1. YAZARLAR

  2. Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

  3. Savaşın görünmeyen yüzü gösterilmeli
Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

Yrd. Doç. Dr. Metin Ersoy

Havadis Gazetesi-Poli
Yazarın Tüm Yazıları >

Savaşın görünmeyen yüzü gösterilmeli

A+A-

Savaş veya silahlı çatışma haberlerinde okuyuculara sürekli olarak "rakamlar" veriliyor. Rakamlar sorunun çözülmesine katkı sağlayabilir ama habere detay katıldığı zaman.


Yanı başımızda savaşlar ve çatışmalar sürerken, Kıbrıs Türk medyasının bu kadar duyarsız olması dikkatlerden kaçmıyor. Başımızı Kıbrıs probleminden ve ülke sorunlarından biraz olsun kaldırıp, etrafımızda olup bitenleri iyi analiz etmeli ve sonuçlarını ortaya koymalıyız. Kıbrıs adasının 112 kilometre doğusunda yer alan Suriye’de yaklaşık iki buçuk yıldır iç savaş yaşanıyor. Mart 2013'e geldiğimizde eğer çatışmalar son bulmaz ise, üç yılı tamamlamış olacağız. Bu noktada bizi sayılardan çok savaşın bilinmeyen ve medya tarafından bizlere fazla gösterilmeyen yüzü ile ilgileniyorum. Bu yazıda Suriye’de halen devam etmekte olan iç savaşın Kıbrıs Türk basını tarafından nasıl haberleştirildiğine göz atarak, barış gazeteciliği hakkında bilgi vermek istiyorum.

Gazetecilik yapmak cesaret ister
Ortadoğu coğrafyasında gazetecilik yapmanın zor olduğunu yıllardır devam eden çatışmalardan biliyoruz. Bunun temel sebebini; Ortadoğu'da hemen hemen her gün yaşanan şiddet olayları olarak gösterebiliriz. Gazetecilerin toplumun birer parçası olduğu gerçeğinden hareket ile elbette bu çatışmalara duyarsız kalamazlar. Muhabirler yaşananları kamuoyu ile paylaşmak istiyorlar. Bunun için de hayatlarını tehlikeye atarak haber topluyorlar. Ortadoğu coğrafyasında gazetecilik yapmak biraz daha fazla cesaret ister. Çatışmaların yaşandığı bir ortamda, gazeteci masa başında oturup haber yapmak yerine, bizzat olayların olduğu bölgeye giderek haberler yapar. Bu da işin en zor yanlarından biri olsa gerek. 

Dünya haberleri az yer buluyor
Konuya bu şekilde bir giriş yaptıktan sonra, Kıbrıs Türk basınının Suriye’de yaşanan iç savaşa karşı neden bu kadar duyarsız olduğunu anlamak güç. Gerçi Kıbrıs Türk basını sadece Suriye konusunda değil, diğer ülkeler konusunda veya dünya haberleri noktasında ciddi eksikliklere sahip. Dünya haberleri ancak ülkede haber eksikliği olduğu zaman başvurulan kurtarıcı malzemeler olarak algılanıyor. Kıbrıs Türk basınında en fazla yer bulan haber konusu: "Kıbrıs Problemi". Hal böyle olunca da bırakın komşular ile ilgili haberlere az yer verildiğini, bazı gazetelerde dünyadan hiç haber bulamıyoruz. Bu aslında Kıbrıs’a dışarıdan gelen herkesin rahatlıkla gözlemleyebileceği bir eksiklik. Özellikle dışarıdan gelen diyorum çünkü ada halkı bu tür bir haberciliği artık kanıksamıyor. Sadece "kendimizi" ilgilendiren haberlerin sunulmasını doğal kabul ediliyor. Bu güne kadar gazete satın alan kişiler ile konuştuğumda, bir kişi daha dünya haberlerinin azlığından şikâyet etmedi. 

Sürekli olarak "rakamlar" veriliyor
Kıbrıs Türk basınının habercilik anlayışına "Kıbrıs Problemi" merkezli bir haber değeri hâkimken, gazetecilerin başını kaldırıp diğer sorunlara bakması güç oluyor. Yani birinci sebep, gazetecilerin habercilik anlayışında gizli olduğunu söyleyebiliriz. Diğer sebep ise; ekonomik olarak gösterilebilir. Söz konusu savaş bölgesine bir muhabir görevlendirmek ekonomik açıdan kolay bir durum değil. Bu yüzden konuyla ilgili haberler Anadolu Ajansı (AA) ve Türk Ajansı Kıbrıs’tan (TAK) yararlanılarak haberleştiriliyor. Kıbrıs Türk basını haberi kendi muhabirleri ile toplamadığı için, haliyle ajanslardan gelen haberlere bağımlı bir haber toplama sürecine giriliyor. Bu noktada da geleneksel haberciliğin temel sorunları ortaya çıkıyor. Bunlara birkaç örnek verecek olursak; savaş ve silahlı çatışma haberlerinde okuyuculara sürekli olarak "rakamlar" veriliyor. 

