1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Siyasi partiler -icraatlar - beceriler - ham yapmalar - koop. bankaları
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasi partiler -icraatlar - beceriler - ham yapmalar - koop. bankaları

A+A-

Siyasi partiler enayi olmadıkları  için iktidara gelirlerken   ilk icraatları  şunlar olmaktadır:

BİR:  Seçimlerde  “iş,  aş,  para”  vaadinde bulunup  oylarını kaparozladıklarına  iş uydurmak! 

İKİ:   Kadrolarını oluştururlarken bürokrasinin üst kademelerine ehliyet ve yeteneklerine aldırmadan  “nasıl olurlarsa olsunlar yeter ki benden olsunlar”  değerlendirmelerinde  “adamlarını”  yığmak.

ÜÇ:  Üçlü kararnameleri sıkıp suyunu çıkartacak  kadar kullanıp  et kafalı bir sürü insana  sırf kendilerine  “evet”  demeleri ve  “akıl vermek”  yerine verilen  “direktifleri”  yerine getirmeleri için mevki dağıtmak,  makam bahşetmek! 

DÖRT:  Partililerine arsa dağıtmak,  düşük faizli krediler vermenin kapılarını açmak,  Devletin arazilerini peşkeş çekmek,  ihaleleri ne yapıp edip onların  üstüne çıkarmak,   “ham”  yapmalarına  göz yummak,  gerekirse  ayıp olmasın diye  birlikte  “ham”  yapmak,  rüşvet ve dolandırıcılıkların adına   “ekonomik beceri”  demek… Falan…

HİÇ İTİRAZ ETMEYİN.  Bu memlekette çok partili cici demokratik rejime geçeli beridir siyasi partilerin  siyasetleri, Yukarıda bir kısmını anlattığımız bu icraatları ile kaimdir.  

Vakti zamanında Salih Coşar buna  Popülizm diyerek  hastalığı KKTC  literatürüne anlamıyla kaydetmiştir…

Bu  “popülizm”  denen illetten dolayıdır ki önce Devletin  işlerliğini sağlıklı şekilde sürdürüp götürecek  “bürokrasi”  bozulmuş,  ardından   partizanca  icraatlarda  pek çok enginar kafalı insan üst kademelerde istihdam edilmişlerdir.                                                                

Dolayısıyle Devlet mekanizması  mangos olmuştur!         Nitekim şimdilerde özelleştirmeye çalışılan bütün Devlet sektörleri gelip giden tüm Hükümetler ve koalisyonlar dönemlerinde  zarar etseler de batsalar da sırf  partiler çıkarları uğruna çiftlikleri olarak kullanılmaları için  sıkı sıkıya elde tutulmuşlardır!

Ehliyete,  bilgi ve kapasiteye bakılmadan    “yeter ki partili olsun,  partiye çalışsın”  politikalarında kayırılan Kamu görevlileri   Devletin cansına okurlarken sonunda ve sayelerinde olduğu gibi KKTC batmıştır…   Falan…

VE SONUÇ:  Hiçbir devrede  “Devlet”  olmamıştır!  “Olan”  siyasi partilerin yukarıda saydığımız icraatlarına uygun  “yönetimleri ile yöneticileri”   olmuştur.   

Nitekim  vakti zamanında artık koalisyonlardan kurtulamayan,  sonunda seçim kaybeden UBP’nin yerine gelen  çok iddialı CTP de  teamülü bozmamıştır.  O da UBP’nin yıllarca süren  “popülizmini”  beş on aya sıkıştırarak önce Devletin canına okumuş,  sonra “kurtaracağım” dediğinde battığına tanık olup şaşıp kalmıştır!  Şimdi sırada yeni bir çekişme ve iddia vardır.  Bir de ona bakalım:

*****

YÖNETİCİLER DEĞİŞSE NE YAZAR

Kısaca eğer İren Küçük gitse yerine kâşif gelse… Ne yapacak?   İlk fırsata Başbakanlığa atlamak için ne yapılması gerekirse onu…

Yani kavga!  Dalaşma!  Çekişme!  Yer kapma dönemi başlayacaktır! 

