1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Siyasette istismar, habercilikte istismar!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasette istismar, habercilikte istismar!

A+A-

Sonay Adem dün meclis konuşmasında doğru söyledi;

Çocuk yurtlarına ziyaret yapanlar aslında yardım değil olayı istismar ediyorlar.

Hatta bundan siyasi rant elde etme düşüncesinde olan da var.

Özellikle çocukların korunmasında öncülük etmesi gereken kadın kuruluşları, aksine peşlerine taktıkları muhabirlerle onlara iyilik değil, kötülük yapıyorlar.

Bunların hepsinin nedeni pek tabi ki siyasi rant elde etme, bu etkinliklerle halkın gözünü boyama.

Sorun şimdinin sorunu da değil aslında, gelmiş geçmiş tüm hükümetler döneminde aynı terane devam eder gider…

Tabi ki yen bir bayram, yeni bir yılbaşı gelene kadar…

Çocukları istismar edenler sadece siyasiler ya da eşleri değil.

Sağ olsun bazı basın kuruluşları da, tiraj ya da reyting uğruna buna çanak tutuyorlar.

Bundan nasıl bir kar edecekler, işte o bilinmez!

Konu ile ilgili dün K.T.Tabipler Birliği’nden basına bir açıklama yapıldı.

Basın ve İletişim Sorumlusu Dr.Nurçin Arıkbuka imzalı açıklamada basına eleştiri yapılmış ve bu eleştiride de yerden göğe kadar haklı yanlar var.

İşte o açıklama aynen şöyle;

“Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına en çabuk ulaşan ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunan insandır diyen Sayın Uğur Mumcu, sözlerine bu görevi yapabilmek için habere, olaya ,belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerektiğini vurgular. Gazetecilik mesleği etik kuralları olan en önemli meslekler gruplarından biridir.

Medya kuruluşları, yargılama veya cezalandırma makamı değildir. Ve bu makamda verilen haberde gerek mağdur olan gerekse kurban olan kişilerin aynı anda varsa konu ile ilgili savunmaları belirtilmelidir. Yazıların tek taraflı yazılması, tek bir görüşten belirtilmesi gazetecilik değildir.

Özellikle bir kişinin sahip olduğu engeli, hastalığı veya mağduriyeti gazetede afişe edilip sergilenemez. Maalesef bu tarz içerikli haberlere bizim gazetelerimizde çok sık rastlıyoruz.

Sağlık kurumları veya bu kurumda çalışan kişilerle ilgili yapılan haberlerde tek taraflı, suçlayıcı, karşı tarafın da görüşünü almadan yapılan haberler, adaletli olmamakla birlikte insanlarda da çok ciddi bir ön yargı oluşturmakta ve bu mesleği hakkı ile yapan insanlarda da ciddi bir güven kaybına neden olmaktadır. Gazetelerimizdeki sağlık haberlerini olumlu ve olumsuz diye oranladığımız zaman nerdeyse çok büyük bir kısmı olumsuz haberlerden oluşmaktadır. Halbuki bu kurumlarda bugüne kadar yüz binlerce de insanın hayatı kurtarılmıştır.

Polisiye olaylarda insanların suçlarının ispatlanana kadar suçsuz sayılması gerektiğinden yola çıkarak daha sorgulama aşamasında gazetelerde veya televizyonlarda suçluymuş gibi deşifre edilmesi doğru gazetecilik tanımına uymaz. İnsanların kimliklerini açık açık deşifre etmek, resimlerini ifşa etmek doğru bir gazetecilik davranışı değildir. Bu kişi suçlu olsa bile ceza alacağı makam mahkemelerdir, medya makamı değildir.

 Toplumda infiale neden olabilecek ensest, tecavüz, hayvanlarla ilişki vs…suç olaylarının özellikle reşit olmayan kişileri çok olumsuz etkilemesi ve yine bir takım gruplar için maalesef örnek teşkil etmesi nedeniyle haber konusu yapılmaması çok daha uygun bir gazetecilik davranışı olacaktır.

