1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Seçmen CTP-BG'yi iktidarda istedi (UBP ile DP-UG çoktan anlaştı mı yoksa
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Seçmen CTP-BG'yi iktidarda istedi (UBP ile DP-UG çoktan anlaştı mı yoksa

A+A-

Öyle ya da böyle, CTP-BG’nin bu süreçte iktidarda bulunması gereklidir. Bu hem toplum için, hem de CTP-BG’nin geleceği için önemlidir.

CTP-BG’nin topluma verdiği sözler açısından da, Kıbrıs sorununun taşınması gereken nokta açısından da, seçmenin sandıkta söylediği açısından da, bunu yapmaya mecburdur.

***

DP ile ipler koptu.

DP-UG Parti Meclisi, Serdar Denktaş’a TDP ve UBP ile koalisyon çalışması için tam yetki verdi. Bu karar, aslında DP-UG’nin “kilit parti” olduğu söylemini, başka bir biçimde tekrarlamak dışında hiçbir şey değildir. Hem de bu acil ve manidar karar, sadece kendi tabanlarına ve CTP-BG’ye değil elbette. Aynı zamanda UBP’ye ve TDP’yedir.

CTP-BG bu süreçten görevi devrederek çıkarsa, biz geleceğiz hazırlanın diyor kendileri.

Mesaj oldukça sağlam ve kuvvetli!

Mesaja dikkatle bakacak olsak, iki şey geliyor aklımıza

  1. Hatırlayacaksınız: Seçimin hemen sonrasında; koalisyon çalışmalarından hemen önce, DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş, partilere ziyaretlerde bulunmuştu. Gerçekleşen görüşmelerde, belki de, bizlere aktarılandan fazlası mevcuttu. Aslında sağın bir araya gelerek bir koalisyon oluşturulması çalışmasında yol kat edilmişti. Saray’ın da DP ile (Serdar Denktaş, Sayın Eroğlu için ne demişti: “Bükemediğin eli öpeceksin!”),UBP’den ayrılarak DPye eklenmiş UG ile, UBP içerisindeki bazı milletvekilleri ve UBP tabanı ile yakın ilişkisi düşünülecek olursa, CTP-BG’ye teamül gereği verilen görevin iade edilmesi için demek ki bir ön çalışma hazırdı.

 

  1. Aslında sütten ağzı yanıp yoğurdu üfleyerek yemekte olanın DP-UG olmadığı, tam tersine CTP-BG olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü prensiplerinden ödün vererek, tabandan kuvvetlendirilmemiş bir çalışmanın içine girmektense, önümüzdeki bol seçimli sürece hükümette bulunmadan girmeyi bile göze almış görünüyor. Belki de, bu noktada ilk defa bunun bir oyun olduğunu ve TC’nin hükümetinin CTP-BG ile UBP arasında koalisyon kurulmasını istediği için oyunun böyle oynanmakta olduğunu söyleyenlere itiraz edilebilir. Sormak lazım: O halde, neden oyunu DP-UG bozdu? Yoksa bunu şöyle açıklayanlar da çıkabilir mi?

 

CTP-BG ile DP-UG anlaşmış, TC madem öyle istiyor, haydi bu sorumluluğu siz üstlenin de tabanımız bize küsmesin demiş olabilir.(Saçma elbette…)

***

Peki şimdi ne olacak?

CTP-BG PM’nin yeniden toplanacağı Pazartesi akşamına kadar geçecek 4 gün için seçenekler var. Bir de Pazartesi’nden, Yorgancıoğlu’na verilen görev süresinin dolması için Cuma’ya kadar geçecek 3 buçuk gün var.

İlk 4 günde CTP-BG’yi zorlu bir maraton bekliyor. Bu maraton özetle şunlara gebe:

DP-UG ile uzlaşım yolu var mıdır?

UBP ile bir koalisyon kurmanın getirileri ve götürüleri neler olabilir? Taban, toplum (hem bölgesel, hem de genel olarak) ve toplumun etkili kesimleri olan sivil toplum örgütleri bu birlikteliğe nasıl bakıyor?

Azınlık hükümeti olarak iktidarda olma ihtimali ne kadardır?

UBP ve DP-UG içerisindeki karmaşık ortam, meclis aritmetiğindeki “toplamanın dağılma özelliği”nin de etkisi ile bir sonuca varabilir mi?!!!

Gelin bir de son 3 buçuk güne bakalım:

Bölgelerden çıkacak olan sonuçlar harmanlanacak. Bu harmanlanma sonrasında, ya DP-UG ile bir kez daha görüşülme girişiminde bulunulabilecek. Olmazsa ve bölgelerden de olabileceği sinyali çıkarsa, UBP ile görüşülme girişiminde bulunulacak.

