1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Sayın Hasipoğlu, lütfen!...
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sayın Hasipoğlu, lütfen!...

A+A-

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne dair yapılan en yoğun eleştiri, poliklinik kapısında sabahın erken saatlerinde yaşanan yığılmalara dairdir. Sıra numarası alabilmek mücadelesinde kapı önünde yığılan insanlar orada birbirlerini ezerler. Poliklinik önü sabah manzaraları utanç vericidir… 
   Sağlık bakanlığının ve hastane yönetiminin herkese yetecek kadar kontenjan bulunduğunu öne sürmelerine bakmayınız. Çoğu kişinin numara bulamaması ve hastanedeki işini halledemeden oradan ayrılması bu iddianın geçersizliğini vurgular.
   Biz devlet olarak bu kadar beceriksiz miyiz ki, hiçbir uygar ülkenin devlet hastanesinde görülmeyecek türden yıllardır yankılar yaratan kronik rezilliği bir türlü çözemiyoruz?!. 
    *       *       *
   Ahmet Kâşif’in sağlık bakanlığı döneminde bu kapı önü yığılmasını hafifletecek bir uygulamaya geçilmesi, büyük memnuniyet yaratmıştı. Laboratuar bölümü için oluşturulan E sistem sayesinde tahlil ve tetkiklerini yaptıracak olan hastalar randevularını önceden telefonla alabiliyor ve kapı önü kalabalığına katılmadan randevu zamanında hastaneye gidip işlerini çözümleyebiliyorlardı. Bilgisayarın lokal on line sistemi içinde tahlil sonuçları danışma bölümüne aktarılıp hastalar bilgisayar çıkışlı sonuçlarını hızla alabiliyorlardı. Dahası, laboratuar için gelen hastalar randevu listesindeki isimlerinden kontrol edilerek, ön kapı yığılmalarına hiç karışmadan, güvenlik görevlileri tarafından servis kapısından içeri alınıyorlardı…
   Ama gelin görün ki, sistemsizliğin sisteme dönüştürüldüğü sağlık hizmetlerimizde bu uygulamanın ömrü uzun olmadı. Ahmet Kâşif’in övünç vesilesi olan ve ona halk nezdinde olumlu puan kazandıran o sistem, “birinin yaptığını yeni gelen bozar” misali, Kâşif’in bakanlıktan ayrılmasından kısa bir süre sonra bertaraf oldu. Hastane yığılmaları yeniden ana baba gününe dönüştü, insanlık dışı manzaralara tanık olunmaya başlandı.
   Neymiş efendim; bilgisayar sistemi arızalanmış!… Olabilir… Teknolojinin arızalanması olağandır… Ama olağan olmayan bu sorunun haftalardır çözümlenmemesi ve arızanın giderilmemesi. Bu skandal baştanbaşa E devlete geçeceğimize dair iddialı böbürlenmelerin yapıldığı bir döneme denk gelmektedir.
   Aman bu beceriksizliklerimizle sakın E devlete geçmeyelim. Yoksa sistemdeki bir arıza zaten iyi çalışmayan devlet mekanizmasını tamamen yerle bir edecektir!.. İşte bunun kanıtı, elektronik laboratuar randevu sisteminin çökertilmesi ve öylece bırakılması!.. 
    *       *       *
   Ve şimdi sözüm Sağlık Bakanı Ertuğrul Hasipoğlu’nadır: 
   Halkın acı yakınmalarına kulak verecek olursanız sayın bakan, bu laçkalığın faturası size çıkarılıyor. “Kâşif gitti, Hasipoğlu geldi ve böyle oldu” diyenler haksız mı? Başarıyla yürütülen ve hastaları rahatlatan bir sistemin hem çökmesine ve hem de orada atıl kalmasına bu kadar zamandır neden duyarsızlık gösteriyorsunuz? O çok ünlü otoriter tavrınızı bu sorunun bir an önce çözümlenmesi bağlamında neden göstermiyorsunuz?
   Tahlil ve tetkiklerini yaptırmak için laboratuara koşanlar arasında kronik hastalar, yaşlılar, sakatlar vardır. Hasta yatağından kalkıp düzenli olarak her hafta oraya gidenlerin sayısı az değildir. Gerçekten yardıma ve desteğe muhtaç olan bu kalabalık hasta grubunun randevusuz bir sistem içinde kapı önü kalabalıklarında perişan olmasına, onların daha bir hastalanıp ölüme yaklaşmalarına gönlünüz razı olabilir mi?
   Sayın Hasipoğlu; lütfen yoğun ve haklı yakınmalarla eleştirileri kulak arkası etmeyin. Başarıyla yürütülen bir sistemin bozulması sorumluluğunu kendinize yakıştırmayın. Lütfen Hasipolu, lütfen!.. Bu olaya acilen el koyunuz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.