1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Sıkıntılı bir adamın nedensiz bıkkınlığı üstüne yazı...
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sıkıntılı bir adamın nedensiz bıkkınlığı üstüne yazı...

A+A-

Nedensiz bir yazı yazmak istiyorum hepinize. Hiç sorgu ve sual ve işkenceden geçmesin bu yazı. Hepiniz sadece usanmış bir adamın bıkkınlığını dinleyin yeter. Çok kişi okusun istemiyorum. Okumasını istediklerim okusa da olur. Hâlâ bir şansın var –ey sen okuyan okuyucu- istersen okumayabilirsin bu yazıyı.(istemezsek okumayabiliriz değil mi, istemezsek.)
   
Savrulmuş bir keman yayı duydunuz mu hiç? Sesi neden incitmeye meyillidir kemanın? Duyduysanız siz de bilirsiniz ki kemanın sesi asla yalan söylemez. Şarabın yanına fazla mı kırmızı kaçıyor kemanın yayı. Ne üzüldük bilir misiniz şarabımızı içerken çalınacak bir kemanımız olmadığından. Ya da biz bir saza bile tav olacakken yoktu işte. Şarabı sevgilisiz bıraktık o gece. Hep anılmaması gerekenleri anmamaya özen gösterdik. Özen gösterdik nedensizliklerimize. Dedik ki sonunda biz öldük mü? Çok usanmıştık. Usumuzdan ve uslu olmayışımızdan.
 
Hiç sıkılmıyor musunuz siz de yazının bir yerinde artık yazının sonuna varmaktan. Yaşamınızın herhangi bir yerinde rafa kaldırmak istemediniz mi yaşamınızı? Hep aynı yalnızlığı aynı yalnızlık içinde yalnız yaşamaktan bıkmadınız mı? Aynılığınız aynada bozmuyor mu küfrünüzün façasını? Nedenleriniz. Hep sizin olan ama size hiç faydası olmayan nedenlerinizle büyük ve kocaman ve önemli ve değerli ve gıyabında mükemmel olduğunuzu mu sanıyorsunuz? (siz kendinizi hiç yalnız sanmıyor musunuz ya da siz kendinizi ne sanıyorsunuz) Bu yazıyı hâlâ bitirmeyi seviyor musunuz?....
   
Sizler kendinizi çok seviyor olmayasınız. Olma yasınız başkasının kederinden değil de kendinizi çok sevmenizden olmasın. Kendi üzgün durumunuza üzülmüş olmasın üzüngeçliğiniz. Hüzünlü mü geçti gençliğiniz. Neden yalan söylüyorsunuz. Neden nedenlerinizi seviyorsunuz? sizin var ettiğiniz beslediğiniz büyüttüğünüz kocaman adam edip okullara gönderdiğiniz nedenleriniz. Çok mu seviyorsunuz nedenlerinizi? Onu da bir neden içinde sevdiniz değil mi. Sonra bir kaftan biçtiniz ona. Hep o suçluydu değil mi mezun üniformalı nedenleriniz öyle kandırmıştı sizi. Siz nedenlerinizi seviyor olmayasınız. İçki içişiniz nedenlerinizin şerefine olmasın. Neden siz nedensiz düşünmüyorsunuz nedenlerinizi? Siz ve nedenleriniz psişik bir ağlama olmuyor musunuz sonunda. Sizler bizlerin yalnızlığını öldürüyor olmayasınız...
   
Hep haklıydınız allah kahretsin ki. Hep onlar suçluydu değil mi. Yoksa siz öyle mağlup olacak insan değildiniz değil mi. Neden bir kere de hiç nedensiz yenildiğinizi kabul etmiyorsunuz. Siz çok zekiydiniz hep. Onlar sizin kadar zeki olamadılar değil mi tüh! Hiçbir yere ayak uyduramamanız sizi taşıyan (mı?) ayaklarınızın vebali olmasın. Neden nedensiz sinir olmuyorsunuz. Mutsuz ve olanaksız işleri yapıyorsunuz. Kahretsin özür dilerim sizin umudunuz vardı değil mi. Birgün olacak emin olun. O gün sizi sevecekler değil mi. Niye sinirli olmuyorsunuz. Sizin sinir sistemi nedenlerinizin yılmaz bekçisi ve koruyucusu olmasın. Neden uslandırıyorsunuz içinizdeki yenilgileri. Anlam ve bütün katıyorsunuz yalanlarınıza. O işi o el işi göz bebeği sevmeyi sevmiyorsanız yapmayınız basınız küfrü def ediniz kendinizi. Bakınız nedensiz. Neden hep neden arıyorsunuz yaşamanıza. Yaşamak sizsiniz. Sizden geliyor yaşamak. Neden alıp başkasına götürüyorsunuz. Utandıklarınızı, kaybettiklerinizi ve acınızı ve kederinizi neden elinizde tutuyorsunuz. Bir kere de nedensiz yenilin ya da ağlayın ne olacak. (siz gene güçlüsünüz tamam.)
   