Haberde detay gerekiyor
Gazeteciler istatistiksel bilgileri kullanmayı sever. Bu habere inanılırlık katar ve okuyucular istatistiksel bilgiler ile habere daha fazla güvenir. Tabii istatistiğin kaynağı ve niteliği de önemli. Burada dikkat çekmeye çalıştığım; bir çatışmada elbette rakamlar verilmesi gerekiyor. Ancak Kıbrıs Türk basınına yansıyan sınırlı sayıda Suriye iç savaşı haberlerinin birçoğu sadece rakamlar üzerine odaklandığı görülüyor. "Şu kadar kişi oldu, bunlardan şu kadarı erkek, çocuk ve kadındı" şeklinde verilen haberler okuyucuya sadece yüzeysel bilgiler veriyor. Rakamlar sorunun çözülmesine katkı sağlayabilir ama habere detay katıldığı zaman. 

Okuyucular olaylara karşı duyarsızlaşıyor
Geleneksel basındaki temel anlayış, okuyucuları konuyu biliyormuş gibi kabul etmesinden kaynaklanıyor. Böylece haberde detay bulmak neredeyse imkânsız hale geliyor. Haberde detaya ulaşabilmek için araştırmacı gazetecilik tekniklerini kullanmamız gerekiyor. Söz konusu bir savaş veya çatışma ise bu konuda okuyuculara tarihi ve geri plan bilgileri araştırılarak ve birçok kaynağı okuduktan sonra adil ve dengeli bir şekilde verilmelidir. Zaten toplum Ortadoğu'da patlayan bombalara, silah seslerine ve her gün gelen ölü istatistiklerine alışmış durumda. Sadece rakam vermek, insanların sorunun ne olduğunu anlamasına yardımcı olmayacağı gibi, bireylerin olaya karşı duyarsızlaşmasına katkı sağlayacağını söylemeliyiz.

Top mermisi sonrası ilgi arttı
Barış gazeteciliğinin en değer verdiği sorulardan olan "niçin" sorusu yukarıda bahsettiğim, sorunlara yardımcı olabilecek bir sorudur. Haberi genişletmek, detaylandırmak ve araştırmacı gazetecilik yapmak istediğinizde sorabileceğiniz “niçin” sorusu, sizi farklı noktalara götürebilir. Ama Kıbrıs Türk basını özellikle dünya haberlerinde ajanslara bağımlı bir anlayış içinde olduğu için "niçin" sorusu günlük haber telaşı içerisinde sorulmuyor. Haberler neredeyse olduğu gibi gazetelere aktarılıyor. Barış odaklı bir habercilik benimsenmiş olsa, bu kadar yakınında yaşanan bir savaşa karşı duyarsız kalmak mümkün değildi. Kıbrıs Türk basınının Suriye iç savaşına yönelik en büyük ilgisi; Türkiye'de Akçakale'ye düşen bir top mermisi sonrası oldu. 


Bahsetmiş olduğum barış odaklı habercilik; basının daha fazla sorumluluk alması ve savaşın görünmeyen yüzünü göstermesi ile mümkün. Suriye halkının yaşadığı dramı, korkuları ve acıları geçtiğimiz günlerde İngiltere'nin British Broadcasting Corporation (BBC) kanalı barış odaklı bir habercilikle ele aldı. Bir grup BBC muhabiri Suriye’nin sınırlarını dolaşarak, halka söz verdi. Halkın ve özellikle Suriyeli çocukların yaşadığı dramı, korkuyu ve psikolojik travmayı ekranlara yansıttı. Bu çalışma insan odaklı haberciliğe önemli bir örnekti. Görüntüleri izlerken, Türkiye ve Kıbrıs Türk medyasının hemen yanı başında olan bir savaşa neden bu gözle bakamadığını düşündüm. Cevabı ise yukarıda saydığım, habercilik anlayışında ortaya çıkıyor. Kıbrıs Türk ve Türkiye basınında devam eden protokol haberciliği anlayışı bu tür araştırma haberlerinin önüne geçiyor. Her iki basının da ilgisi ancak protokolden birisi Suriye'den bahsederse veya Akçakale örneğinde olduğu gibi, top mermisi Türkiye topraklarına isabet ederse bu tür çatışmalar haber olabiliyor. Diğer taraftan Suriye ile ilgili yapılan haberlerde, ölü sayısı, yıkılan binaların görüntüsü, silahlarla ilgili bilgiler ve açıklamalar yer alıyor. Yani savaşın görünen kısmı. Tüm bunlar da savaşın veya çatışmanın anlaşılmasına yardımcı olmuyor. Anlamadığımız bir konuda, çözüm üretmek de haliyle mümkün olmuyor. Yeni yılın sağlık ve barış dolu bir yıl olması dileğiyle.

korku(1).jpg

 

Suriye iç savaşını yaşayan kız çocuğunun korku gözlerine yansıdı.

korku1(1).jpg

Türkiye ile sınır komşusu olan Suriye’den kaçan aileler, Türkiye’nin farklı illerinde yaşamaya başladı. Şanlıurfa’da savaşın mağdurları olan çocukların bir görüntüsü.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.