1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. Sistem tartışılmayacak da ne tartışılacak?
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Sistem tartışılmayacak da ne tartışılacak?

A+A-

 

Hükümette yapılan son revizyon, parti içi dengelerin sistemin unsurlarından biri durumuna geldiğini bir kez daha su yüzüne çıkardı.

Çok uzak olmayan bir geçmişte, milletvekili istifalarının yarattığı dengelerin de sistemin unsurlarından biri durumuna geldiğini görmüştük.

İnsan, ister istemez üniversitelerde bir bilimsel disiplin olarak ele alınan “siyasal partileri,” bu disiplinde ele alınan “seçim sistemi - siyasal parti sistemi,” “siyasal parti sistemi - anayasal düzen” ve benzeri ilişkileri/bağlantıları, KKTC’deki uygulamalara uyarlamak ister.

SORULAR… SORULAR…

Daha açık bir anlatımla, KKTC’deki siyasal parti sistemimizle ilgili şu sorulara yanıtlar aranmalı diye düşünüyorum:

• Genel anlamda siyasal parti kuramları, KKTC’nin siyasal parti sistemi ile ne denli çakışmaktadır?

• “Seçim sistemi – siyasal parti sistemi,” “siyasal parti sistemi – anayasal düzen” ve başka konulardaki ilişkiler/bağlantılar, KKTC özelinde nasıldır?

• Seçim sistemi siyasal pati sisteminde; siyasal parti sistemi anayasal sistemde ne denli belirleyici olmaktadır?

• Parti içi dengeler, hükümet oluşumunda etkin bir unsur durumuna gelmişse, sistem bundan ne denli etkilenmektedir?

• “Politik etik”le ilgili bir kuram söz konusu ise, bu kuram KKTC siyasal parti sistemine nasıl uyarlanabilir?

• Siyasette “vefa” ya da “vefasızlık” ne anlama geliyor?

• Popülizmin siyasal parti, hatta devlet sistemi ile özdeşleştiği KKTC benzeri başka bir ülke var mıdır?

…. Ve akla gelebilecek başka sorular…

PARTİ İÇİ DENGELER BİR GERÇEK AMA…

Elbette ki bir parti içinde değişik eğilimlerin olması, bu eğilimlerin dengeler oluşturmasını doğal karşılamak gerekir. Sonuçta partiler de insan unsuruna dayalıdır.

“İlla ve lâkin” bu dengelerin “sistemi zorlamaması,” “etik değerler dışına taşmaması” ve “kamu vijdanını rahatsız etmeyecek” boyut ve nitelikte olması çok önemlidir.

Oysa bakanlık kavgası görüntüsü egemen olan son hükümet revizyonunun “şık ve etik” olmadığını ve “kamu vijdanı”nı rahatsız edecek nitelik ve boyutta olduğunu; etkisi ve izi uzun yıllar sürecek bir kirliliğin daha siyaset kurumunun hanesine yazıldığını düşünüyorum.

Sistem Sorgulanmalı, Yeni Arayışlara Girilmeli

Kişisel olarak ben, siyaset kurumumuzun sorun çözemez, hatta kendisinin sorun haline geldiğini düşündüğümü çok kez dile getirdim. 

Toplumda sistem tartışması yapıldığını, başkanlık sistemini çözüm gören güçlü bir eğilim olduğunu da biliyorum.

Oysa sorunun o kadar basit olmadığı, bir sistemden diğer bir sisteme geçmekle sorunların çözülmeyeceği açıktır.

Bu iş, kötü bir anayasanın iyi uygulayıcıların elinde iyi; iyi bir anayasanın kötü uygulayıcılarının elinde kötü bir sistem yaratmasına benzer.

Eğer kendi bünyenize, koşullarınıza uygun bir sistem yaratmazsanız, iyiyi hedeflerken kötüye gidebilirsiniz.

Bizde parlamenter sisteme, başkanlık sistemine tepki duyulduğu için geçildi. Şimdi parlamenter sisteme tepki duyuluyor diye yeniden başkanlık sistemine dönerseniz yine sonuç almazsınız.

Son Olarak

Parlamenter sistemde kalarak da, başkanlık sistemine geçerek de kendi sisteminizi bulmanız mümkün!

Yeter ki bünyenizi, koşullarınızı, güçlü popülizm eğilimlerini hesaba katarak kendinize özgü (parlamenter, başkanlık, yarı başkanlık, meclis hükümeti, ya da başka) bir sistem bulabilmenizdir.

İngiltere ile Almanya’nın ve İsrail’in parlamenter sistemlerinin; ABD ile Kıbrıs Rum Yönetimi’nin başkanlık sistemlerinin; Fransa ile Rusya’nın yarı başkanlık sistemlerinin kendilerine özgülükleri vardır. İsviçre’deki meclis hükümeti sisteminin dünyada pek benzeri yoktur.

Önemli olan bizim de kendimize uyan gömleği bulabilmemizdir. Bunun için de önce, benim de katkım olan bu günkü sistemin sorunları çözmediği konusunda uzlaşmamız gerekir.

Sorun da burada!

Çünkü bu konuda belirleyici olan, bu durumun ayırımında olmayan ya da değişik siyasal çıkar ve rant hesapları dolayısıyla gelinen noktayı görmeyen ya da görmezlikten gelen siyaset kurunudur.

Daha kesin bir anlatım olarak, biraz kaba olsa da şöyle diyelim:“Kılavuzu karga olanın burnu b.ktan kurtulmaz”mış.

Kıbrıs Türk Halkı’nın kılavuzu bu siyaset kurumu oldukça, daha uzun süre aynı “kurtulmayış”tan nasibimizi alacağımız kesin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.