Sonuç:  Yine UBP’den birileri istifa edecek!  Ki bu partinin kaç parti doğurduğunu unuttuk.  Sonuncuları Avcı’lı ÖRP’le Ertuğruloğlu’lu DGP idi…

Tabi  bu tip parti içi olaylar, çekişme itişmeler,  her devrede  bütün olumsuzlukları ile memlekete de yansımıştır.     Mesela  Eroğlu’nun Başbakanlık’tan Cumhurbaşkanlığına atlarken İrsen Küçük’ün Başbakan olmasının  memlekete neye mal olduğunu  var mı bilen?  “Hadi sen söyle”   diyorsanız   “işte memleket”  diyorum!  Daha ne?   

Nitekim  cici demokrasinin ahkâmlarındaki şu  son numaraya bakın:  Küçük’e karşı Kâşif!  Kaşif kim?  Küçük hükümetinin sağlık bakanı!  Nerdeyse diyecek ki  “bu hükümette çalışan ve işlevini yerine getiren tek Bakanlık vardı o da Sağlık Bakanlığıdır!”

Ya Küçük ne diyecek?  “Gelip geçmiş en cesur Bakanım. ”   Doğrudur!  Sırtını Erdoğan’lı,  Atalay’lı Ankara’ya dayarsan cesur olmak ne kelime aslan bile olursun.  Fakat halkın Başbakanı olamazsın.  Nitekim bir türlü olamadı!                                                                   

Neyse lafı kesiyoruz.  Ve şu kanserojen hale gelmiş olaydan söz ediyoruz:

*****

KOOPERATİFLERDEN HÂLÂ ELLERİNİ ÇEKMEDİLER

Çünkü çiftlik büyük.  Her yerde banka şubeleri de var tesisleri de.  Kaldı ki  “Koop. Merkez Bankası”  yıllar yılı Başbakanların elinde inek gibi sağıldı.

Mesela her yıl  “hayret bir şey”  diyorduk.  Kâr amacı taşımayan Koop Merkez Bankası en çok vergiyi veren oluyordu.  Çünkü  Başbakanlığa bağlıydı ve çatır çatır alıyorlardı!” 

Artı şimdilerde her ay ödenmesi gereken maaşları denkleştiren şimdilerin bankalarından  önce bu işi Koop. Merkez Bankası yapıyordu.  Ta ki canına tak deyip  “artık maaşlar için kredi yok”  restini çekene kadar! Yoksa Koop. Merkez bankasının sonu,  boru ne kelime vuvuzella olacaktı!   Olurdu tabi!  Hiç halkın malı olan Koop Bankaları Başbakanlığa bağlanır mı?  Bağladılar ki yıllarca Koop.  Merkez Bankası Başbakanların en büyük kalesi olduydu!

BUNU DA YAZALIM. Gazeteci refiklerimizin tam üzerine gidecekleri olaylardan biridir,  dikkatlerini çekeriz.   Yine kooperatif bankalarında  “iktidara göre,  bakanlara göre, kısaca hükümete göre usulsüz terfiler yapılıp,  üst kademelere adamlarını getirme çalışmaları başlatıldı…  Gombinalar çevriliyor,  her zamanki gibi kaşla göz arasında  hakkı olanların hakları  çiğnenmek istenirken, haksızlıkların   icraatlar  olması  bekleniyor!  Ve huzursuzluk büyüyor. 

NEYSE BU TATLI TARAFI:  İki yurttaş kendilerini yöneten bir  Bakan hakkında konuşuyorlar.  Biri diğerine,  “yanılmıyorsam seçilip Meclis’e gittikten sonra Bakan olan bu şahıs  şu çiftlikte doğmuştu değil mi?”   Arkadaşı yanıtlar:  “O burada doğmadı,  Bakan olduktan sonra bu çiftlik doğdu!”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.