Bir değil binlerce hatta yüz binlere her gün ulaştığınızın farkında olun ve haber yaparken birazcık daha duyarlı olun.

Saygılarımızla…”

(Kıbrıs Türk Tabipleri Odası

Basın ve İletişim Sekreteri

Dr. Nurçin ARIKBUKA)

gunun-foto_raf_.20111221000546.jpg 

MESAJ KUTUSU

Sayın İrsen KÜÇÜK, askerlik yasa tasarısına ivedilik kararı çıkarılması hem ülke çapında hem de yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin heyecan ve coşkusuna neden oldu. Ancak Türkiye’de yaşayan Kıbrıslı Türklerden bu konuda eleştiri mesajları gelmeye başladı. Umarız onların durumu da bu yasada göz önüne alınır.

Sayın Erdal ÖZCENK, Sağlık Bakanlığı’nın izni olmasına rağmen Dr.Umut Altunç’un ÖZEV’de görev yapmasını engellediğiniz yönünde şikayetler aldık. Konuya duyarlılığınızı bekliyoruz. Onlarca çocuğun umutlarını yıkmazsınız her halde değil mi?

Sayın Buran ATAKAN, dün bir grup eski KTHY çalışanı ile görüştüm, işe alınacak ilk 60 kişi konusunda bazı sıkıntıları olduklarını ifade ettiler. Konu çok hassas olduğu için istihdamların şeffaflık ilkesi içinde yapılmasını istiyorlar, bizden iletmesi.

Sayın Abbas SINAY, elinize kolunuza ve emeğinize sağlık Askerlik Yasası ile devrim niteliğinde bir icraata ön ayak olmak üzeresiniz. Ancak yine de özellikle de Türkiye’de yaşayan Kıbrıslı Türklerin durumlarının göz ardı edildiğine yönelik şikayetler alıyoruz, bilginiz olsun.

Sayın İlker SERTBAY, yargı süresince kendi isteğinizle izinli sayılmanızı istemeniz hukuk çevrelerinde taktirle karşılandı. Adalet sağlayan birisi olarak umarız tüm kesimlere örnek teşkil eder.

Sayın Ahmet KAPTAN, hiç öyle tepeden inme hükümetten yüzde 13.91 maaş artışı istenir mi? Yapacaksanız bile bunu alıştıra alıştıra söylemeni gerekirdi. Maliye Bakanı’nın tansiyonu tavan yapmış, hiç yakıştıramadık size doğrusu.

Sayın Şinasi ÖZDEŞ, Güzelyurt halkı sel mağduriyetinden dolayı tam iki sene bekledi ama demek ki boşuna beklemiş gibi görülüyor. Evi tamamen harap olan birisine 144 TL reva mı acaba?

Sayın Kemal DÜRÜST, Meclis’te Türkmenköy’de sakin Asiye Yetişmiş adlı kişi hakkında sorulan soruları cevapsız bırakmanız çeşitli şaibelere yol açmış. Bu bayan akrabanız mı, turizm fonundan bu bayana çek çıkarırken hangi kıstasları göz önünde bulundurdunuz?

Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, nişanlı birisi olarak bazı Türkiye gazetelerinde dedikodu manşetlerine düşmek biraz da sizin hatanız oldu. Size kaç kere tavsiyede bulunduk şu nişanlılık işini fazla sürüncemede bırakmayın diye. Şimdi ayıklayın bakalım pirincin taşlarını.

Sayın Dr.Nurçin ARIKBUKA, basın yayın organlarının tiraj ve reyting uğruna çocuk istismarcılığı yaptığı konusundaki görüşlerinizin altına imzamızı atarız. Bu konudaki çalışmalarınıza tam destek arkanızdayız.

Sayın Şener ELCİL, bu sıralarda bazı siyasi partilerin başkanları kafayı fena halde size takmış durumdalar. Şu anda gücünüz varken gelin artık kurun şu partiyi de memleket siyasetçi görsün.

