1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. ‘Sin de kurşun geliyor’ diyerek arazi oldular…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

‘Sin de kurşun geliyor’ diyerek arazi oldular…

A+A-

Şimdiki hükümetin konumunu izah etmek gerekirse, yukarıdaki başlıkta tarif edilenden daha iyi bir tanım olmaz herhalde…

Ne dedi Cemil Çiçek?: “Hükümet arazi olduğu için Erdoğan konuştu.”
Bu sözler KKTC’deki hükümet için bir uyarıdır. ‘Silkin de kendine gel’ anlamındadır.

Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Başbakan Erdoğan’a KKTC’den gelen tepkiler nedeniyle KKTC yönetimini eleştirdi, Türkiye hükümetine yönelik suçlamalara KKTC hükümeti ses vermediğinden Başbakan Erdoğan’ın konuşmak zorunda kaldığını söyledi.

Çiçek, “Türkiye’ye haksız suçlamalar karşısında KKTC yetkilileri sus pus oldu. Hepsi arazi oldu. Sn. Başbakan da bin defa haklı olarak bu haksızlığa infialini ortaya koydu” dedi.

Eğri oturup doğru konuşalım. Haksız mı Cemil Çiçek?.. Türkiye karşıtı eylemler olurken, Rum yanlısı ajan provokatörlerin iğrenç ibarelerini taşıyan pankartlar karşısında ne yaptı bu hükümet? Arazi olmadı mı?..

Çiçek şunları da kaydetmişti:

“Dünyadaki kriz nedeniyle her ülke ilave tedbirler alıyor. KKTC yetkililerinin de bu tedbirleri alması gerekiyor. Oradaki hükümet tedbir almaya başlayınca bir kısım meslek ve sivil toplum örgütleri, Güney’den de destek alarak Türkiye’ye haksız suçlamalarda bulundular, ağza alınmayacak sloganlar ifade edildi. KKTC yetkililerinin, “bu Türkiye’ye haksızlıktır” diye bir açıklaması söz konusu olmadı. Kıbrıs’ı yönetenler sus pus oldular. Sn. Başbakana cevap verenler, o gün bu olayı kınamış olsalardı, buradan cevap vermek gerekmeyecekti. Hem dünkü, hem de bugünkü yetkililer hepsi de arazi oldular. KKTC’yi yönetenlerin en azından ‘Rum ağzıyla konuşan bazılarına’ cevap vermesi gerekirdi. Dostlarımızın orada kaç gündür sesi soluğu çıkmadı.”

Haksız mı Cemil Çiçek?.. Sendika ağalarının düzenlediği ve Türkiye karşıtlığına dönüşen mitingde açılan iğrenç ve çirkin pankartlara karşı ne yapıldı, ne gibi önlemler alındı?.. Hükümet edenler ne yapabildi?..

Bir diğer deyişle Cemil Çiçek bunları ortaya koyarken haksız mıdır?.. Kusura bakmasınlar ama yerden göğe kadar haklıdır.

Çünkü ülkeyi birkaç sendika ağasına teslim ettiler. Onlar yönetiyorlar şu anda KKTC’yi. Hükümet ortalarda görünmüyor. Cemil Çiçek’in ifade ettiği gibi, onlar arazi oldular. Ne demek arazi oldular?

Türkçe sözlüğe baktığınızda, ‘gizlenmek, kaçıp saklanmak, ortadan kaybolmak, bir yere sinmek’ anlamında… Bunlar tam da KKTC hükümeti için yakışan sözcükler. Memleketi sendikalara teslim ettiler, “Allah kerim” dediler. O sendikacılardan bir-ikisi de Çiçek’in dediği gibi Rum ağzıyla konuşuyor, hatta Hristofyas’tan talimat alıyorlar. KKTC hükümetini istedikleri gibi alabandaya almış vaziyetteler. Hükümetle dalga geçiyor, “burada bizim borumuz öter” diyorlar. Maalesef hükümet de bu konularda tamamen seyirci ve kanayaklı pozisyonunda. ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ siyasetinde…

Ancak Ankara kendilerine öyle bir dokundu ve dokunuyor ki, feleklerini şaşırdılar. Üstüne üstlük Başbakan Erdoğan, 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs’ta olup bitenleri görüşerek, UBP hükümetine de gözdağı vermiş bulunuyor.

Esasen AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun açıklamalarını değerlendirirken, ‘çok cılız bir tepki olmuştur’ şeklindeki açıklaması, gerekli mesajı vermiyor mu?.. Yine AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’in, KKTC yönetimini önlem almaya çağıran uyarı niteliğindeki açıklaması, buradaki hükümete bir gönderi değil midir?..

Fakat her şeye karşın Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun toplumsal uzlaşı sağlanması gerektiğine ilişkin sözleri ve miting öncesi Başbakan İrsen Küçük’ün, söz konusu mitingin hak arama yerine, Türkiye karşıtı bir mitinge dönüştürülme çabalarına işaret etmesini not etmeden geçemeyeceğiz. Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerek.

İrsen Küçük bunları dile getirmişti… Ancak hükümet ne tedbir almıştı veya almaktadır?.. Bugün müzakere sürecinde Eroğlu’nun eli giderek zayıflamaktadır. Çünkü ortaya bir takım pankartlar açılmıştır. Hem de ağza alınamayacak ifadeler içeren pankartlar… Şimdi bunları alıp da Hristofyas, Eroğlu’nun önüne koymayacak mı?..

“İşte sizin gençleriniz, Trodos’ta bizim Rumlarla yediler içtiler, kebap çevirdiler, sonra da Türkiye’ye karşı pankart açtılar” demeyecek mi?.. Erdoğan’ın deyişiyle ajan provokatörlerin Türk askerine, Türkiyeli göçmenlere ve Türkiye’ye karşı takındıkları tavrı masaya koymayacak mı?..

Netice itibarıyla bu miting ve eylemlerden sonra Hristofyas’ın eli daha da güçlenirken, Eroğlu’nun eli zayıflamaktadır. Böyle bir durumda da çözüme ulaşabilme olasılığı mümkün değildir. Demek ki, bu tür eylemleri düzenleyenler, iğrenç ifadeler içeren pankartlar açanlar çözüme ve barışa katkı koymamaktadırlar.

KKTC’deki hükümet de olup bitenlere seyirci kalmakta, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ demektedir. Yargı çökmüş, çökmemiş umurunda değildir.

Ankara, bu olup bitenleri yakından izlemekte ve UBP hükümetine gerekli mesajları iletmektedir. Rum tarafı bu gelişmeler ışığında bayram ederken, bizdeki hükümet acaba ne yapacak, yumruğunu masaya vuracak mıdır?..

 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.