1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Sayıştay görevini yapacak mı?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sayıştay görevini yapacak mı?

A+A-

Vakıf nedir?

Konu, elbette DAÜ’dür… DAÜ, bir vakıftır! Vakfın ne olduğunu bilmeyenler için, önce ilgili yasal mevzuattan bahsetmek lâzım.

“Kıbrıs"ta faaliyet gösteren tüm vakıflar, Ahkamül Evkaf ve Mülhak Vakıf Kuralları çerçevesinde, Kıbrıs Vakıflar İdaresi"nin yönetim ve denetimi altında olup, Vakıflar İdaresi, Kıbrıs"ta kurulmuş tüm vakıfları temsil eden Anayasal bir müessesedir. “ ( http://www.kktcbasbakanlik.org/baglibirlik.php?L=TR&B=10)

Bu metin, Başbakanlık internet sitesinden alındı…

Anayasa’nın 131.maddesi, ise şöyle:

“Madde 131/1: Vakıf Kuruluşu ve Temel Evkaf Kuralları (Ahkamül Evkaf), bu Anayasaca tanınır.”

 

Hangi esaslara göre yönetilir?

Aşağıda da kısaca Vakıflar Yasası diyeceğim yasa maddeleri var;

“ (Vakıflar ve Din İşleri Dairesi) Mütevelliliği bir kamu kuruluşuna (public body) veya herhangi bir makamı işgal edene verilmiş veya emanet edilmiş tüm vakıfları Herhangi bir sebepten dolayı hayır amaçlı niteliğini yitirmiş tüm vakıfları (temsil eder).

Buraya kadar anlaştık mı? Herhalde itiraz edecek olan yok! “Bütün vakıfları, Vakıflar Örgütü yönetir. Anayasa hükmündeki Ahkâmül Evkaf çerçevesinde. Bu kurallar dışında vakıf yönetilemez! İhtiyaç olursa Meclis ek yasalar yapabilir ama Ahkâmül Evkaf’ı aşamaz! Çünkü adı üstünde “Müslüman Evkafı”dır, dini yönleri de vardır. Hatta Vakıf, olduğu gibi, bir İslâmi kuruluştur.

Nitekim, Mütevelli olmak için;

“Mütevelli Müslüman olmalıdır. (Madde 29/3-e) Mütevelli, *Yönetim Kurulunun onayına bağlı olarak ve *Yönetim Kurulu (Vakıflar Yönetim Kurulu NB) vakıf malın amaçları yararına olacağı kanısında ise, vakıf mal üzerine binalar inşa edebilir veya vakfa ait arazilerde tarım yapabilir ve toprağı işleyebilir. (Madde: 36) Yönetim Kurulu, Evkaf siyasetinin oluşumunda esas vasıtadır ve, bu Yasa kurallarına bağlı kalınması koşuluyla; a) Yegâne mütevellisidir.” (Madde 49.) ( KAYNAK: VAKIFLARLA İLGİLİ İSLAM KUTSAL YASASI VE DİNSEL MÜSLÜMAN MALLARININ İDARESİ İLE İLGİLİ YASANIN DEĞİŞTİRİLMESİNİ VE KONSOLİDE EDİLMESİNİ ÖNGÖREN YASA Sayı 73/1991. KKTC Meclisi Arşivi…)

Yani bir vakfı yöneten mütevelli heyeti, vakfı, Vakıflar Yönetim Kurulu’nun onayı ile geliştirme hakkına sahiptir ama acaba, bir vakfın mülkünün tümü veya bir kısmı, ayrılıp; vakfın yönetiminin dışında bir kuruma devredilebilir mi? Hayır! Buyurun yukarıda adını andığımız Vakıflar Yasası’nın, ilgili maddeleri:

Vakıf mal devredilebilir mi?

“ Madde 22 : Vakıf yoluyla hapsetme ebediyen süreklilik arz eder. Ancak, bir vakfın süre bakımından sınırlı olduğu açıkça ifade edilmediği veya sınırlı olduğu gösterilmediği durumlarda, ebediyen kalıcı olarak yapılmış sayılır ve o şekilde etkili olur.

Madde 23: Vakfiyenin 9. madde uyarınca tescili üzerine, vakıf konusu mal bu Yasa kurallarına bağlı kalınması koşuluyla, ondan sonra, ne vakfeden ne de mütevelli tarafından ferağ veya devredilebilir ve ne de bunların varisleri vakıf malı miras yolu ile alabilirler.

Madde 24: Vakıf malın yasadışı olarak ferağ ve temlik edildiği durumlarda, vakfın amacıyla ilgili olan herhangi bir kişi, ferağı ve temliği iptal etmesi ve vakfa etkenlik sağlanması için Mahkemeye istida yapabilir.

Neymiş?

Peki buna rağmen biri gelir de devretmeye kalkarsa ne olurmuş? İlgili yasaya bakalım gene:

Madde 27/2 : Vakıf, bir kısmı İslam’da yasadışı veya yasak olan ve bundan böyle “yasadışı amaç” olarak anılan muhtelif amaçlar için yapıldığında, yasal olan amaçlar gerçekleştirilir ve yasadışı amaçlar için vakfedilen mal, vakfedene veya şahsi temsilcisine geri döner.

