1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Seçim Hükümeti
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Seçim Hükümeti

A+A-

Kaç gündür ne olacak diye bekliyorum… Öyle kaygan bir ortamdayız ki bugün ne yazsanız, yarına anlamsızlaşabiliyor! Bu yazı yazılırken,üç partinin, seçime kadar, üzerinde anlaşılabilecek bir başbakanın liderliğinde, teknokratlardan oluşmuş bir seçim hükümeti fikrine sıcak baktığı konuşuluyordu.

Türkiye’nin 1961 anayasasında bir düzenleme vardı. Başka ülkelerde de var mıdır? Araştırmadım ama sanırım Fransız tipi demokrasi anlayışında olanlarda da vardır. Seçim kararı alındıktan sonra, seçimle ilgili, taraf tutması seçim sonucunu etkileyebilecek bakanlıklarda oturan bakanlar istifa ederler! Yerlerine, aynı partiden de olabilir, başka partilerden veya dışarıdan da tarafsız tavır göstereceği muhalefetçe de kabul edilebilen, yeni bakanlar atanır! Ülkeyi seçime, “tarafsız” davranabileceğinden, muhalefetin de emin olduğu bakanlarla gidilir. 1961 Anayasası’na göre, Türkiye’de seçim kararı alındığı zaman, İçişleri, Adalet, Ulaştırma ve şu anda unuttuğum dördüncü bir bakan,(Maliye miydi?) istifa eder, yukarıda anlattığım prosedür uygulanırdı.

Anayasa değişikliği derken, biz de acaba bir de böyle bir değişikliği önermeye başlasak mı? Çünkü, yalnız siyasette değil, yönetimin her türlüsünde, yetki ile sorumluluk bir birine eşit olmazsa, yönetimin muşruiyeti tartışma kaldırır. Yukarıdaki örnekte, bakanlar yetkilerini kullanırlar ama sorumluluk başbakana aittir… Meşruiyetinin kaynağında, halktan aldığı oy oranı vardır. Hem hukuksal ve hem de siyasi sorumluluk, halktan aldığı o güvene dayanır. Siyasette cevabı olmayan sorulardan biridir, yetki/sorumluluk meselesi… İstikrar/güçlü temsiliyet meselesi gibi… Temsiliyeti ön plâna koyduğunuz zaman, istikrarlı hükümet kuramazsınız örneğin! İstikrarlı hükümet içinse, temsiliyetten taviz vermek, barajlar v.s. vasıtasıyla, küçük partileri parlamento dışında tutmak gerekir. Mecliste her görüş temsil edilemez ama hükümet istikrarlı olur! Bu bir tercih meselesidir. İngilizler, istikrara önem verdiklerinden, nerdeyse iki buçuk partili bir demokrasileri vardır. Temsiliyeti de Dar Bölge seçim sistemi ile sağladıklarını söylerler ama bazen, daha az oy alan partinin, daha çok milletvekili çıkarabilmesinin kusuruna da katlanırlar… Kıt’a Avrupası’nda ise temsiliyet her şeyin önünde tutulur, öldür Allah tek partili bir hükümet kurmak imkânı bulunmaz! Onlar da demokratik gelenekleri ile koalisyonlarda istikrar ararlar… İtalya gibi “örneksizler” ise çırpınır durur…

Bizde ortaya çıkan, seçim yasaklarının içinde hükümetin düşürüldüğü bir tablo, siyasette elli yılda bir karşınıza çıkabilecek, nadirattan bir durumdur. İlk başlarda CTP’nin “ne katılırım, ne de desteklerim” demesi, akla yakın bir tavır gibi duruyordu ama seçimden iki ay evvel başbakanı koltuğundan indirmek de hükümet partisine vurulacak, önemli bir darbe olarak değerlendirilmelidir. Bu bakımdan eğer üç muhalefet partisi anlaşırlar da bu işi becerirlerse, başka hiçbir şey yapmasalar bile, bu hamle, psikolojik olarak UBP örgütlerinin moralini bozar, seçmeni etkiler…

Son kararları görmeden, ne desek boş…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.