1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Self determinasyon hakkımızı neden unutuyorsunuz?
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Self determinasyon hakkımızı neden unutuyorsunuz?

A+A-

“Özeleştirinin”  bir diğer anlamı da  Kıbrıs siyasi sorununda görüldüğünce “kendimizi suçlamak”  olmalıdır.  Nitekim bu  “suçlamalarda”  kantarın topuzu kaydı mıydı  çok olağan kaçınılmazlıkta  “Türk haksız Rum haklı”  konuma geçmektedirler. 

Müzakereler bunun yansımasıdır.  “Rahmetlik lider Denktaş’a yıllarca  “çözüm istemiyor”  suçlaması yapıldı,   yetmediği yerde  “Mr. No”  dendi!  Dolayısıyle Makarios’tan Kleridis’e,  Kiprianu’dan Vasilu’ya kadar Denktaş’la müzakere masasına oturan tüm Rum liderler siyasi tutumlarında otomatik olarak sütten çıkmış kaşık gibi ak pak konumlarda mülâhaza edildiler! 

Eroğlu da müzakerelere başlarken  “bu Cumhurbaşkanı’ndan ne köy olur ne kasaba”  denilerek peşin hükümle  “görüşmeler” şahsında  “başarısızlığa mahkûm edildi,”  Hristofyas’lı Rum bir defa daha  dolayısıyle haklı konuma geçti!

KENDİMİZİ SUÇLAMAYA DEVAM EDİYORUZ:  Geçtiğimiz Gün Cenk Mutluyakalı  “Köşesinde”  şöyle diyordu:                                              “…Neler neler hayal ederiz. Ama gerçekleşecek olanlar vardır bir,  bir de anca rüyada kalanlar.  “KKTC tanınsın.”   E hadi tanınsın!  “iki ayrı devlet olsun.”  E hadi olsun!  Daha başka?  İsterseniz göl kenarında içinde sincaplar koşan,  pembe pancurlu  ve yeşil kiremitli bir de evimiz olsun!...”

Oysa ben refikim Mutluyakalı’nın tam aksine  “hayal” olarak nitelendirdiği ve de ironiye sardığı bu söylediklerine  “neden olmasın”  diyorum! 

Fakat şimdilik bunu geçiyorum. Ve Mutlayakalı’nın bu değerlendirmesinin hemen ardından  Tufan Erhürman’nın BM’ler GK’sine dayandırdığı çözüme ilişkin bazı görüşlerine de yer vermesine değiniyorum..   Mutluyakalı’nın sütununa aktardığınca   Erhürman  “Kıbrıs Cumhuriyeti dışında   her hangi bir devletin tanınmasının mümkün olmadığını, bu durumda  kabul edilebilir çözüm parametresinin ancak iki toplumlu ve iki bölgeli  Federasyon olabileceğini” söylüyor. 

DOLAYISIYLE:  Bu iddia karşısında ilk aklımıza gelen şunlar oluyor:

BİR: Kıbrıs Türk halkının bu adada self determinasyon hakkı yok mudur?  Hem  “ayrılma”  hem de “birleşme”  iradesinde.  Nitekim  Kıbrıs Türk halkı 1963’de Kıbrıs Cumhuriyeti’inden kendi siyasi iradesiyle  ve de ayrılma hakkını kullanarak  “ayrılmış”  değil midir?

İKİ: 1974’de Türk halkı Rum’la varılan mutabakat sonucunda kendi siyasi tercihini kullanarak Güney’den Kuzey’e göç etmemiş midir?  

ÜÇ: 1983’de   Meclis’indeki siyasi iradesiyle  KKTC’nin kuruluşunu oy birliği  ile kabul etmemiş midir? 

DÖRT:  Kıbrıs Türk halkı 2004 referandumunda  yüzde altmış beşlik   “evet”  oyu ile  Annan planını onaylamamış mıdır?  

Pekala  tüm bunlar Kıbrıs Türk halkının  “siyasi iradesi ile kendi kaderini tayini”  oluyor da  uluslar arası propagandalarla ve türlü çeşitli nedenlerle nasılsa   etkin hale gelen Rum yanlılarının,  artık dünyada ilaç için arasınız bulamayacağınız  “Federal sistemelere”  nazire  dayattıkları  “Federalizmi”  reddetmek,  bunun yerine Devleti ikame etmek mi mümkün olmuyor? 

KALDI Kİ:  Özellikle Sn.  Talat’ı sona sakladım.  Çünkü sadece Annan  planına değil,  bu adada tek devlet,  tek yurttaşlık, tek vatan,  Kıbrıslılık gibi bir  “görüşü”  siyasi felsefe haline getirip Hristofyas’ın önüne seren Talat sonunda ne dediydi?  “Çözümü istemeyen,  sürekli zorluklar çıkaran Hristofyas’tır…”

Eee insaf! Yani Türk halkının alnında Allah tarafından yazılmış,   “bu adada ne olursanız olunuz Rum’un emrinde ve siyasi iradesi ile egemenliğinde yaşayacaksınız”  değişmezliğinde bir yazgısı mı vardır?

SONRA:  Neden her zaman Türk haksız neden her zaman Rum haklı olsun?   1974’lerden beridir söyleye yaza fıcırığı çıkarıldı.  Artık sorun  (tabi ki Mutluyakalı’yı tenzih ederek yazıyorum)   neredeyse “Türkiye dışarı Rum içeri”  oluverdi!  Bir daha  “insaf”  diyoruz!

****

NEDEN İSTİFA MAKANİZMASI ÇALIŞMIYOR

Artık arkadaşlar arasında  “neden istifa mekanizmasının çalışmadığını”  konuşuyoruz. 

Ki bir başlasa  tepeden tırnağa memleketin yarısının istifa etmesi gerekecekti!  Oysa bırakın lafını,  zannedersem düşüncesinin fiskesi  bile yoktur!

Bir süredir  gailesi bana düştü  “neden”  diyerek düşünüyorum ve buluyorum:   “Çünkü artık kimselerin kimselere  “istifa et”  diyecek yüzü ile  meşrebi kalmadı.  Mesela  “biri karşısındakine  “istifa et”  dese,  alacağı cevap şudur:  “Sen neden istifa etmiyorsun?”             Fecaat ise şuradadır:  Ne  “istifa et” diyenin ne de  “sen neden istifa etmiyorsun”  diyenin artık  birbirlerini suçlayacak tek tarafları kalmadı! 

Bu millet hiçbir konuda bu kadar birlik ve beraberlik içinde olmadıydı!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.