1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Siyasetle son tango
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasetle son tango

A+A-

Güney’den iki büyükelçi vardı, bizimkiler yoktu.

İki büyükelçi sizin etkinliğinizdeydi değerli Bulutoğulları, siz neredeydiniz? Toplantınız da iptal edilmişti ama…

Önemli değil herhalde yabancılarla iletişim; lobi, Kıbrıslı Türklerin sesi olmak, tanıtmak, tanınmak…

Hoş kendi etkinliklerinizi bile sahiplenmediğinize göre, Kıbrıslı Türkleri sahiplenmenizi bekleyemeyiz herhalde…

Yine de Yazık! derim size Cemal Bey!

***

19. yy. başlarından itibaren, işçi sınıfı büyük umutlarla göçe başladı. Göç her zaman olduğu gibi ekonomik ve sosyal sıkıntıları, beraberinde hayal kırıklıklarını getirdi. Göç geleceğe ait büyük umutları geçmişten getirilen kültürle harmanlayarak yeni bir biçim oluşturur. İşte bu oluşumun adı bir dönem “tango” oldu. Tangonun o derin ve anlamlı etkisi bugünlere kadar ulaştı…

Halkların sınıfsal ayrımında, payına alt sınıfının fakir ve en temel sosyal haklardan bile faydalanamamak düşen insanların yaratısıdır tango.

Bu yüzden tango asidir!

Hırçındır!

Küstahtır!

Melankoliktir!

Cinsellik kokar!

Eşlerini, çocuklarını, ailelerini ve geçmişlerini bırakarak tek başlarına bilinmezliğe yelken açan insanların duygularından başka bir şey değil tüm bu duygular. Göç edenler genelde erkekler olunca, onların cinsel duygularının yansımaları da tangonun ruhuna yansır.

Sosyal sıkıntıların, aile kopukluklarının ve fakirliklerin sonucunda fahişeliğin bir endüstri olarak gelişmesine de katkı koyan bir dönemin sesidir tango… İşte farklı sınıflardan bireylerin buluşma mekânı haline dönüşen fahişelik endüstrisinin çalıştırıldığı mekânlar, tangoyu üst sınıflarla böylece buluşturmuş olur.

***

Tango başkaldırının bir türü olunca; hele sanat olarak seyirlik hale dönüşünce; bir de yetkililerin gelmesini bekleyince, bu biraz boş bir beklenti oluyor galiba… Çünkü başkaldırının her türüne karşı olanlar, sanattaki başkaldırıyı hayda hayda görmezden gelirler.

Tıpkı Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğulları’nın ve Lefkoşa Türk Belediyesi Meclisi üyelerinin muhteşem bir tango konserini izlemeye değer bulmadıkları gibi…

Hem de Lefkoşa Belediyesi Müzik Günleri Kapsamında Kültür-Sanat Şubesi’nin ve Lefkoşa Belediye Orkestrası’nın organizasyonu ile düzenlenen bir konser olmasına karşın…

11 haftadan beri süren Lefkoşa Müzik Günleri’nin ilki dışında belediye başkanı hiç olmadı.

Önüne gelene vatandaşlık ve kültür sanat elçiliği dağıtan bakanlar da yoktu.

Ne güzel ki bir sanatsever olarak çoğunda vardım. Ondan bu kadar net konuşabiliyorum. Onlar bizim sanatçılarımızı, bizim etkinliklerimizi izlenmeye değer bulmadılar sanırım…

Öyle ya! Sanat işlerine yaramaz onların. Hele sanatçılarımız izlenmeye hiç değmez onlara göre…

Kim bilir, belki de Belediye Orkestrasının seçimi yanlıştı. Tango gibi bir tür seçmek kim bilir ne mesajlar verdi onlara… Siyasetin, belediye başkanının ve iktidarların böylesine kaçak bir dönem yaşadıkları süreçte tango, tangoyu bilenler için ürkütücüdür.

Belki korkmuş, belki de tangodan mesaj almışlardır…

Yine de söylemeliyim ki bizim büyük adamlarımızın gelmeye, dinlemeye izlemeye değer bulmadıklarını Güney Kıbrıs’tan iki tane büyükelçi izledi.

Sanatın birleştiriciliğini, sanat sayesinde Kıbrıslı Türkleri görmezden gelemeyen iki elçi oradaydı. Ama bizim Belediye Başkanı, ödeyemediği maaşlar ile ve hükümet ile kavga etmekle meşguldü.

***

Koskoca bir belediye, koskoca KKTC ama kendi değerlerinize saygınız, kendi etkinliklerinize bağlılığınız, kendi organizasyonlarınıza katılımınız bu ise, kendi insanınıza verdiğiniz değeri de tartışmaya gerek yok…

Bu noktada tangoya sıkı sıkıya bağlanıp, siyasiler ile, belediye başkanı ve iktidar ile son tangoyu çalmak lazım.

Ne dersiniz?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.