1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Sınırlarımız tabii ki delikli lenger değildir!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sınırlarımız tabii ki delikli lenger değildir!

A+A-

Bizim ağır abilerimizin açıklamasına gerçekten bayıldım. Hak da verdim. Sınırlarımız “delikli lenger” ya da “elek” değil ki! Doğrudur. Kesinlikle katılıyorum. Her devlet, kendi sınırlarını kontrol altında tutmak zorundadır… Ne yani, elin papazı bize ana avrat küfredecek ve geçişine izin mi vereceğiz?

Asla!

Mehmet Ali Talat ne diyordu?

“Ne münasebet!”…

Her devlet, sınırlarını çok iyi kontrol etmek zorundadır. Papazları sokmayacaksınız; kanserli hastalarımızı dahi araçtan indirip süründüreceksiniz!

Bu konu, “ideolojik” bir kavgadır aslında…

Göç kabul eden ve göçmenlerden “illallah” getiren İngiliz “ırkçılığı” bunu sık sık o ideolojideki gazetelerine yansıtır… Örneğin Daily Express, Daily Mail gibi gazetelerde “sınırlarımız delik lenger oldu” gibi başlıklar okuyabilirsiniz… Eleştirilir bu konu. “Sıkı tutun kapıları; pis göçmenler – güzel ülkemize gelmesin, bizim paramızı paylaşmasın” havası estirilir.

“Milliyetçi ideoloji”nin bunu yapması doğru olandır! Milliyetçiliğin karşısındaki ideolojilerde (ki bizde o yoktur veya çok çok azdır) önemli olan ekmek – barınak – eğitim olarak en başta karşımıza çıkar. Yani ekmek, barınak ve eğitim verebilecekseniz, kim gelirse gelsin; sorun yoktur…

Ülkemizde “milliyetçi” örgütlerimizden birinin her ne kadar üyelerinin en az yüzde 80’i Güneydeki hastanelerde tedavi görüyor ya da son dakikalarını o hastanelerde yaşıyorsa da “bu doğrultuda” açıklama yapması çok doğaldır ve doğru olandır. Yapmaları gerekirdi. Yapmasalar “yanlış” yapmış olurlardı. Eleştirmiyorum. İdeolojileri doğrultusunda, doğru olanı yaptılar. “sınırlarımız delikli lenger olmamalıdır” dediler… Gerçi, hepsinin cebinde “o tarafın deliksiz pasaportu” ve mutlaka en az iki kez “Makarios Hospital”e gitmişlikleri vardır ama olsun!

Sınır kapıları çok önemlidir…

Ülkedeki insanların “insanca” yaşayabilmeleri açısından da ele almak gerekir bu kapıları; yani milliyetçiliğin karşı cephesinden bakarak.

“Renge – ırka ve ideolojiye” takılmaksızın; ülkenin “adam gibi” olabilmesi anlamında da sınır kapılarında kontrol çok hayati öneme haizdir. Yani, ne sadece milliyetçilikle ne de sadece ırkçılıkla yaklaşacaksınız bu konuya!

Sınırın kontrolünü asıl “ekmek”le değerlendireceksiniz…

Nasıl mı?

Şimdi, Güneydeki sınır kapılarını “ideolojik” baskı altında tutarken, Kuzeydeki kapıları “sorma girin” de ötesine taşımayacaksınız… Sormadan girenlere ekmek verebiliyor musunuz? Sormadan girenlere konut sağlayabiliyor musunuz? Sormadan girenlere okulunuz var mı? Sormadan girenlerin kriminalitesi (var mı böyle bir kelime?) sizi rahatsız ediyor mu?

Eğer yoksa; o zaman sınır kontrolü talebi konusunda “daha inandırıcı” olacaksınız… Bilmem anlatabildim mi?

Çocuk cinayeti yoktu mesela bu ülkede!!!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.