Yâni, bir vakıf, vakfedildiği amaç dışında kullanılamaz, o amacın dışına, çıkarılamaz!

 

Kuzey Kıbrıs Eğitim Vakfı ve DAÜ nasıl bir vakıf mıdır? Nasıl?

Peki bu DAÜ bir vakıf mı? İşte kuruluş yasası:

“1.Bu Yasa ile tüzel kişiliğe ve bu Yasa çerçevesi içinde özerkliğe sahip olmak üzere “Kuzey Kıbrıs Eğitim Vakfı” adı ile bir vakıf kurulur.2. Vakfın amacı; merkezi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde olmak üzere, Yükseköğretime yönelik faaliyette bulunacak Üniversite ve diğer Yükseköğretim kurumları açmak, bu kurumlara bağlı olarak araştırma ve uygulama birimleri oluşturmak ve Yasanın öngördüğü diğer amaçları gerçekleştirmektir.” (http://mevzuat.emu.edu.tr/1-Yasa-Kurulus-DAUYasasi.htm ) Peki evkafın genel kuralları nasıl dikkate alınmıyor?

Deniliyor ki: “Bu vakıf, özel bir yasayla kurulmuş, özel bir vakıftır. Vakıflar idaresinin yönetiminde değildir!” Gerçekten de DAÜ Kuruluş Yasası, madde 2 Tefsir bölümünde, şöyle bir ibare var: “Vakıf”, bu Yasa kapsamında ve Anayasanın 131’inci maddesi dışında kurulan tüzel kişiliğe sahip kuruluşu anlatır.”

Bir memlekette anayasaya bağlı olmayan özel alanlar da mı kurulabilir? Ne işe yarar anayasalar o zaman? Ve sonra, iki yasa birbiri ile çelişebilir mi? Çelişirse, anayasaya uyan mı uygulanır? Uymayan mı?

Anayasa’nın 131.maddesi:

“Madde 131/1: Vakıf Kuruluşu ve Temel Evkaf Kuralları (Ahkamül Evkaf), bu Anayasaca tanınır.”

Vakıflar Yasası’nın ilgili maddelerini de yukarıda okudunuz! Bir yasanın giriş bölümündeki tefsir kısmına, yüz tane terimin tanımı arasına iki satır sıkıştırılıp, “bu yasanın olduğu yerde anayasa geçmez” demekle, bu “vakfın” ahkâma göre değil, hükmi karakuşi yönetileceğinin, kılıfı hazırlanmış sanılıdı!

 

Anayasanın üstünde yasa:

İlgili yasanın, maddeleri arasına değil, tefsir bölümüne iki satır yazmakla; anayasayı aşılamaz! Anayasa’nın üstünde bir yasa yapılabilir mi? Yazmışlar zamanında, muhalefet de fark etmemiş! “Bu yasanın konu ettiği alanda, anayasa geçmez” diye yasa mı olur? Anayasanın vermediği bir yetkiyi, yasa ile verebilir misiniz? Anayasanın üstünde yasa, yasanın üstünde tüzük olabilir mi? Bakanlar Kurulu, anayasanın kendine vermediği bir yetkiyi kullanırsa, suç işler! Kaynağını anayasadan almayan yetki, kullanılamaz. Kendi toprağı üzerinde, kendi anayasasının geçmediği alanlar yaratan ve “devlet” olama iddiasındaki bir garabeti, dünya Hammurabi’den beri gördü mü?

 

Yetkiniz yoktur

Yetkiniz yoktur sayın arkadaşlar! Ne rektörün, ne VYK’nın ne de Bakanlar Kurulu’nun… Söyledikleriniz de imzanız da “yok” hükmündedir!

Yasa açık… Anayasa ortada… Vakıflar Yasası, “ilgisi olan” her KKTC yurttaşının, mahkemeye gidebileceğini söylüyor. Öğrenci, öğretim görevlisi, veli, çalışan, çevre esnaf… Sendikalar… Her biri… Herkes… Sayıştay onlardan önce duruma el koysa da hiç değilse o kurum saygın kalsa…

Yetkileri yoktur… Aslında onlar da biliyorlar… Pazartesiye…

 

Bu yorum benim değil:

Durum, bu kadar açıktır. Ama benim yorumumdan kuşku duyacaklar için, başka birinin yorumunu da buraya ekleyeceğim:

“Allah'a ve Ahiret gününe inanan, güzel ve temiz olan Hazreti Peygamberi tasdik eden, Sultan, Emir, Bakan, küçük veya büyük herhangi bir kimseye, bu vakfı değiştirmek, bozmak, nakletmek, eksiltmek, başka bir hale getirmek, iptal etmek, işlemez hale getirmek, ihmal etmek ve tebdil etmek helal olmaz.”

“Ne padişah, ne emir, ne bakan!” Yorumun sahibi mi? Kanunî Sultan Süleyman! Osmanlı padişahı, İslâm Halife’si… Kanun yapıcı… Kaynak? http://www.vgm.gov.tr Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi web sayfası, Vakıflar Genel Müdürlüğü…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.