Yapınız. Bütün yanlışlarınızı. Ve bütün kaybettiklerinizle siz zaten özelsiniz. Evet. Bütün o sırtınızda birikmiş yükler sizindir. Ama adabı vardır bir hüznün de. (bir içmenin ve bir sevmenin ve bir yalnızlığın olduğu gibi.) neden nedenleriniz oluyor her şeyin nedeni. Bazen çok konuşan ve belki de çok anlatandır en çok içinden çıkmayı başaramayan insan. İnsan dediğin labirent. Neden hem labirent olduğunuzu bilip hem de çıkış yerini bilmiyorsunuz. Bari kimseye söylemeyin ama çıkış noktanız olsun. Neden atamıyorsun ki. Neden fiyakasını seviyorsunuz bütün anlatımların. Sırtınızdakileri hem seviniz hem sevmeyiniz. Siz insanın ayakta durmasının onu diğer bütün canlılardan ayıran en temel özelliği olduğunu da mı duymadınız. Ayakta durmasının denge olduğunu da mı bilmiyorsunuz? Neden dengesi yok içinde yaşadıklarınızın?neden uçurumun aşağı yazgınız? Neden kurtulamadınız hala nedenlerinizden. 
   
Dibi de sizin yaşamanın yukarıdaki mavisi de. (bir içmenin ve bir sevmenin ve bir yalnızlığın olduğu gibi.) Dibini de görün mavisini de. Ama o maviyle merhabalaştığınızda neden yepyeni birisi olmuyorsunuz. Atmıyorsunuz sırtınızdan yükünüzü. Biliyorsunuz değil mi yükünüzdür sizi yorucu kılan. Siz yükünü seviyorsunuz. Onu da sevmediniz o yüzden. Zaten yükünüzden kurtulmaktan bu yüzden korkuyorsunuz. Sizi anlamlı kılan bir nedeniniz kalmayacak. Siz yüksüzseniz bir hiç mi olacaksınız. Kimse sizi dinlemeyecek o zaman değil mi. Anlatacak bişeyiniz olmayacak. Sizi siz eden yükünüz. Neden hem yükünüzü sevmiyorsunuz (insan yükünü sağlam acıya bağlarsa hiçbişey olmaz bunu da bir kadın gözlerinden öğrendim desem bana inanmazsınız değil mi pardon sizin yükünüz vardı sırtınızda) hem de onu sırtınızdan atmıyorsunuz. İlla ki taşımak mı manalı olan. Sizin insan mananız bu mu. Siz hep kendinizi sevmeyi daha ne kadar sürdüreceksiniz.
   
Nerede ve nasıl ve ne şekilde bir aşk kazası geçirdiniz bilmiyorum ama. Benim kazada olay içinde ismi geçen bütün üçüncü şahıslar bile dahi hani morgta kimlik tespitinde bile kim oldukları bulunamadan öldüler. Bu yüzden ölüye neden öldüğüne dair otopsi de yapılmadı. Benim ki kaza değildi belki. Ya da hızla çarpıldığımızdan birbirimize hızlı çarptık ondan. Burun buruna girdik birbirimize son süratle. Ama ne biliyor musun (ey okuyucu okur) insan zaten o kaza da neyi var neyi yok (burun kulak (ki iki kulağım da dahili) saç göz kalp ciğer (ak ve kara olarak ikiye ayrılır ikisi de iki ayrı şekilde dahili) bacak kol ve benzeri der uzatmak istemeyen yazarlar) bırakıyor. Atabildin mi? Sonsuza kadar atamayacağın gerçek. Ama sonsuza kadar onunla yaşamayacağın da gerçek. Atamam mı diyorsun. İnan bana insan okuyucu okur atıyor insan en atamadığı durumda ve yaşıyorsun en yaşayamayacağın durumda. Ölmek istediğinde balkonun beşinci katından atlamana gerek yok. Ziyan başka şey sevmek başka şey. Ve neden sınırda sizin üsteledikleriniz. Ey insan okuyucu okur neden kazanı da sevmiyorsun ve ölülerini de ve neden  yükünü bırakmıyorsun yükünü de çok sevdiğin halde. Çok mu çelişki ey okuyucu okur. Ama çelişki değil mi ummalı soruların yanıtı. Siz nedenlerinizi büyüterek kendinizi de büyütmek istiyor olmayasınız ey okuyucu okur.
   
Her yalnızlık matah değildir. Kanmayınız. Her matahın yalnızlık olamama ihtimali de vardır. Bunu da düşününüz. Çok sevince çok ızdırap olmuyor bunu da unutmayınız. Izdırap genelde arkasından gelir sevmenin. Onun için hakiki bir sevmek gerekir. Ama az ya da çokluğuyla kesinlikle ilgisi yoktur. Ve aşklarınızı anlamlandıramazsınız. İsterseniz deneyiniz fakat aşk buna izin vermeyecektir eninde sonunda göreceksiniz. Herkes hayatının romanını genelde kafasında yazar ama yaşarken asla matbaalaşmaz basılamaz romanlardan olur. Ben de isterdim her şey içimden geçtiği gibi olsun. Benim nedenlerim yaşadıklarımın sebebi olsun. Ama olmuyor. Yani diyorum ki nedensiz üzmeyin kendinizi. Öyle ya da böyle adaplı bir insan gülüşünüz olsun yanağınızda. Kurtulunuz sizi kurtarmayı beceremeyen o nedenlerinizden.  

Yarın sabah aynanın karşısında sadece yüzünüzü yıkamayın.
       

Kordonboyu 2005

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.