1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. Seçim öncesinde Türkiye izlenimleri
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Seçim öncesinde Türkiye izlenimleri

A+A-

Geçen haftanın üç gününü, özel nedenlerle İstanbul’da geçirdim. Daha önce de yazdım.

Benim alışkanlığımdır: Seyahatlerde, özellikle Türkiye’de, olabildiğince çok insanla konuşmayı, onlardan bilgi almayı çok severim. Şoförler, bu iş için biçilmiş kaftandır. Hele biraz da konuşkan olanlarına rastlarsanız!

Bu kez de öyle oldu. Başta Türkiye’nin değişik coğrafyalarından gelmiş, değişik kimlik ve aidiyeti olan 11 değişik şoför olmak üzere, çok sayıda insanla konuşma olanağı buldum.

Seçim Üzerine

Seçimler konusunda şunu peşinen yazayım: Heyecansız bir seçim dönemi yaşanıyor. Seçim olduğunu bilmeyen bir kimse, ülkede böyle bir şey olduğunu anlayamaz. Ben konuyu açmadan kimse bana seçimden söz etmedi.

Bir dost meclisinde, “yalnız adaylar heyecanlı” dedi bir arkadaş! “Kimsenin seçim heyecanı duyduğu yok!”

Bu arada, tersini söyleyenler de var ama AKP’nin, daha doğrusu Erdoğan’ın kazanacağına kesin gözü ile bakanlar büyük çoğunlukta!

“En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı” dolayısıyla, belirli semtlerde yollar kapandığından şoförler tepki içindeydi. İstisnasız herkes, çok ağır eleştiriler yapıyorlardı. Buna karşın konu AKP ve Erdoğan olunca hemen tutum değiştiriyorlardı.

Türkiye’de Kıbrıslı Türk Olmanın “Dayanılmaz Ağırlığı”

Bir dostum, “eskiden Türkiye’ye gittiğimde havalarda uçuyor gibiydim, Kıbrıslı olduğumu her vesile ile duyurmaya çalışırdım, çünkü Kıbrıslı Türk olmak bir ayrıcalıktı, hemen çevrenizde bir sevgi yumağı oluşurdu” demişti. “Ama şimdi Türkiye’de Kıbrıslı olduğumu söylemekten çekiniyorum. Çünkü hemen herkes ‘bizi niye sevmiyorsunuz, Türk askerini niçin istemiyorsunuz’ diye soruyor.”

Gerçekten de Türkiye’de Kıbrıslı Türk olmanın, artık “dayanılmaz bir ağırlığı var.”

Sovyetlerin çökmesinden önce Moskova’ya yaptığım bir gezide, rehberliğimi yapan bir Özbek, Türkiye Türkleri’ni, Ortaasya’dan göç ettikten sonra geriye bakmamakla suçluyor ve neredeyse benden bunun hesabını soruyordu.

Şimdi de hemen her Kıbrıslı Türk’ten hesap soruyor Türk halkı!   
Ve işin acı yanı, Kıbrıs artık herkesin sahiplendiği bir ulusal sorun olmaktan hızla çıkıyor.

Gerçi her şeye karşın, Kıbrıslı Türkleri anlayan, takdir eden ve haklılıklarına inananlar az değil! Ama bu gibiler, gelişim sürecinde etkisizleşiyorlar.

Tabii bir gerçek var: Aradan geçen bunca yıla karşın, Kıbrıs’ı bilmeyen o kadar insan var ki! Yalnız sokaktaki insanlarda değil, aydınlarda, daha garibi akademisyenlerde bile var.

İnanılması zor ama gerçek!

2011 Kıbrıs Yılı Ama…

Biliyorsunuz 2011 yılı tantana ile “Kıbrıs Yılı” olarak ilan edilmişti.

İstanbul’un sağında solunda “bu yıl Kıbrıs’tayız” benzeri sloganlar asılmış ama o kadar… Halka inen bir kampanya yok! Olsa bile görülmüyor, hissedilmiyor. Bundan haberi olanlar az!

Sonuçta bu kampanyanın da güme gitmesi, “0+0= elde sıfır” gibi bir sonuçla karşılaşmak olası!

Oysa bunun çok ötesinde bilgilendirme kampanyalarına gereksinim olduğunu düşünüyorum.

Hep dünyada tanınmaktan, kendimizi tanıtmaktan söz eder, dururuz.

Oysa biz kendimizi en yakınımıza, Türkiye’ye, Türk halkına bile tanıtamamışız. Tanıtamamışız diyorum, çünkü bu bizim sorunumuz.

İnsanların yaşam kavgası içinde kendiliklerinden bizi tanımalarını bekleyemeyiz.

Tabii bu arada sanatla, edebiyatla, kültürle yapılacak tanıtmanın en etkili olacağını biliyoruz ama bunca yıldır KKTC’den Türkiye’ye gümrüğe takılmadan kitap gitmesi konusu bile çözümlenemedi.

Yine de yapılacak çok şey olduğunu düşünüyorum.

Hem de vakit yitirmeden!
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.