1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Sanırım yaşadıklarımızdandır…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sanırım yaşadıklarımızdandır…

A+A-

Mağusa’dan Lefkoşa’ya gitmem gerekti.

Sonra Timbu’ya dönecektim.

Oradan da Lisi üzerinden tekrar Mağusa’ya…

Son birkaç haftadır Kıbrıs’tayım.

Hava oldukça sıcak...

Bir de çöl kumu geldi, iyice kuruttu ortalığı.

Cam açsan vay, klima açsan vay…

İki türlüsü de sürüşü zorlaştırıyor.

Bir tarafta Beşparmak Dağları, diğer tarafta Trodos’tan uzanan tepelikler ve Mesarya Ovası…

Sağdan soldan Kıbrıs’ı izleyerek gitme keyfi varken.

Dışarıdan gelen aromayla ilerlemek zevkini yaşamak varken.

Camı kapatmak...

Bir de klimanın kötü kokusu.

Ayrıca klimanın mikropları…

Hasta eder adamı.

Yataklara düşürür.

Hastaneler yetersiz, bir de hastane derdiyle uğraşırsın.

Sıcağa, kuma ve yoldaki para tuzağı olmaktan başka işe yaramayan radarlara rağmen…

Tüm olumsuzluklara inat hayat güzel burada...

Geçmişte yaşanan sıkıntıları unutmuş gibi duran insanlar rahat…

Ne sıcağın sivrisinekleri dert…

Ne deniz kenarındaki çöpler…

Ne yollardaki çukurlar, ne sabahın erken saatlerindeki çöp kokusu…

Hiç dertleri değil.

Hiç aceleleri yok.

Ne mesaiye yetişebilir miyim telaşları var…

Ne iş yarına kalmış derdi…

Eskisi gibi silah temizleme, kurşun sayma el bombasının pimine gözü gibi bakma işleri yok.

Kum torbaları doldurmuyorlar artık.

Mevzi kazmazlar.

İçine girip mazgal deliği olmuş mu bakmazlar.

Bir de hendeklerde, tünellerde, gizli silah atışları yapmazlar.

Ondandır rahatlıkları.

Bir çabaydı yaşadıkları.

Bir koşuşturma.

Köyden köye telaşlıydılar.

Ürünlerini pazarlamak, gelecek için saklamakla meşguldüler…

Şimdi keyifle sallana sallana yol alırlar.

İyi de…

Mağusa ne oldu, Timbu’ya gidiş dönüşte ne oldu diye sormayacak mısınız?

Lefkoşa’ya giderken…

Tam Prastyo’yu geçtim…

Tarlalardaki samanları yakmışlardı…

Samanla beraberi ağaçlar ateş altında kalmıştı…

İtfaiyenin geleceği yoktu.

O tarladaki yangın köylere kadar gider.

Durur.

Her yıl uyarılar yapılıyor oysa…

“Yakmak toprağı öldürür.”

Kavşağı geçtim.

Bir kamera daha atlattım.

Dört minareli camiye varmadan, parasını peşin saydığımız helikopter…

Havaalanına doğru su torbası taşıyordu.

Demek başka yangın…

Dönüşte havaalanına yol aldım.

Yolun ortasında bir araba takla atmıştı.

Sürücü ve yanındakiler öylece bakıyorlardı.

Geçen arabalar yavaşlayıp, “cık cık” deyip gazlıyorlardı.

Yangın, kaza, kamera, rahatlık.

Çelişki gibi ama gerçek...

Sanırım yaşadıklarımızdan…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.