1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Sezaryen ve Jül Sezar...
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sezaryen ve Jül Sezar...

A+A-

   TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tetiklenen ve bizim ülkemizde de ilgiyle izlenen kürtaj ve sezaryen tartışmalarının kısa sürede durulmayacağı anlaşılıyor. Muhalefet ve kadın hakları örgütleri ayakta... Muhalefete ve tepkilere karşın AKP iktidarı bu konuda kararlı… Hükümet, kürtajı ve sezaryeni yasaklayan yasa çıkarmaya hazırlanıyor. Başbakan Erdoğan tarafından sık sık seslendirilen nüfus politikası göz önünde bulundurulduğunda olayın kuşkusuz ki siyasal boyutu vardır. Kürtajın nüfus kıyımı, sezaryenin ise cerrahi doğum kontrolü olduğu savunuluyor. Sezaryende en fazla iki cerrahi müdahaleden sonra risk oluşuyor ve kadının üreme organları bir daha çocuk doğuramayacak şekilde dikiliyor. Erdoğan’ın seslendirdiği nüfus politikasında ise her aile en az üç çocuk yapmaya teşvik edilmekte. Kürtaj ve sezaryen serbest oldukça bu teşviklerin havada kalacağı kesindir.

Türkiye’de medyanın bu tartışmalara kilitlendiği görülüyor. Kimi yayın organında kürtaja ve sezaryene karşı kamuoyu oluşturma adına absürde kaçan iddialar da öne sürülmekte. Örneğin sezaryenle doğan çocukların fiziken ve ruhen sakatlanacağına ve topluma yük olacağına ilişkin iddiaya ne buyrulur? Bu iddia üzerine benim aklıma hemen tarihin tanık olduğu en büyük ve en zeki devlet adamlarından Jül Sezar’ın da sezaryen yöntemiyle doğduğu geldi. Sezar’ın ruhen de, fiziken de olağanüstü bir insan olduğunda tüm tarihçiler birleşiyor. Kaldı ki Sezar’ın kısa yaşamı boyunca kazandığı mucizevi başarılar da, onun bu olağanüstü kişiliğini vurgulamaktadır.

   Milattan önce 100 - 44 yılları arasında yaşayan ünlü Roma imparatoru Jül Sezar’ın soylu annesi normal doğum yapamaz. Sezar, bu kadının karnı yarılarak çıkarılır. Bundan dolayı Sezar’ın lâkabı “karından çıkartılan”dır. Sezar’ın günümüzdeki “sezaryen yöntemi”nin de isim babası olması bu yüzden.  

   Sezar’ın sezaryen yöntemiyle doğmasına karşın ruhen ve fiziken sakat olmadığının muhteşem kanıtı olan yaşam öyküsü çok ilginçtir. Bu öykü romanlara, sahne oyunlarına, filmlere konu olmakta. William Shakespeare’ın “Jül Sezar” adlı oyunu efsanevi üne sahip. Soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldikten sonra lüks içinde sefih bir yaşam sürdüren Sezar, 30’larında olgunlaşır ve Roma’nın seçkinleri arasındaki yerini alır. Senatoda politik dehasıyla dikkati çeker. Güçlü çevresine kendini konsül devlet başkanı seçtirir. Galya valiliğini de üzerine alır. Giriştiği savaşlarla ülkesinin sınırlarını genişletir, hazinesini zenginleştirir. Diktatörlüğünü ilan etme hırsındadır. Romalı General Pompeos’un ordusunu yenerek imparatorluğu avuçları içine alır. Pompeos Mısır Kralı Potelemos’a sığınır. Sezar bu sığınmayı gerekçe sayıp Mısır’ın üzerine yürür.  Potelemos, Pompeos’un kafasını keserek Sezar’a gönderse de ona yaranamaz. Potelomos’un kızkardeşi Kleopatra’ya sevdalanan Sezar, Mısır’ın başına kraliçe olarak aşığını getirir ve Potelomos’u safdışı bırakır. 

   Mısır’dan sonra Anadolu’ya geçer. Pontus Rum krallığını Roma İmparatorluğu’na katar. Roma’ya dönünce kendini yaşam boyu diktatör seçtirmesi kimi soylu cumhuriyetçinin hoşuna gitmez. Hakkında suikast planları yapılır. Suikastçılar arasında evlâtlığı Brütüs de vardır. Milattan önce 15 Mart 44’te suikast planı uygulamaya konur. Senatoya geldiğinde çevresini saran muhalifleri harmanilerinin altında sakladıkları hançerlerini çıkararak üzerine çullanırlar. Katilleri arasında evlâtlığını da gören Jül Sezar “veni, vidi, vici” (geldim, gördüm, yendim) sözlerinden sonra tarihte yankılar yaratacak diğer önemli vurgusunu  “sen de mi oğlum Brütüs?” şeklinde seslendirir ve “öyleyse öl Sezar” diyerek son nefesini verir.  

   Tarihin bu unutulmaz cinayetini Roma senatosu bağışlasa da halk bağışlamaz. Sezar yandaşı kalabalıklar suikast mekânı senatoyu basar. Kaçan suikastçılar teker teker yakalanıp öldürülür. Brütüs ise kaçtığı Makedonya’da intihar eder. Sezaryenle doğan ve bu nedenle “karından çıkartılan” lâkabıyla anılan Jül Sezar’ın köşemin boyutlarına sığdırmaya çalıştığım çarpıcı öyküsü böyle. Gündemdeki sezaryen tartışmaları nedeniyle, sezaryene isim babalığı yapan tarihin bu ünlü figürünü bir kez daha anımsamış olduk böylece…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.