1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Sevimsiz bakan
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sevimsiz bakan

A+A-

Bir ülkedebir bakan ne yapsa kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa 
makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet: 

-          Öyle bir şeyyapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti:

-          Pazar günü saat 10.00’da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim. Pazar sabahı saat 10'da tüm basın mensupları oradatoplandılar. 

Bakan geldive elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu :

-          Bakan Yüzme Bilmiyor

***

Hoppala!

Şimdi bu fıkra kime/neye işaret ediyor?

İster kime/neye diye düşünün, isterseniz de kimlere/nelere… İşin tek bir gerçeği var:

Bu memlekette iç barışa esas kim zarar vermişse bir numaralı vatanperver; kim halkları kardeş ilan edip, insan haklarına, yurtseverliğe vurgu yaptıysa da vatan haini, yurt düşmanı ilan edilmiştir.

Bu durum en başta Türkiye-Kıbrıs, Türkiyeli-Kıbrıslı ilişkilerinde kendisini göstermiştir. Hiç kimse aslını astarını soruşturmamış, gösterge olarak bayrağa sarılarak kendisini meydana atanların peşinden sorgusuz sualsiz gitmiştir. Oysa yıllarca istenmeyen bir sorunun Kıbrıs’ta devamına sebep olan olaylarda olsun, savaş yıllarında olsun, ailesinden, sağlığından, eğitiminden vazgeçerek gecesini gündüze katanlar, gündüz okulda, gece neye hizmet ettiğini çok da sorgulamadan cephede olanlar vatan haini ilan edildiklerinden beri hiç yaranamadılar ne Kıbrıslı Türklere, ne de demografik yapısı değiştirilerek kurgulanmış KKTC halkına.Ne zaman ağızlarını açsa bu kişiler ya rozetine bakıldı, ya da hangi kahvehaneden kahvesini içtiğine…

Onlar her ağzını açtığında siz vatan hainisiniz dediler!

Onlar her ağızlarını açtığında KKTC’yi istemedeniz dediler!

Onlar her ağzını açtığında gâvurcusunuz dediler!

Onlar her ağzını açtığında,bizi satacaksınız dediler!

Onlar her ağzını açtığında “Anavatan”ı istemiyorsunuz dediler! Memleketi satacaksınız, gelecek nesillerimizi dürütmeyeceksiniz, devletin kurumlarını batıracaksınız …dediler. Siz Rum’a teslim olmak, kanla alınmış topraklarımızı vermek istiyorsunuz dediler. Konuştukça, düşündükçe, yürüdükçe suçlu bulundular.

Bayrağı ellerinden düşürmeyenler, daha çok KKTC’li olanlar ile daha az KKTC’li olanları parselledi. Bu daha çok Türklük veya Müslümanlık ile de eş tutularak geri kalmış faşist bir anlayışın devamını sağladı.

Daha geçtiğimiz seçim döneminde bayraklara sığınanların konvoylar ya da meydanlardaki mitinglerden sonra yerlerde ezilen ne çok bayrak gördük bizzat.

2003’te kapılar açıldığında Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ilk koşanların, Cumhuriyet’teki haklarını ele geçirmeyen çalışan nice KKTC aşığı gördük!

Yıllardır parsel parsel, kurum kurum memleketin satılışına tanık oldum. KİT’lerden havayollarına, havalimanımızdan güvenlik kurumlarımıza, ekonomimizin başından sanayimize kadar memleketi sattıklarını gördük.

Devletin kurumlarının batışını fırsat bilerek yer, mekân, para sahibi olanları gördüm. Gelecek nesillerimizi umursamaksızın har vurup harman savuranlar, eğitim sistemini çürüterek eğitimsiz bireyler yetişmesine göz yumanlar, düşünmeyen üretmeyen genç beyinler yaratılmasına ortak olanlar gördük.

Bunları eleştirdiği için memlekette durdurulmayanlar, taciz, tehdit edilenler gördüm. Yaşadım!

***

Bütün bu gördüklerimin yanında başka şeyler de gördük yalnız:

Vatan haini olarak bilinenlerin 63’te, 74’te mevzilerdeelinde silah askerlik yaptığını gördüm. Öleceği güne kadar, Kıbrıs sorununun bir aldatmacadan, bir oyundan ibaret olduğunu anlatmaya çalışıp yurtta barışı, adada barışı, dünyada barışı savunduğunu, Türkiyeli Kıbrıslı, Rum Türk, Ermeni, Kürt ayrımı yapmaksızın halkların kardeşliğini anlatmaktan dilinde tüy bitenleri gördük.

KKTC’yi kimin daha çok istediğini ilan ederek seçim kazananlardan daha çok KKTC Cumhuriyet Meclisi’ndeki görevine devam edenleri, seçildiği göreve sadık olanları gördüm. Oturduğu koltuklardan KKTC’nin sunduğu nimetler ile ihya olanların yanında, imkânları halk yararına kullanarak cebindeki 5 kuruşu da harcayanları gördük!

Gavurcu sayılan nicelerinin, Kıbrıslı Türklerin içinde bulunduğu zorlukları, tanınmamışlığın etkilerini ve uluslararası camiadaki kimliksizliği ispatlamak için Kıbrıs Cumhuriyeti’nin değil, düşmanı ilan edildiği Anavatan’ın pasaportu ile seyahat ederek ambargoları, Kıbrıs sorununu ve KKTC’nin yaşadığı sorunları protesto edenleri gördük.

Onlar her ağzını açtığında “Anavatan”ı istemiyorsunuz dediler! Memleketi satacaksınız, gelecek nesillerimizi dürütmeyeceksiniz, devletin kurumlarını batıracaksınız… dediler.KTHY’nın batışını, Sanayi Holding’i, Saray Otel,  Eti ve daha nicelerinin batırılışını izledik! ***

Bakan suyun üzerinde yürüse de koşsa da, ağzı ile kuş da tutsa kendini beğendiremedi.

Şimdi kendini beğendirmesine gerek kalmadı. Onu beğenmeyenlerin eli kolu bağlandı, dilleri nutukları kesildi.

Bu durum Kıbrıslı Türk’ün çıkarına olacaksa, ne mutlu…

Olmayacaksa bu saatten sonra mücadeleye değermideğmez mi varın siz karar verin?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.