1. YAZARLAR

  2. Erçin Şahmaran

  3. Siren sesi uzaklaşana kadar...
Erçin Şahmaran

Erçin Şahmaran

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Siren sesi uzaklaşana kadar...

A+A-

Tepkisiz olmak tehlikelidir.

Tepkisizleşmekle beraber, alışkanlıklar gelir.

Alışkanlık yani sıradanlık.

Bu anlamda günler yaşıyoruz.

Çok eskiden bir ambulans veya itfaiye aracının sesini duyduğumuz zaman ürperirdik.

Hatta o derece bir acemiliğimiz vardı ki trafikte iken bu araçlara yol vermemiz gerektiğini bilmezdik.

Bunu bile daha yeni yeni uyguluyoruz.

Evet, acemiydik. İlk cinayet haberini aldığımızda bir film sahnesini izler gibiydik.

Cinayeti işleyen kimdi? Sebep neydi? Bu işi yapanlar kaç kişiydi?

Bir, iki, üç derken artık saymaz olduk. Çünkü saydıkça çoğalıyordu.

İlk başta sebep, alacak-verecek davaları. Sonra aşk- meşk uğruna yapılanlar. Sonra sokak kavgaları. Sonra birinin diğerine yan bakması aldı sırayı.

Önce düşmandı, sonra arkadaş, sonra eş, sonra sevgili, sonra evlat, sonra sokaktan geçen. Sebepler farklı sonuç ayni.

Adı üstünde “Cinayet”.

Ve en sonunda sebep sormaz, niyet aramaz olduk.

Ortada bir olay vardı ve en nihayetinde gerçekleşmişti.

Elbette çok zaman geçmeden hepsi de unutuldular.

Ta ki yenileri yaşanana dek.

Yani alıştık, yani sıradanlaştı.

Önce küçük çocuklardı.

Okul sıralarında arkadaşının çok sevdiği kalemi veya silgisini alırdı.

Adı “Yanlışlıkla aldım” olurdu genelde.

Tekrar alındığı yere iade edilirdi. Olay kapanırdı.

Çok önemliydi. Çocuklara ilk öğretilen ders idi.

“Sizin olmayan, hiç bir şeye dokunmayın”.

Sonra küçük bakkallarla başladı. Evlerle gelişti. Marketler, mağazalar derken bankalar, sokaklar, banka ATM’leri ile büyüdü.

Adı hırsızlıktan, soyguna geçti.

Artık haberini duyduğumuzda yüzümüzü çevirir olduk.

Yani alıştık, yani sıradanlaştı.

Her zaman değil, hiçbir zaman olmuyordu.

Belki on belki yirmi yıl ya da daha fazla bir zaman dilimi yaşanmamıştı.

Yani alışkın değildik, yani sıradan değildi.

Bilinen adını söylemeyi kendime yakıştırmıyorum.

Bir insanın kendi canına kıyması.

Önce bir parça ipti. Sonra yüksek bir yer oldu. Sonra azgın deniz dalgaları ve en sonunda daha kolayı icat edildi.

İcat, bir tarım ilacı idi.

Son bir yıl içerisinde 17, son bir hafta içerisinde2 olay.

Sebep; Genel olarak ekonomik deniyor. Fakat çok soru işaretleri ile dolu olanlar da var.

Yine alışıyor, unutuyor, sıradanlaştırıyoruz.

Öyle ki bu unutma, bir ambulansın siren sesinin uzaklaşması kadar kısa.

Yangınlarımız. Sadece orman, ağaç, arazi değil.

Onlar ayni zamanda yürek yangınlarımız.

Son günlerin artan tehlikesi.

Bilinen, önlem alınmayan, bu kadar çok yangın ortasında olup da bir itfaiye helikopteri alacak kadar umursanmayan yangınlarımız.

O yangın helikopteri ki 575 bin Euro’luk makam araçları kadar ihtiyaç olamamış.

Yüreklerimiz alev alev.

O alevler ki itfaiye aracının siren sesinin uzaklaşması kadar çabuk unutuluyor.

Kısacası değişim derken gerçek anlamda değişiyoruz.

Üstelik geriye doğru yaşanan bu değişime hazırlıksız ve hızla ilerliyoruz.

Tüm bunları bir tablonun, bir bölümü olarak düşünürsek geriye kalan nedir?

Geriye kalan bu olayların acı ama gerçek olan ortak noktasıdır.

Artık acemiliğimiz, bitiyor. Ustalık başlıyor.

Bizler alışıyor, unutuyor. Bütün bu olanlar sıradanlaşıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.