Sayın Özay ÖYKÜN, devletten umudunuzu kesince şimdi rotanızı TC elçiliğine çevirdiğiniz gözlemleniyor. Dünkü görüşmenizde maddi ve manevi destek görebildiniz mi bari? Halil İbrahim bey işi sıkı tutuyor, proje yoksa para da yok ona göre.

Sayın Göktürk ÖTÜKEN, bir hafta sonra erkek babası olacağınız öğrendik. Şimdiden hayırlı ve uğurlu olsun diyoruz. Bakalım ilk toruna en büyük hediye deden mi gelecek yoksa nineden mi?

Sayın Bilal SAN, KKTC’deki yeni göreviniz hayırlı ve uğurlu olsun. TC Başbakanı Erdoğan’dan tam destek alarak görev başı yaptığınız söyleniyor. Ülkenin bankacılık sektörüne vereceğiniz destekten hiç kuşkumuz yok.

Sayın Ersan SANER, Girne Dağyolu’nda şimdilik ufak tefek kazalar oluyor ama eğer yolun bozukluğundan dolayı ölümlü bir trafik kazası olursa, siz de dahil son beş yılda bakanlık yapanlar zan altında kalacak bizi bir kez daha uyarmakta yarar görüyoruz.

Sayın İbrahim AZİZ, Rumların Kıbrıslılık dendi mi neyi anladıklarını şimdi kendi gözlerinizle gördünüz mü? Onlar da Kıbrıslıyız diyorlar ama Helen halkından olmayanı içlerine kabul etmiyorlar. Geçmiş olsun  diyoruz.

Sayın Afet ÖZCAFER, mecliste daha fazla kadın vekil görmek istiyorsanız, diğer partilerin kadın adayları ile mutlak işbirliği yapmanız gerekiyor. Örneğin ben ilk seçimlerde sadece kadın vekil adaylarına tercih kullanacağım. Daha ne yapayım yani?

Sayın Mehmet SAYDAM, Girne’deki yeni malikaneye taşınınca gece hayatına son verdiğinizi ve akşamları sokağa çıkma yasağına ister istemez uyduğunuz iddia ediliyor. Bayanların sıkıyönetimi sonsuza kadar gider bilesiniz.

Sayın Mehmet ÇAKICI, soyadı Denktaş olmayan birisi acaba mazbatadan dolayı hapse girseydi, onun için mesai saatleri dışında mukayyitlik açılır ve cezası ödenir miydi acaba? 

Sayın Mehmet TEMİZ, banka yemeğinde evlilik teklifi gerçekten dahiyane bir fikirdi. Madem ki yüzükleri Şemsi bey taktı, düğün hediyesi de artık ona göre büyük olur değil mi? Mutluluklar dileriz.

 

Günün Fıkrası : Kayserili..

Karadenizli bir çoban dağda sürü otlatırken yanına gelen adam selam verip şöyle der:

- Selamun aleykum hemşerim sana bi oyunum var eğer senin nereli olduğunu bilirsem bana sürüden bi koyun verir misin?
Çoban:
- Madem senin öyle bir meziyetin var bil sana helal olsun.
Bu cevap karşısında adam:
- Öyleyse hemşerim şüphe götürmez ki sen bir Karadenizlisin!
Bu cevaba çok şaşıran çoban,
-Vallahi billahi doğru sana koyun helal olsun istediğini al git ama bunu nasıl anladın bana anlat der.
Diğer adam bir taraftan koyunu seçerken bir taraftan şöyle der:
- Şapkasının üstünden kafasını ancak Lazlar kaşır oradan anladım.
Ve koyunu alıp giderken bizim çoban arkasından bağırır:
- He hemşerim ben de senin nereli olduğunu bileyim sen o koyunu bırak.
Adam:
- Hay hay. Bil bırakayım.
Çoban gülerek:
- Sen de Kayserilisin!
Diğer adam hayret içinde:
- Vallahi doğru ama sen nereden anladın?
diye sorunca. Çoban hafif sinirli:
- Sürüdeki en iri koyun diye tuttun köpeği götürüyorsun der.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.