Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasetsizlik

A+A-

Dün,” Siyaset nedir” dedim…  İktidara talip olmaktır, diye de kısaca tanımını yaptım. Bu anlamda, bizim ülkemizde siyaset yapan yoktur. 

Sıkıntımızın nedeni de budur. Herkes, iktidarın kaynağının kendi elinde olmadığını, peşinen kabullenmiştir. Kimse de iktidar talep etmemektedir. Erk, ya Türkiye’ye terk edilmiştir; veya üstü kapalı, bir anlaşma durumunda güney’e terk edileceğinin söylemleri tutturulmaktadır.

Ortada siyaset yoktur. Sendikaların siyaset yapabilmesi zaten mümkün değildir ama siyasi partilerimiz de siyaset dışı, apolitiktirler. Buna en keskin söylemleri tutturanlar da dahildirler, hükümet olanlar da hükümete talip olanlar da…

Bu tespitin, popüler sol söylem olan “Türkiye askerini de alsın, çeksin gitsin” hoşluğu ile bir ilişkisi olduğu sanılmasın. O tespit ve söylem de siyasetsizliğin ta kendisidir. Çünkü,  bir adım sonrasının öngörüsüzlüğü ile malûldür. Sadece tepkiye bağlı bir talep olup, “siyaset” değildir. Çünkü “erk”in ondan sonra nasıl ele geçirileceğinin öngörüsünden de, nasıl erk olunacağının hesabından yoksundur.

“KKTC’yi yaşatalım” da, bundan geri kalır bir siyasetsizlik değildir. Çünkü bizim de galipler arasında bulunacağımız yeni bir dünya savaşı olmadan, bu talebin gerçek olmayacağını, aradan geçen kırk yılda öğrenememişsek, zaten siyaset yapma kapasitesinden uzak, özlemleri ile gerçeği bile bağdaştıramayan bir kesim olduğumuz ortaya çıkar…

“Türkiye’ye bağlanalım” da budur… Hatta bu söylem, siyaset yapmayı doğrudan Türkiye’de siyaset yapanlara terk etmenin ta kendisidir. Dolayısıyla, bugün bu memlekette siyaset yapan yoktur. Çünkü hiçbirinin sahibi, slogana dayalı bazı taleplerin arkasından, nasıl “erk” olacağını söyleyememekte, daha da kötüsü bilmemekte, sloganla gün geçirmektedirler.  

Oysa, Kıbrıs Sorunu halledilse de edilemese de; bir ortaklık cumhuriyetinde de olsa, Türkiye’nin bir alt yönetimi şeklinde devam da edilse, bu memlekette siyaset yapmanın, en azından kendi irademiz üzerinden erke sahip olmanın, alt koşulları vardır. 

Bu alt koşulların başında da meydanlara toplanan, Kıbrıslı Türkler’in nerede ise %50’sinin ortaya döktüğü irade gelmektedir. Ama siyaset esnafımız, bir türlü zurnanın zırt dediği yere gelemediklerinden, ya Türkiye veya Rum tarafı ile itişmeyi; biriyle itişiyorsa ötekine yaranmaya çalışmayı yöntem bellediklerinden dolayı, ülke siyasetsizlikten malüldür.

Oysa doğa boşluk tanımaz… Siyasi partilerin bıraktığı boşluğu, sendikalar doldurmaya çalışmaktadırlar ki dünyada bunu başarabilmiş bir hareket yoktur. Başardı gibi görünenler, örneğin Leh Valensa da sendika değil, sendika üzerinden örgütlenmiş bir siyasetti… Çünkü erk talep ediyordu ve aldı…

Bırakılan bu boşluğu kim dolduruyor biliyor musunuz?

Ya Rum tarafı! Veya Türkiye… Türkiye çok daha güçlü olduğundan, tarihsel, ulusal, duygusal ve son dönemde de ekonomik bağlarımızdan dolayı, burada siyaset yapan asıl güç konumuna böyle giriyor. Çünkü bizim “siyasi” iddia sahiplerimizin, siyaset yapmakla alâkası yoktur. 

Talepler, sloganlar, günlük itişmeleri, halka siyaset diye sunuyoruz, o kadar…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.