Yalnız! Müstakbel UBP Başkanı Özgürgün’ün bahisleri yükselttiği ve “dün dündür bugün ise bugündür” dediği gerçeği kesinlikle göz ardı edilemez.

***

Olmazsa CTP görevi devredecek.

Bu ne kazandırır ve ne kaybettirir bakalım dilerseniz. Önce toplumun ne kazanıp kaybedeceğine bakalım hatta:

Halk ezilecek!

Daha dün iktidarda olanların, daha güçlü ve güvenoyu alarak tazelenmiş bir şekilde koltuklarına yerleşerek, bildikleri düzenle Kıbrıs’ın kuzeyini yönetmelerine ortam yaratılmış olacak.

Birbirlerini yemeye hazırlanan, başkanlıklar konusunda bile anlaşamazken bakanlıkları paylaşmaya çalışan ve hatta daha şimdiden verilmiş üçlü kararname sözleri sayesinde bilinen yöntemler ile siyaseti “…(Buraya dilediğiniz bilindik isimler de eklenebilir) Baba’nın Çiftliği” mantığı ile yönetmeye devam edecekler.

Toplum her zamanki gibi kaybederken, belli zümreler kazanmaya devam edecek.

Bu sonuç takdir edersiniz ki yerel yönetimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinde de etkili olacak. Hem de bu etki, Kıbrıslı Türklerin yaşamlarında bir dönüm noktası olacak. Demografik yapıdan, ekonomiye, eğitimden kültüre kadar her alandaki dejenerasyona bir yenisi daha eklenerek Kıbrıs sorunu daha büyük bir çıkmaza girecek.

Bu arada Derviş Eroğlu’nun da eli kuvvetlenerek 2015’teki yerini garantilemeye hazırlanacak.

Geçtiğimiz 2009-2013 aralığındaki Derviş Eroğlu ve İrsen Küçük kabinelerinde bulunan bir çok isim, aynı mentalite ile koltuklarında, görevlerinin başında olacaklar. Bilindik yöntemler ile süreci devam ettirecekler. Mesela yine sahiller peşkeş çekilecek, yine yurttaşlıklar sorgusuz dağıtılacak, yine bir çok yasa kadük olmak için sıraya girecek ve bakanlar yine açılışlarda, yemeklerde, kumarhane eğlencelerinde mecliste görüldüklerinden daha çok görünecekler.

Peki CTP nasıl etkilenecek:

Ana muhalefette kalmakla, ilk anda prensipli ve oyuna gelmemiş onurlu bir duruş sergilemiş gibi görünecek. Fakat devamında kuvvetli bir ana muhalefet olmasına karşın, iktidarı zaman zaman engelleyemediği noktalarda, toplumun uğradığı zararları engelleyemedikçe, halkın tepkilerine maruz kalacak. Seçmen, 1. Parti olarak sandıktan çıkarılmış bir partinin muhalefette kalmasını eleştirerek, yaşanmakta olanların 2009’da “görevden korkarak kaçan CTP bugün de korkmuştur” şeklinden bir yorum yapmasına yol açacak.

Görülüyor ki körü körüne muhalefet olmaz!

Öte yandan yerel seçim sürecine iktidarda değil muhalefette girecek olan CTP’nin yereldeki sıkıntılı durumunu tahmin etmek için çok zorlanılmaması gerektiği açıktır.

Aynı tahmini Cumhurbaşkanlığı için de yapacak olursak, 1990’lara dönmüş ve komple UBP zihniyetinden veya DP-UG zihniyetinden (ki çok büyük bir farklılık yoktur) oluşan bir düzene halkı da kendisini de, tabanını da teslim etmiş olacak.

Hal böyle olunca CTP-BG Başkanı Yorgancıoğlu’nun ve partideki bazı güç odaklarının dengelerinin de değişme ihtimali olabilir. Ve hatta partideki güç odaklarının dağılımı ve denge değişimi halinde, parti daha uzun süreli bir denge bulma yolculuğuna ihtiyaç duyabilecek.

Ki, bu durum ne yazık ki CTP-BG’nin birçok prensibine de, bütünlüğüne de zarar verebilir.

***

Öyle ya da böyle, CTP-BG’nin bu süreçte koalisyonda bulunması gereklidir. Bu hem toplum için, hem de CTP-BG’nin geleceği için önemlidir.

CTP-BG’nin topluma verdiği sözler açısından da, Kıbrıs sorununun taşınması gereken nokta açısından da, seçmenin sandıkta söylediği açısından da, bunu yapmaya mecburdur.

Yine de önümüzde 4 gün var.

İyi seyirler!

Kolaylıklar!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.