1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Şenlikli günler
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Şenlikli günler

A+A-

Osmanlı hanedanı mensubu Abdülhamit Osmanoğlu, siyasete ilgi duyduğunu, “yüksek bir makam”dan öneri gelirse, milletvekili adayı olabileceğini açıkladı! Hanedanın sırasını incelemeye vaktim yok doğrusu ama Osmanlı düzeni devam etmiş olsa, adam padişah da olabilirdi!

Bizim ezberimizde yok ama birkaç örnek bilirim… Örneğin Bulgaristan’ın eski kralı, seçime girip, başbakan bile olmuştu, hatırlayacaksınız… Ne Bulgaristan’a krallık rejimi geri geldi, ne de adam oraya kazık kaktı! Bir süre sonra seçimi kaybetti, çekti gitti… İspanya da ilginç bir örnektir… Tersten… Önce krallığı kaldıran cumhuriyetçilerle kralcılar, 1 milyon kişinin öldüğü bir iç savaş yaşadılar! Faşistler’in başını çektiği kralcılar, komünistlerin başını çektiği cumhuriyetçileri yendiler. Krallık geri geldi… Ama Franko ölünce, demokrasiyi beğenmeyen faşistlerin darbe girişimini, bizzat Kral Carlos engelleyip, demokrasiyi savundu… Krallığı, fiilen devam ediyor… Yunanistan da ilginç bir ülkedir bu konuda… Damatları olan İspanya Kralı Carlos’tan demokrasi konusunda hiç feyiz aldıkları söylenemez ama onlar da kâh gelir, kâh giderler… Fransa’da da halâ Kralcı parti var! Seçimlere girip, marjinal oylar aldıklarını bilirim ama en son hangi seçime katıldıkları aklımda değil…

Osmanoğlu’nun politikaya “ilgi” duyması ile bu örneklerin, birbirilerine uydukları söylenemez. Ezberi bozmak için kısaca değindim. Osmanoğlu’na gelince, dünyanın sayılı birkaç imparatorluğundan birini kurup, altı yüz yıl yöneten bir ailenin mensubunun, siyasete “ilgi” duyduğunu söylemek bile absürd aslında… Adam, “Siyaset”in ta kendisi… Hoş bir süre önce vefat eden, hanedan lideri Orhan Osmanoğlu’na, yıllar önce “Tahta geri dönmek ister misiniz?” diye sorulduğunda, yıllarca sürgünde yaşayıp, Türkçe’yi saraylı ağzı ile aile içinden başka bir yerde konuşmadığı için, duygularını politik bir dille anlatmak kıvraklığını yitirmiş olan Şehzade, “ Si…..m efendim, tahtınızı da tacınızı da…” şeklinde son derecede veciz bir ifade ile görüşlerini ortaya koymuştu! Henüz yasaklı idiler… Türkiye’ye giremiyorlardı…

Yıllar önce, Murat Bardakçı’dan okumuştum. Hanedanın kadın üyelerinden biri, otobüsle seyahat ediyormuş! Yanına oturan bir hanım, sohbete kapı açmak üzere,sultan hanıma sormuş: “Memleketiniz neresi?”… O da doğal olarak “İstanbul…” deyivermiş! Muhatabı, “İstanbul’lu mu var? Her birimiz bir yerden geliyoruz buraya! Esas memleket neresi?” diye üsteleyince, sultan hanımın saray terbiyesi, “ Bu şehri, dedem fethetti… Bizim ailenin mülküdür… Esas memleketim de burasıdır… Zaten benimdir…” demesine izin vermemiş! Deseydi de muhatabı kadını deli sanırdı, zahir… Belediye otobüsünde seyahat eden, sultan mı olur? Olursa ona kim inanır?

Demem o ki köprülerin altından, yeterince su aktı… Bu insanlara vatandaşlık hakkını vermişseniz, (ki zaten “vermemek” kendini inkâr olurdu) siyasi hakları da vardır. Demokrasi çerçevesinde… Dünyanın başka ülkelerinde de eski hanedan mensuplarının siyasette yer aldığı görülmüş ve ne dünya batmış ne rejim çökmüştür.

Istanbul Eminönü’den aday koyarsınız, adam seçilir gelir Ankara’ya… Kurtuluş Savaşı başlarında “Aman hanedandan biri de gelsin” diye çırpınılmış, Ömer Faruk Efendi beğenilmeyip geri gönderilmişti ya? Yüz yıl gecikme ile işte adam talip! Partisi kaybedince, döner gider… Kimse “padişahlığa geri dönelim” fikrinin peşine düşmez, merak etmeyin! Millet de tarihi ile yüzleşir, Osmanlı’ya sövelim mi övelim mi diye toplumsal şizofreni yaşamaktan, kurtulur…

Şenlikli günler yaşıyoruz… Bütün ezber, bozuluyor...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.