı ile.  Mesela Sosyal Sigortalıların  emekliliği  mi dedikti?  Geçtiğimiz günlerde  İngiltere o emeklilik yaşını 67’e çıkardı!  Fakat biz Sandallar ahalisi olarak  daha düne kadar elli yaşında insanları emekli yapıyorduk!  Üstelik hâlâ da kafa o kafa!  Mesela  şimdilerde “emeklilik yaşını azıcık yukarı çıkaralım” deyiverin bakalım.  İhtilal olur! 

DEVLETE ÇEKİ DÜZEN VERMEK.   Sorun tartışılıyor.  Mesela bir süre önce Aydınlık Yarınlar Hareketi yeniden hatırlattı.  Bu dar bölge Seçim Sistemi ile   ne işlevsel anlamda güçlü bir  yasama oluşturulur,    ne de Yürütme!  Nitekim AYH’i  ne diyordu?  Kötü yönetiliyoruz!   Bu ifadenin bir başka anlamı ise şu olmalıdır:  Bu Meclis bu Hükümet kadrosu ile ancak bu kadar yönetilebiliriz!  Ötesi siyasi partiler iktidar da olsalar temeldeki sorun çözülüp değişmedikçe sorun  devam eder.

Dolayısıyle yeni bir KKTC yaratılmak isteniyorsa önce  Devlet’i kısır döngülerinden kurtarıp    siyasi ve ekonomik işlev kazandıracak bir yapıya ulaştırmak gerekecektir…  Eğer bir gün kavgadan baş kaldırıp iç barışı sağlarsanız,  bir zahmet bu  Devlet kademelerindeki yeniden yapılanmaya da bakıverirsiniz  artık!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.